Peru'da başkanlık seçimlerinde muhafazakar aday Keiko Fujimori, dar farkla geride olduğu yarışta son sayılan yurtdışı oylarıyla yeniden öne geçti. Ülkenin seçim kurumu, oyların yüzde 99'dan fazlasının sayıldığını ve Fujimori'nin yüzde 50,2 oy oranına ulaştığını, solcu rakibi Roberto Sanchez'in ise yüzde 49,8'de kaldığını açıkladı. Fark yalnızca 0,4 puan ve yaklaşık 80 bin oy civarında. Seçim sonucunun kesinleşmesi için kalan birkaç bin oyun yanı sıra itiraz süreçlerinin de tamamlanması gerekiyor. Bu durum, ülkede siyasi belirsizliği artırıyor ve taraflar arasında gerginliğe yol açıyor.
Seçim süreci ve taraflar
Peru, son yıllarda siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Eski devlet başkanı Pedro Castillo'nun 2022'de görevden alınması ve ardından gelen geçici hükümetler, ülkeyi erken seçime sürükledi. İkinci turda karşı karşıya gelen Keiko Fujimori ve Roberto Sanchez, Peru'nun geleceği için iki farklı vizyon sunuyor. Fujimori, eski devlet başkanı Alberto Fujimori'nin kızı olarak muhafazakar çizgide, serbest piyasa yanlısı ve güvenlik odaklı bir politika izliyor. Sanchez ise sol popülist söylemleriyle yoksul kesimlerin desteğini alıyor ve devlet müdahalesini artırmayı vadediyor.
Seçim kampanyası boyunca iki aday arasında sert tartışmalar yaşandı. Fujimori, Sanchez'i radikal solculukla ve Venezuela benzeri bir ekonomik çöküşe yol açmakla suçlarken, Sanchez Fujimori'yi babasının otoriter yönetimi ve yolsuzluk skandallarıyla ilişkilendirdi. Oyların sayımı sırasında her iki taraf da usulsüzlük iddialarında bulundu. Uluslararası gözlemciler sürecin genel olarak şeffaf olduğunu ancak gerginliğin yüksek olduğunu belirtti. Seçim kurumu, sonuçların birkaç gün içinde kesinleşeceğini duyurdu.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Peru, Latin Amerika'nın en büyük ekonomilerinden biri olarak bölgesel dengeler açısından kritik öneme sahip. Ülke, bakır ve altın gibi maden kaynaklarıyla küresel piyasalarda önemli bir oyuncu. Seçim sonucu, yatırımcıların gözünde Peru'nun ekonomik istikrarını belirleyecek. Fujimori'nin zaferi, piyasa dostu politikaların devamı anlamına gelirken, Sanchez'in kazanması sol dalganın bölgede güçlenmesi olarak yorumlanacak.
Bölgesel aktörler de seçimi yakından takip ediyor. Fujimori, ABD ve uluslararası finans kuruluşlarıyla yakın ilişkileriyle biliniyor. Sanchez ise Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ve Meksika lideri Andrés Manuel López Obrador gibi solcu liderlerle dayanışma içinde. Seçim sonucu, Peru'nun dış politikasını da şekillendirecek. Özellikle Çin'in bölgedeki artan etkisi karşısında Peru'nun pozisyonu önem kazanıyor. Her iki aday da Çin ile ticareti sürdürmekten yana, ancak Fujimori daha fazla Batı yanlısı bir duruş sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki seçim, Türkiye için doğrudan bir sonuç doğurmasa da Latin Amerika'daki siyasi eğilimler açısından izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Peru ile ticari ilişkilerini geliştirme çabasında. İki ülke arasında savunma sanayii ve madencilik alanında iş birliği fırsatları bulunuyor. Fujimori'nin kazanması, mevcut ekonomik politikaların devamı ve yabancı yatırıma açık bir ortam anlamına geleceğinden, Türk şirketlerinin Peru pazarına girişini kolaylaştırabilir. Öte yandan, sol bir hükümetin iş başına gelmesi halinde, Türkiye'nin bölgedeki diğer sol hükümetlerle olduğu gibi Peru ile de pragmatik ilişkiler geliştirmesi mümkün. Ancak seçim belirsizliği kısa vadede yatırım kararlarını erteleyebilir.