Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 2027 yılında dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon mültecinin yeniden yerleştirilmeye ihtiyaç duyacağını açıkladı. Kurum, mevcut yeniden yerleştirme seçeneklerinin giderek daraldığı uyarısında bulundu. UNHCR’nin yıllık yeniden yerleştirme ihtiyaçları raporuna göre, Afgan mülteciler en büyük grubu oluştururken, onları Güney Sudan, Sudan, Suriye ve Bangladeş’teki devasa kamplarda yaşayan Arakanlı Müslüman (Rohingya) mülteciler takip ediyor.
Yeniden Yerleştirme Krizi Büyüyor
UNHCR, yeniden yerleştirme programlarının giderek daha az sayıda ülke tarafından yürütüldüğünü ve kotaların ihtiyacın çok altında kaldığını belirtiyor. Raporda, 2025 yılı için öngörülen 1,5 milyon yeniden yerleştirme ihtiyacının yalnızca yüzde 5’inin karşılanabildiği ifade ediliyor. 2027 projeksiyonu, çatışmalar, zulüm ve iklim değişikliği gibi faktörlerin mülteci sayılarını artıracağına işaret ediyor. Afganistan’da Taliban yönetiminin kadın haklarını kısıtlayıcı politikaları da ülkeden kaçışları hızlandırıyor. Güney Sudan’da devam eden iç savaş ve Sudan’da patlak veren silahlı çatışmalar, bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor. Suriye’de 13 yıldır süren savaş ise milyonlarca insanı yerinden etmeye devam ediyor.
Küresel Sorumluluk Paylaşımı Tartışmaları
BM Mülteci Yüksek Komiseri Filippo Grandi, yaptığı açıklamada, “Yeniden yerleştirme, hayat kurtaran bir araçtır ve uluslararası korumanın somut bir ifadesidir. Ancak mevcut sistem, artan ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır” dedi. Grandi, ülkeleri daha fazla kontenjan açmaya ve mültecilere uzun vadeli çözümler sunmaya çağırdı. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, ABD, Kanada ve Avustralya gibi geleneksel yeniden yerleştirme ülkeleri, son yıllarda kotalarını düşürmüş veya programları askıya almış durumda. Bunun yerine, sığınmacıları kendi ülkelerinde veya komşu ülkelerde tutmaya yönelik politikalar ön plana çıkıyor. Ancak bu yaklaşım, mültecilerin çoğunun kırılgan koşullarda yaşadığı gerçeğini değiştirmiyor. Rohingya mültecilerinin Bangladeş’teki kamplarda maruz kaldığı insan hakları ihlalleri de uluslararası kamuoyunun gündeminde. Myanmar’daki askeri cunta, Arakanlı Müslümanları vatandaşlıktan çıkararak sistematik bir zulüm uyguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülke konumunda. BM’nin yeniden yerleştirme çağrısı, Türkiye’nin üzerindeki göç yükünü hafifletecek uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. AB ile 2016’da imzalanan geri kabul anlaşması ve devam eden mali yardımlar, Türkiye’nin sığınmacı politikasının merkezinde yer alıyor. Ancak savaşların sona ermemesi ve yeni çatışma alanlarının ortaya çıkması, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadelesini zorlaştırıyor. Suriye’nin kuzeyindeki istikrarsızlık ve Afganistan’dan gelen yeni dalgalar, Türkiye’nin sınır güvenliği ve entegrasyon politikalarını yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. BM’nin raporu, Türkiye’nin de dahil olduğu ev sahibi ülkelerin yükünün, küresel sorumluluk paylaşımı mekanizmalarıyla dengelenmesi gerektiğini teyit ediyor.