11 yaşındaki Fransız öğrenci Lyhanna'nın kaçırılıp vahşice öldürülmesi, çocuk koruma sisteminin başarısızlığını bir kez daha gündeme taşıdı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurgularken hükümet de tam şeffaflık sözü verdi. Soruşturma devam ederken, insan hakları avukatları Fransız çocuk koruma mekanizmasının 'çocukların sesini duymadığı' eleştirisinde bulundu.
Arka plan: Lyhanna nasıl kayboldu?
Lyhanna, geçtiğimiz hafta okul çıkışı evine dönmediği için ailesi tarafından kayıp ihbarı yapıldı. Polis, küçük kızın son görüldüğü bölgede geniş çaplı arama çalışması başlattı. Ne yazık ki, cansız bedeni ertesi gün bir ormanlık alanda bulundu. Otopsi raporu, boğularak öldürüldüğünü ortaya koyarken, şüpheli olarak 43 yaşında bir adam gözaltına alındı. Zanlının daha önce çocuklara yönelik suçlardan sabıkası olduğu ve serbest bırakıldığı öğrenildi. Bu durum, adalet sisteminin suçluları nasıl denetlediği sorusunu da beraberinde getirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da çocuk istismarı alarmı
Lyhanna'nın ölümü, yalnızca Fransa'da değil, tüm Avrupa'da çocuk koruma politikalarının yeniden gözden geçirilmesine neden oldu. Avrupa Konseyi, üye ülkelerde çocuklara yönelik şiddetin azaltılması için daha sıkı yasalar çağrısında bulundu. Özellikle internet üzerinden çocuk istismarı materyallerinin yayılması ve organize suç ağlarının çocukları hedef alması, kıta genelinde endişe yaratıyor. Fransa'da son iki yılda çocuk cinayetleri vakalarında yüzde 20 artış görülürken, uzmanlar bu artışı pandemi sonrası sosyal hizmetlerdeki aksamalara bağlıyor. Macron hükümeti, olayın ardından çocuk koruma sisteminde kapsamlı bir reform yapılacağını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu trajik olay, Türkiye'de de çocuk koruma sisteminin etkinliği konusunda kamuoyunda tartışma başlatabilir. Her iki ülke de çocuk ihmal ve istismarıyla mücadelede benzer zorluklar yaşarken, Lyhanna vakası erken uyarı mekanizmalarının ve adli takibin önemini gösteriyor. Türkiye'nin özellikle çocuklar için güvenli internet ve okul çevresi tedbirleri konusunda mevcut uygulamalarını gözden geçirmesi gerekebilir. Aksi halde, benzer ihmal vakaları Türkiye'de de yaşanabilir.