Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'ın güney sınırında konuşlanmış askeri mevzilere yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlediklerini duyurdu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Cizan, Asir ve Necran bölgelerindeki askeri hedeflerin balistik füzeler ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) ile vurulduğunu belirtti. Saldırıların, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'deki askeri operasyonlarına misilleme olarak gerçekleştirildiği ifade ediliyor.
Gelişmenin arka planı
Husilerin bu saldırı açıklaması, Yemen'de yıllardır süren iç savaşta tansiyonun yeniden yükseldiği bir döneme denk geldi. Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'deki uluslararası kabul görmüş hükümeti desteklemek amacıyla Husilere karşı askeri koalisyona liderlik ediyor. Ancak son yıllarda Suudi Arabistan ile İran arasında, Çin'in arabuluculuğunda varılan anlaşma ve ateşkes görüşmeleri, bölgede diplomatik bir yumuşama dönemi başlatmıştı.
Bu son saldırı iddiaları, Mart 2022'de kısmi ateşkesin sona ermesinden bu yana en ciddi askeri hareketliliklerden biri olarak değerlendiriliyor. Husilerin açıklamasında, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik bombardımanlarına cevap olduğu vurgulanırken, Suudi tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Yerel kaynaklar, Suudi hava savunma sistemlerinin bazı füzeleri imha ettiğini, ancak bazı hedeflerin isabet aldığını öne sürüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendiren bir dönemde yaşanıyor. İsrail-Hamas savaşı nedeniyle bölgede zaten yüksek olan gerilim, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarıyla daha da tırmanmıştı. Husilerin Yemen'den Suudi topraklarına düzenlediği bu saldırılar, Suudi Arabistan ile İran arasındaki normalleşme çabalarını da zora sokabilir. Ayrıca, ABD ve Birleşik Krallık'ın Husilere yönelik son askeri operasyonları, bölgesel çatışmanın yayılma riskini artırıyor.
Suudi Arabistan açısından bakıldığında, ülke ekonomik vizyonunu (Vision 2030) hayata geçirme ve yabancı yatırımları çekme hedefiyle güvenlik endişelerini dengelemeye çalışıyor. Bu saldırılar, Suudi hükümetinin ulusal güvenlik önlemlerini gözden geçirmesine ve bölgesel ittifaklarını güçlendirmesine neden olabilir. Askeri gerilimin sürmesi, küresel enerji piyasalarını da olumsuz etkileyebilir; zira bölgedeki herhangi bir çatışma, petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikaları açısından önemli bir bağlam oluşturuyor. Türkiye, Yemen'deki ihtilafa askeri olarak doğrudan müdahil olmasa da, Kızıldeniz'deki güvenliğe büyük önem veriyor. Türkiye'nin bu bölgede askeri üsleri ve ticari çıkarları bulunuyor. Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, bölgedeki deniz ticaretini ve dolayısıyla Türk ihracatını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ve Suudi Arabistan ile geliştirdiği dengeli ilişkileri, bölgedeki gerilimden doğrudan etkilenebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgesel istikrarın sağlanması yönündeki diplomasi çabaları daha da önem kazanıyor.