Fransız polisi, doğu Fransa'daki Chevaline kasabası yakınlarındaki bir dağ gölünde geçtiğimiz günlerde bulunan bir Luger marka tabancanın, 2012 yılında aynı bölgede işlenen ve İngiliz-Iraklı bir aileyi hedef alan gizemli cinayetle bağlantılı olup olmadığını araştırıyor. Annecy Gölü'nün yaklaşık 10 kilometre güneyindeki gölden çıkarılan silahın, 5 Eylül 2012'de Chevaline'deki ormanlık bir patikada Saad al-Hilli, eşi İkbal ve kayınvalidesi Süheyla el-Allaf'ın öldürülmesinde kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. Olayda ailenin 7 yaşındaki kızı Zainab ağır yaralanırken, 4 yaşındaki kız kardeşi Zeena saatlerce ölen annesinin cesedinin altında saklanarak hayatta kalmıştı.
Yıllardır çözülemeyen dosya yeniden açılıyor
Fransa'nın Haute-Savoie bölgesinde 2012 yılında meydana gelen ve 'Chevaline cinayetleri' olarak bilinen olay, ülkenin en karmaşık ve çözülememiş dosyalarından biri olarak kabul ediliyor. Saldırıda ayrıca, olay yerine tesadüfen gelen ve bisikletiyle geçen Fransız bisikletçi Sylvain Mollier de vurularak öldürülmüştü. Saldırgan ya da saldırganlar, kurbanların kafalarına yakın mesafeden ateş ederek 'infaz' tarzı bir yöntem kullanmış, ancak ailenin değerli eşyalarına dokunmamıştı. Bu durum, cinayetin soygun amaçlı olmadığını düşündürüyor.
Geçtiğimiz hafta sonu bölgedeki bir dağ gölünde dalgıçlar tarafından bulunan 7.65 mm çapındaki Luger tabancanın, balistik testler için Paris'teki kriminal laboratuvarına gönderildiği bildirildi. Fransız medyasına konuşan polis kaynakları, silahın üzerindeki seri numarasının kazınmış olduğunu ve menşei hakkında henüz net bir bilgi edinilemediğini, ancak Birinci veya İkinci Dünya Savaşı dönemine ait olabileceğini belirtti. Savcılık, tabancanın cinayette kullanılan silahlardan biri olup olmadığının belirlenmesi için kapsamlı bir inceleme başlattı.
Uluslararası boyut ve farklı teoriler
Cinayet, kurbanların çok uluslu kimlikleri nedeniyle uluslararası bir davaya dönüşmüş, İngiliz, Fransız ve Irak makamları ortak soruşturma yürütmüştü. Saad al-Hilli'nin bir mühendis olarak Savunma Bakanlığı'na bağlı bir şirkette çalışması, olayın istihbarat boyutunu gündeme getirmiş; ancak resmi açıklamalarda bu iddialar yalanlanmıştı. Soruşturma kapsamında İngiliz basınında yer alan haberlerde, al-Hilli ailesinin Irak'taki bir aile mirası nedeniyle tehdit altında olduğu, ancak bu teorinin de kanıtlanamadığı belirtilmişti.
Olayın üzerinden geçen 10 yılı aşkın süreye rağmen, fail ya da faillerin kimliği bir türlü belirlenememişti. Fransa'da 2020 yılında dosyayı yeniden canlandıran ve tanıkların ifadelerini toplayan ekip, 2022'de olay yerinden yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta bir araçta bulunan boş bir kovanın izini sürmüş, ancak sonuç alamamıştı. Şimdi gölden çıkarılan tabanca, dosyadaki en somut delil olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, uluslararası adli işbirliği ve sınır ötesi soruşturmalar açısından önem taşıyor. Türkiye, terörle mücadele ve organize suçlarla ilgili soruşturmalarda Fransa ile istihbarat paylaşımı ve adli işbirliği mekanizmalarına sahiptir. Ayrıca, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarının karıştığı benzer olaylarda adaletin sağlanması, Türk dış politikasının öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu tür çözülmemiş dosyaların aydınlatılması, ülkeler arası güveni artırarak uluslararası hukukun etkinliğine katkı sağlar. Türkiye'nin de benzer şekilde uzun yıllardır çözülememiş cinayet dosyaları bulunmaktadır; bu nedenle Fransa'daki gelişmeler, adli süreçlerin teknolojik imkanlarla yeniden ele alınması açısından örnek teşkil edebilir.