İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırısında iki Filistinli hayatını kaybederken, en az 13 kişi de yaralandı. Saldırı, bölgede son aylarda artan gerginliğin ardından geldi. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, saldırıda ölenlerin kimlikleri henüz netleşmezken, yaralıların arasında kadın ve çocukların da bulunduğu bildirildi. İsrail ordusu ise saldırının "terör altyapısını" hedef aldığını öne sürdü. Olay, uluslararası toplumun Gazze'deki insani duruma ilişkin endişelerini yeniden gündeme getirdi.
Saldırının Arka Planı ve Bölgedeki Gerginlik
Gazze Şeridi, 2007'den bu yana Hamas'ın kontrolünde ve İsrail tarafından sıkı bir abluka altında tutuluyor. Son yıllarda aralıklarla yaşanan çatışmalar, özellikle 2021 Mayıs'ında 11 gün süren geniş çaplı bir savaşa dönüşmüştü. O tarihten bu yana taraflar arasında kırılgan bir ateşkes geçerli olsa da, küçük ölçekli saldırılar ve karşılıklı suçlamalar eksik olmuyor. Bu son saldırı, İsrail'in yeni hükümetinin göreve gelmesinin ardından bölgede ilk kez sivil kayıplara yol açan hava operasyonu olma özelliği taşıyor.
İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, saldırının "Hamas'a ait bir silah üretim tesisini" hedef aldığı iddia edildi. Ancak Filistinli kaynaklar, vurulan yerin sivil yerleşim bölgesi olduğunu ve çevrede büyük maddi hasar meydana geldiğini belirtiyor. Gazze'deki yerel basın, saldırının gece saatlerinde düzenlendiğini ve bölgede panik yarattığını aktardı. Yaralıların çoğunun Şifa Hastanesi'ne kaldırıldığı, bazılarının durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Uluslararası insan hakları örgütleri, son saldırıyı kınayarak bağımsız bir soruşturma çağrısı yaptı. Amnesty International, "sivillerin hedef alınmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu" vurguladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise yaptığı açıklamada, "Gazze'deki tansiyonun düşürülmesi ve sivil kayıpların önlenmesi" için taraflara çağrıda bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı da saldırıdan "derin endişe" duyduğunu bildirdi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki bu son saldırı, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da gerginleştirebilir. İsrail'in yeni Başbakanı Naftali Bennett liderliğindeki koalisyon hükümeti, göreve geldiğinden bu yana ilk kez geniş çaplı bir askeri operasyon düzenlemiş oldu. Bu durum, İsrail iç siyasetinde sertlik yanlısı kanadın baskısını artırabileceği gibi, Hamas'ın da karşılık verme olasılığını gündeme getiriyor. Hamas yetkilileri, saldırıya "sessiz kalınmayacağını" açıkladı.
Öte yandan, saldırı, bölgesel normalleşme süreçlerini de etkileyebilir. Son dönemde İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde ilişkiler normalleşirken, Filistin meselesi bu ülkelerin kamuoylarında hâlâ hassas bir konumda. Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkelerin, taraflar arasında ateşkesi yeniden tesis etmek için devreye girmesi bekleniyor. Ancak şu ana kadar resmi bir arabuluculuk girişimi duyurulmadı.
Uluslararası kamuoyunda ise Gazze'ye yönelik insani yardımların artırılması ve ablukanın hafifletilmesi yönünde çağrılar yükseliyor. Avrupa Birliği, "sivillerin korunması" gerektiğini vurgularken, Türkiye de saldırıyı kınayan açıklamalar yaptı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısını şiddetle kınıyoruz. Sivillerin hedef alınması kabul edilemez" denildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesine tarihsel ve stratejik olarak yakın bir ülke. Gazze'deki her tırmanma, Ankara'nın bölgesel diplomasisini doğrudan etkiliyor. Son saldırı, Türkiye'nin İsrail ile yürüttüğü normalleşme görüşmelerini zora sokabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve ticaret hatları açısından da risk oluşturuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı platformlarında Filistin davasını savunmaya devam edecek. Kamuoyunda ise hükümete yönelik "daha sert tepki" beklentisi artabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında denge arayışını zorlaştıracak.