Gazze'de faaliyet gösteren bir insan hakları örgütü, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'te başlattığı savaştan bu yana 9.500'den fazla Filistinlinin kaybolduğunu veya aileleriyle iletişiminin kesildiğini duyurdu. Raporda, kayıpların yaklaşık 4.700'ünü kadın ve çocukların oluşturduğu belirtildi. Örgüt, Salı akşamı yayımladığı raporda, kayıp vakalarının büyük çoğunluğunun İsrail saldırıları sırasında meydana geldiğini, bir kısmının ise çatışma bölgelerinde mahsur kaldığını veya toplu mezarlara gömüldüğünü ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Rapora göre, kayıpların önemli bir kısmı İsrail hava saldırıları ve kara operasyonları sırasında enkaz altında kalanlardan oluşuyor. Özellikle kuzey Gazze'de yoğun çatışmaların yaşandığı bölgelerde binlerce kişiye ulaşılamıyor. İnsan hakları örgütü, cesetlerin bir kısmının toplu mezarlara gömüldüğünü veya hastane morglarında kimlik tespiti yapılamadan defnedildiğini belirtiyor. Ayrıca, İsrail güçlerinin sivilleri tahliye sırasında kaybolmaya zorladığı iddia ediliyor. Örgüt, kayıpların ailelerinin akıbeti konusunda bilgi alamadığını ve uluslararası toplumun bu duruma duyarsız kaldığını vurguluyor.
BM verilerine göre, Gazze'de savaşın başından bu yana 30 binin üzerinde kişi hayatını kaybetti. Kayıp sayısının giderek artması, insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor. Özellikle kadın ve çocukların kayıp raporlarında öne çıkması, savaşın en kırılgan grupları hedef aldığını gösteriyor. Raporda, kayıpların çoğunun İsrail'in yoğun hava saldırıları düzenlediği bölgelerde yaşandığına dikkat çekiliyor.
Bölgesel boyut
Gazze'deki kayıp krizi, bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor. Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkeler, savaşın yayılma riskine karşı alarmda. Kayıp sayısı, özellikle insani yardım çabalarını zorlaştırıyor. BM ve diğer uluslararası kuruluşlar, kayıpların tespiti için yeterli kaynağa sahip olmadıklarını belirtiyor. Bu durum, bölgedeki mülteci akınlarını ve ikincil travmaları artırıyor. Ayrıca, kayıp vakalarının büyüklüğü, ateşkes müzakerelerini de etkiliyor; taraflar arasında güven eksikliğine yol açıyor. İsrail'in kayıplarla ilgili soruşturma yürütmediği yönündeki eleştiriler, uluslararası toplumda yankı buluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği destek bağlamında önem taşıyor. Ankara, savaşın başından bu yana insani yardım gönderirken, kayıpların akıbeti konusunda da girişimlerde bulunuyor. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde konuyu gündeme getiriyor. Ayrıca, Türkiye'deki kamuoyu Filistin davasına hassasiyet gösterdiğinden, bu tür raporlar iç politikada da yankı buluyor. Ekonomik ve güvenlik açısından doğrudan bir etki görülmese de, bölgedeki istikrarsızlığın Türkiye'nin doğal gaz arama ve enerji koridoru projelerini etkileyebileceği değerlendiriliyor. Dolayısıyla, kayıp sayısındaki artış Ankara'nın diplomatik adımlarını daha da perçinleyebilir.