Almanya ile Polonya arasında 17 Haziran 1991’de imzalanan Dostluk, İyi Komşuluk ve İşbirliği Antlaşması, iki ülkeyi yüzyıllara dayanan düşmanlıktan stratejik ortaklığa taşıyan tarihi bir dönüm noktası oldu. Antlaşmanın 35. yılı geride kalırken, Varşova ile Berlin arasındaki ilişkilerin hiçbir zaman düz bir çizgide ilerlemediği görülüyor. Soğuk Savaş sonrasında Polonya’nın NATO ve AB üyeliğinin önünü açan bu anlaşma, iki ülkeyi Batı ittifak sisteminin sağlam bir parçası haline getirdi. Ancak tarihsel güvensizlikler, borç kalıntıları ve savaş tazminatı tartışmaları ilişkinin zayıf noktaları olarak varlığını sürdürüyor.
Geçmişin gölgesinde bir dostluk
İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgali ve altı milyon Polonyalı’nın hayatını kaybetmesi, iki ülke arasında derin yaralar açtı. Savaş sonrası dönemde Polonya, Sovyetler Birliği’nin kontrolüne girerken, Batı Almanya ile resmi ilişkilerini ancak 1970’lerde kurabildi. 1991 antlaşması ise duvarların yıkılmasının hemen ardından, Almanya’nın birleşme sürecini meşrulaştırmak ve Polonya’nın egemenliğini güvence altına almak için kritik bir adımdı. Anlaşma ile Almanya, Polonya’nın Oder-Neisse sınırını kesin olarak tanıdı; Polonya ise ülkesinde yaşayan Alman azınlığın haklarını garanti etti. Ekonomik işbirliği, kültürel değişim ve gençlik programları da anlaşmanın temel taşları arasındaydı.
Ancak 2015’te Polonya’da iktidara gelen Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) hükümeti, Almanya’ya karşı daha mesafeli bir tutum sergiledi. Varşova, savaş tazminatı taleplerini yeniden gündeme getirirken, AB fonları ve hukukun üstünlüğü konularında Berlin’le sık sık karşı karşıya geldi. 2023’te Polonya seçimlerinin ardından iktidara gelen Donald Tusk liderliğindeki koalisyon hükümeti, Almanya ile ilişkileri onarma sözü verse de, savaş tazminatı sorunu henüz çözüme kavuşmadı. Tusk, Almanya’nın Polonya’nın AB’deki en önemli ortağı olduğunu vurgulasa da, kamuoyundaki Almanya karşıtlığının tamamen ortadan kalktığı söylenemez.
Bölgesel ve küresel boyut
Almanya-Polonya ilişkisi, Avrupa Birliği’nin geleceği açısından belirleyici bir öneme sahip. Almanya, AB’nin en büyük ekonomisi ve itici gücü; Polonya ise Orta Avrupa’nın en büyük ülkesi ve AB’nin beşinci büyük ekonomisi. İki ülkenin uyumu, özellikle savunma politikaları ve enerji güvenliği konularında kritik. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Polonya, NATO’nun doğu kanadında en aktif ülkelerden biri haline gelirken, Almanya da askeri harcamalarını artırma kararı aldı. Polonya, Almanya’nın Ukrayna’ya askeri yardım konusunda daha hızlı ve kararlı adım atmasını isterken, Berlin de Varşova’nın AB içindeki muhalif tutumundan rahatsız. Yine de, iki ülke de transatlantik ittifakın güçlenmesinden ve Rus tehdidine karşı ortak duruştan yana. Enerji alanında ise Polonya, Rus gazına bağımlılığı azaltmak için Almanya ile işbirliği yaparken, Kuzey Akım 2 projesi nedeniyle yaşanan gerginlikler hâlâ taze.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya-Polonya ilişkilerinin seyri, Türkiye’nin AB ile ilişkileri açısından önemli sinyaller taşıyor. Polonya, AB içinde Türkiye’nin üyeliğine en çok karşı çıkan ülkelerden biri olurken, Almanya ise daha ılımlı bir pozisyonda. İki ülkenin uzlaşması, AB’nin genişleme politikasını da etkileyebilir. Ayrıca, Polonya’nın NATO’daki aktif rolü ve Almanya’nın askeri güçlenmesi, Karadeniz güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki dengeleri dolaylı olarak etkiliyor. Almanya’nın Türkiye’ye yönelik silah ihracatı politikaları, Polonya’nın da dahil olduğu AB mekanizmalarında şekilleniyor. Dolayısıyla, Berlin-Varşova hattındaki uyum veya gerilim, Türkiye’nin Avrupa’daki stratejik konumunu da kısmen belirliyor.