G7 ülkeleri, Kanada'da düzenlenen zirvede, İran'daki son gelişmelerin gölgesinde kalan Ukrayna savaşını ABD Başkanı Donald Trump'ın gündeminin üst sıralarına yeniden taşımak için yoğun diplomatik çaba harcıyor. Rusya'nın geniş çaplı işgalinin üzerinden dört yılı aşkın süre geçerken, Batılı müttefikler Kiev'e verilen desteğin azalmaması gerektiğinde ısrar ediyor. Zirve kapsamında yapılan ikili ve çok taraflı görüşmelerde, Ukrayna'ya askeri ve mali yardımın sürdürülmesi, yaptırımların devamı ve barış müzakereleri için yeni bir yol haritası oluşturulması ele alınıyor.
Gelişmenin arka planı
Rusya'nın 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ardından Ukrayna, Batılı müttefiklerinin yoğun desteğiyle direnişini sürdürürken, son haftalarda İran'daki çatışmalar uluslararası kamuoyunun dikkatini başka bir noktaya çekti. G7 ülkeleri, Ukrayna'nın savaş alanında yaşadığı zorluklar ve artan insani kriz karşısında, Trump yönetiminin odağını yeniden Kiev'e çevirmesi gerektiğini düşünüyor. Zirve öncesinde yapılan açıklamalarda, ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı askeri yardımın kesilmemesi ve yeni bir yardım paketi üzerinde çalışılması gerektiği vurgulandı. Öte yandan, Avrupa Birliği liderleri, Rusya'ya karşı yaptırımların genişletilmesi ve dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna'nın yeniden inşası için kullanılması konusunda Trump'ı ikna etmeye çalışıyor.
G7'nin bu çabası, aynı zamanda Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de savaşın sona ermesi için uluslararası desteğin sürmesi gerektiği yönündeki çağrılarının ardından geldi. Zelenskiy, son haftalarda yaptığı açıklamalarda, Batı'nın yeterli desteği sağlamaması halinde Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü koruyamayabileceği uyarısında bulunmuştu. G7 ülkeleri, bu uyarıyı dikkate alarak zirvede somut adımlar atmayı hedefliyor. Ancak Trump yönetiminin Ukrayna konusundaki tutumu, özellikle maliyetler ve savaşın uzaması endişeleri nedeniyle hala netlik kazanmış değil.
Bölgesel ve küresel boyut
Ukrayna savaşı, sadece Avrupa güvenliğini değil, aynı zamanda küresel enerji fiyatları, gıda krizi ve uluslararası hukukun üstünlüğü gibi konuları da doğrudan etkiliyor. G7 ülkelerinin Ukrayna'yı gündemin üst sıralarına taşıma çabası, Rusya'nın savaş alanındaki kazanımlarının meşrulaştırılmaması ve uluslararası toplumun toprak bütünlüğü ilkesinden taviz vermemesi açısından kritik önem taşıyor. Zirvede ayrıca, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerin Rusya'ya askeri destek sağlaması ele alınırken, bu ülkelere yönelik yeni yaptırımlar masada bulunuyor. Uzmanlar, G7'nin Ukrayna'ya yönelik kararlılığının, küresel güç dengeleri açısından da belirleyici olacağını ifade ediyor. Zirvenin sonuç bildirgesinde Ukrayna'ya tam destek mesajının yer alması bekleniyor, ancak spesifik yardım miktarları ve zamanlaması konusunda ayrıntılı bir taahhüt vermekten kaçınılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında arabulucu rolü üstlenmiş ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni uygulayarak Karadeniz'deki askeri dengeleri etkilemiştir. G7'nin Ukrayna'yı yeniden gündeme alması, Türkiye'nin bu konudaki diplomatik pozisyonunu güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin hem Rusya hem de Ukrayna ile dengeli ilişkiler sürdürme çabası, Batı ittifakındaki bu yeni konsolidasyon karşısında daha karmaşık hale gelebilir. Özellikle enerji ve ticaret alanındaki Rusya bağımlılığı, Türkiye'yi G7 yaptırımlarına tam olarak katılmaktan alıkoyarken, Karadeniz'deki güvenlik ortamı Ankara'nın çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle Türkiye, G7'nin Ukrayna merkezli politikalarını yakından izlemek ve kendi stratejik çıkarlarına uygun pozisyon almak durumundadır.