İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, ülkenin siyasi tarihinde bir ilke imza atarak ultra-Ortodoks (Haredi) partilerle kurduğu ittifak, 1 Kasım'da yapılacak kritik seçimler öncesinde ciddi çatlaklarla karşı karşıya. Beşinci kez seçime giden İsrail'de, Netanyahu'nun koalisyon ortakları Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği (UTJ) partileri, son dönemde başbakanın politikalarına yönelik artan memnuniyetsizliklerini dile getiriyor. Özellikle koalisyon bütçesi görüşmeleri ve dini yasalar konusundaki anlaşmazlıklar, ittifakın geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Koalisyon İçindeki Gerilimler
Netanyahu, 2021'de kurduğu koalisyonu, sağcı ve dinci partilerin desteğiyle ayakta tutmaya çalışıyor. Ancak ultra-Ortodoks partiler, özellikle Şas lideri Aryeh Deri'nin mahkumiyeti sonrası yargı süreci, koalisyon içinde huzursuzluğa yol açtı. Deri'nin İçişleri Bakanı olarak atanmasının Yüksek Mahkeme tarafından engellenmesi, partinin Netanyahu'ya olan güvenini sarstı. Ayrıca, koalisyonun 2023 bütçesini zamanında geçirememesi, hükümetin erken seçime gitmek zorunda kalmasına neden oldu ve bu durum Netanyahu'nun siyasi kredibilitesini zayıflattı.
UTJ lideri Yitzhak Goldknopf, son haftalarda yaptığı açıklamalarda, "Bu koalisyonla yola devam etmek mümkün değil" diyerek partisinin seçim sonrası Netanyahu ile yeniden hükümet kurma konusunda isteksiz olduğunu ima etti. Goldknopf, özellikle din devleti eğitimi konusundaki bütçe kesintilerini eleştirerek, "Haredi toplumunun haklarını korumak için mücadele edeceğiz" ifadelerini kullandı. Öte yandan, Şas partisi de seçim kampanyasında Netanyahu'dan bağımsız bir profil çizmeye çalışıyor; Deri, partisinin seçim manifestosunu açıklarken, "Artık kimseye bağımlı olmadan kendi yolumuza devam edeceğiz" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki bu siyasi belirsizlik, sadece iç politikayı etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileme potansiyeline sahip. Netanyahu, uzun süredir Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmalarını (İbrahim Anlaşmaları) genişletmeye çalışıyor. Ancak seçimler öncesinde koalisyon ortaklarının desteğini kaybetmesi, bu süreci yavaşlatabilir. Özellikle Suudi Arabistan ile olası bir normalleşme görüşmesi, İsrail'in siyasi istikrarına bağlı. Uzmanlar, eğer Netanyahu seçimleri kazanamazsa, bölgede İran'a karşı oluşturulmaya çalışılan ittifakın zayıflayabileceğini belirtiyor.
Filistin meselesi de bu süreçten etkileniyor. Ultra-Ortodoks partilerin Filistinlilere yönelik tutumu, genel olarak sağcı partilerden farklı değil; ancak koalisyon içindeki çatlaklar, hükümetin Filistin yönetimiyle ilişkilerinde tutarsız politikalar izlemesine yol açabilir. Bu durum, Batı Şeria'daki yerleşim birimlerinin genişlemesine yönelik uluslararası tepkileri artırabilir. Ayrıca, ABD ile ilişkiler de seçim sonrası kurulacak hükümetin yapısına bağlı olarak yeniden şekillenebilir; Biden yönetimi, İsrail'de aşırı sağcı partilerin koalisyonda yer almasına sıcak bakmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından yakından izleniyor. Son yıllarda normalleşme sürecine giren iki ülke, enerji işbirliği ve bölgesel güvenlik konularında adımlar atmıştı. Ancak İsrail'deki siyasi istikrarsızlık, normalleşme sürecinin hızını etkileyebilir. Netanyahu'nun zayıflaması, Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasını geciktirebilir, ancak diğer yandan gelecekteki bir hükümetin Filistin meselesindeki tutumu, Ankara'nın tepkisini belirleyecek. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda İsrail'in iç siyasetindeki belirsizlik, Türkiye'nin enerji stratejilerini de etkileyebilir. Türkiye, bölgesel barış ve istikrar için İsrail'de ılımlı bir hükümetin kurulmasını umuyor, ancak seçim sonuçları ne olursa olsun, Ankara'nın pragmatik diplomatik ilişkilerini sürdürmesi bekleniyor.