Kanada'nın eski Dışişleri Bakanı Chrystia Freeland, ABD-Kanada ilişkilerini müzakere masasında bizzat deneyimlemiş bir isim. 2017-2019 yılları arasında Kanada'nın ABD ile yürüttüğü ticaret görüşmelerinde kilit rol oynayan Freeland, şimdi iki ülke arasında yeniden alevlenen ticaret savaşını yakından izliyor. Freeland, Başkan Donald Trump'ın yeniden gündeme getirdiği çelik ve alüminyum tarifelerinin Kanada ekonomisi üzerindeki etkilerini ve müzakere sürecinin nasıl şekilleneceğini değerlendiriyor.
Ticaret Savaşının Arka Planı
ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi yeni değil. 2018 yılında Trump yönetimi, ulusal güvenlik gerekçesiyle Kanada ve Meksika'dan ithal edilen çelik ve alüminyuma ek gümrük vergileri getirmişti. O dönemde Kanada, misilleme olarak ABD ürünlerine toplamda 16,6 milyar dolar değerinde tarife uygulamıştı. Freeland, o süreçte Kanada'nın baş müzakerecisi olarak Washington'la zorlu görüşmeler yürütmüş ve sonunda USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması) olarak bilinen yeni ticaret anlaşmasının imzalanmasında önemli bir rol oynamıştı. Ancak Trump'ın 2025'te yeniden iktidara gelmesiyle birlikte, çelik ve alüminyum tarifeleri yeniden yürürlüğe girdi. Bu kez tarifeler yüzde 25'e kadar çıkarıldı ve Kanada ekonomisi üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu.
Freeland, deneyimlerinden yola çıkarak Trump'ın müzakere tarzını iyi biliyor. "Trump, her zaman güçlü bir pozisyon alır ve karşı tarafı köşeye sıkıştırmaya çalışır. Ancak Kanada'nın da kozları var" diyor. Freeland'a göre, Kanada'nın enerji ve otomotiv sektörlerindeki kritik tedarik zinciri rolü, ABD'nin tarifeleri sürdürmesini zorlaştırabilir. Özellikle Ontario ve Quebec'teki otomotiv fabrikaları, ABD'deki montaj hatlarına doğrudan bağlı. Tarifeler bu entegre üretim ağını sekteye uğratabilir.
Öte yandan, Kanada hükümeti de misilleme tarifeleri konusunda kararlı. Başbakan Justin Trudeau, ABD'nin tarifelerine karşı "orantılı ve etkili" bir yanıt verileceğini açıkladı. Freeland, bu tür bir karşılıklı tarife sarmalının her iki ülke ekonomisine de zarar vereceğini vurguluyor. "Ticaret savaşları kazananı olmayan savaşlardır. Ancak bazen caydırıcılık için gereklidir" diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Kanada ticaret savaşı, sadece iki ülkeyi değil, küresel ticaret düzenini de etkiliyor. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarına aykırı olduğu iddia edilen tarifeler, diğer ülkelerin de benzer adımlar atmasına yol açabilir. Avrupa Birliği, Çin ve Meksika gibi aktörler, ABD'nin tarife politikalarını yakından izliyor. Freeland, bu durumun dünya ticaretinde bir parçalanmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor. "Küresel tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor ve ülkeler kendi bölgesel bloklarını oluşturmaya çalışıyor" diyor.
Kanada, aynı zamanda Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) ve Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) gibi alternatif ticaret anlaşmalarına yönelerek ABD'ye olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Ancak coğrafi yakınlık ve entegre ekonomiler nedeniyle ABD'nin Kanada için önemi tartışılmaz. Freeland, "Kanada'nın tek bir pazara bağımlı olması risklidir, ancak ABD ile olan ilişkimiz sadece ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik ve kültürel temellere dayanır" diyor.
Trump yönetiminin tarifeleri, aynı zamanda Kanada'daki siyasi dengeleri de etkiliyor. 2025'te yapılacak federal seçimler öncesinde, iktidardaki Liberal Parti'nin ticaret savaşındaki performansı seçmen nezdinde belirleyici olacak. Freeland, bu süreçte partisinin önemli bir figürü olarak öne çıkıyor. Muhalefetteki Muhafazakâr Parti ise Trudeau hükümetini tarifeler karşısında yeterince sert olmamakla eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Kanada ticaret savaşı, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da küresel ticaret düzenindeki çatlakları derinleştirmesi açısından önem taşıyor. Türkiye, ihracatının büyük bölümünü AB pazarına yapıyor ve ABD ile benzer tarife gerilimleri yaşayabilir. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerindeki kaymalar, Türkiye'nin alternatif üretim ve lojistik merkezi olma potansiyelini artırabilir. Çelik ve alüminyum sektöründe Türkiye, ABD'nin uyguladığı ek vergilerden zaten etkilenmişti; Kanada ile yaşanan benzer bir süreç, Türkiye'nin DTÖ nezdinde mücadelesine emsal teşkil edebilir. Öte yandan, ticaret savaşlarının yol açtığı belirsizlik, gelişmekte olan ülke ekonomileri için risk oluşturuyor.