Yemen'de İran destekli Husiler, ülkenin güneyindeki Marib ve Hadramut vilayetlerinde bulunan askeri kamplara düzenledikleri saldırılarla en az 30 hükümet askerini öldürdü. Yemen resmi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, saldırılar Perşembe günü (6 Ağustos) gerçekleşti ve ölü sayısının artmasından endişe ediliyor. Saldırılarda ayrıca çok sayıda askerin yaralandığı bildirildi. Yemen hükümeti, Husilerin ateşkes çağrılarını hiçe sayarak sivilleri ve askeri noktaları hedef aldığını belirterek, uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaşta, İran destekli Husiler başkent Sana'yı ele geçirmiş, ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri hükümete destek vererek müdahalede bulunmuştu. Çatışmalar özellikle Marib vilayetinde yoğunlaşmış durumda. Marib, Yemen hükümetinin kontrolündeki en önemli petrol bölgesi ve son derece stratejik bir konumda. Husiler, burayı ele geçirmek için son aylarda yoğun saldırılar düzenliyor. Hadramut ise ülkenin en geniş vilayeti olması ve zengin doğal kaynaklara sahip olması nedeniyle kritik önem taşıyor. Perşembe günkü saldırıların, Husilerin Marib'i ele geçirme stratejisi kapsamında yapıldığı değerlendiriliyor. Yemen hükümet güçleri, son iki yıldır hem Husilere karşı hem de güneydeki ayrılıkçı gruplarla mücadele ediyor. Bu durum, Yemen'deki siyasi ve askeri haritayı karmaşıklaştırıyor. Birleşmiş Milletler'in çabalarına rağmen taraflar arasında kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. BM, Yemen'deki iç savaşın dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtığını ve milyonlarca kişinin açlık ve hastalıkla karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Son saldırılar, barış umutlarını daha da zayıflatmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, sadece ülke sınırlarını aşan bölgesel bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda. İran, Husilere askeri ve mali destek sağlarken, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini destekliyor. Bu durum, Yemen'i Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının merkezi haline getiriyor. Son dönemde ise bölgesel güç dengelerinde bazı değişimler yaşanıyor. Suudi Arabistan ile İran arasında yakın zamanda imzalanan normalleşme anlaşması, Yemen'deki ateşkes görüşmelerine yeni bir ivme kazandırabileceği yönünde umutlar doğurmuştu. Ancak bu anlaşmanın Husiler üzerinde ne kadar etkili olacağı belirsizliğini koruyor. Öte yandan, Yemen'deki güvenlik boşluğundan faydalanan El Kaide ve IŞİD gibi terör örgütlerinin de bölgede varlık göstermeye devam etmesi, küresel güvenlik açısından bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca, Kızıldeniz'de artan deniz ticareti ve enerji nakliyatı, Yemen'in stratejik önemini daha da artırıyor. Bu nedenle, ülkede yaşanan çatışmaların bölgesel ve küresel enerji güvenliğini tehdit etme potansiyeli bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki iç savaşta uluslararası toplumun barış çabalarını desteklemekte ve BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda Yemen'in toprak bütünlüğünü savunmaktadır. Yemen'deki istikrarsızlığın devam etmesi, Kızıldeniz'deki deniz ticareti yollarını etkileyerek küresel enerji arz güvenliği üzerinden Türk ekonomisini dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, bölgedeki güç mücadelesinde artan gerginlik, Orta Doğu'daki genel istikrarsızlığı körükleyerek Türkiye'nin çevresindeki güvenlik ortamını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, siyasi çözümü desteklemekte ve taraflarla diyalog halindedir. Bu bağlamda, yaşanan saldırıların bir an önce son bulması ve kalıcı ateşkesin sağlanması Türkiye'nin de çıkarına olacaktır.