İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları, Down sendromlu çocukların yıllar içinde kazandığı temel yaşam becerilerini yok etti. Savaş öncesinde özel eğitim merkezlerinden ve düzenli terapilerden faydalanan yüzlerce çocuk, şimdi ailelerinin çabalarıyla yürüme, konuşma ve tuvalet eğitimi gibi becerilerini yeniden kazanmaya çalışıyor. Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'deki sağlık ve eğitim altyapısının çökmesiyle bu çocukların durumunun her geçen gün daha da kötüleştiği uyarısında bulunuyor.
Savaşın Gölgesinde Kaybedilen Bir Nesil
Gazze'de 7 Ekim 2023 öncesinde Down sendromlu çocuklara yönelik çeşitli özel eğitim merkezleri ve rehabilitasyon programları faaliyet gösteriyordu. Bu merkezlerde çocuklara fizyoterapi, dil ve konuşma terapisi, sosyal beceri eğitimi gibi hizmetler sunuluyordu. Ancak İsrail'in yoğun bombardımanı ve kara operasyonları nedeniyle bu merkezlerin büyük bir kısmı ya yıkıldı ya da faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı.
Yerinden edilen aileler, çadır kentlerde veya akrabalarının yanında hayatta kalma mücadelesi verirken, Down sendromlu çocuklarına ayıracak zaman ve enerji bulmakta zorlanıyor. Birçok çocuk, düzenli ilaç ve terapi desteğinden yoksun kaldığı için kazandığı becerileri hızla kaybediyor. Örneğin, daha önce bağımsız yürüyebilen bir çocuk artık destek olmadan adım atamaz hale gelirken, konuşma yetisini kaybedenlerin sayısı da azımsanmayacak düzeyde.
Aileler, çocuklarının yaşadığı gerilemeyi durdurmak için olağanüstü çaba sarf ediyor. Ancak elektrik kesintileri, temiz su sıkıntısı, gıda yetersizliği ve sürekli yer değiştirme zorunluluğu, bu çabaları neredeyse imkânsız kılıyor. Bazı anneler, çocuklarına basit egzersizler yaptırmaya çalıştıklarını ancak psikolojik travmanın çocukları derinden etkilediğini belirtiyor.
Uluslararası Yardımın Yetersizliği ve Bölgesel Boyut
Birleşmiş Milletler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, Gazze'deki engelli bireylerin durumuna dikkat çekmek için raporlar yayımlasa da, bölgeye insani yardım ulaştırmak büyük ölçüde engelleniyor. İsrail'in uyguladığı abluka ve sınır kapılarındaki kısıtlamalar nedeniyle tıbbi malzeme, özel eğitim materyali ve uzman personel Gazze'ye giremiyor. Bu durum, Down sendromlu çocukların yanı sıra otizmli, serebral palsili ve diğer engel gruplarındaki çocukları da olumsuz etkiliyor.
Bölgesel düzeyde ise Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi komşu ülkelerdeki bazı kuruluşlar, Gazze'den tahliye edilen yaralı ve engelli çocuklara sınırlı da olsa destek sağlamaya çalışıyor. Ancak tahliye süreçlerinin karmaşıklığı ve sayıca çok az kişiye izin verilmesi, kapsamlı bir çözüm sunmuyor. Uluslararası toplumun etkili bir baskı mekanizması kuramaması, Gazze'deki engelli çocukların geleceğini daha da belirsiz hale getiriyor.
Uzmanlar, savaşın sona ermesinin ardından bile bu çocukların kaybettikleri becerileri yeniden kazanmalarının yıllar alacağını, hatta bazı durumlarda bu kayıpların kalıcı olabileceğini vurguluyor. Travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve kaygı gibi psikolojik sorunların da eşlik ettiği tablo, kapsamlı bir rehabilitasyon programını zorunlu kılıyor. Ancak Gazze'nin altyapısı yeniden inşa edilene kadar bu çocukların ihtiyaçlarına cevap vermek neredeyse olanaksız görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı en aktif diplomatik ve insani yardım faaliyeti yürüten ülkelerden biri olarak, engelli çocukların durumunu uluslararası platformlara taşıyabilir. Türk Kızılayı ve AFAD gibi kurumlar, bölgeye yönelik yardımlarında özel gereksinimli çocuklara yönelik tıbbi malzeme ve rehabilitasyon desteğini önceliklendirebilir. Ayrıca Türkiye, savaş sonrası dönemde Gazze'de kuracağı sahra hastaneleri ve eğitim merkezlerinde Down sendromlu çocuklara yönelik özel programlar geliştirerek bölgedeki insani etkisini artırabilir. Bu tür adımlar, Türkiye'nin Filistin davasındaki lider rolünü pekiştirirken, aynı zamanda küresel vicdana da seslenme imkânı sunar.