Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimine yedi ay kaldı. Anketler, Marine Le Pen'in ilk turu lider bitirebileceğini gösterirken, merkez sağ ve solda adayların zayıf kalması ve aday sayısının çokluğu, ikinci tura kalacak rakibin kim olacağı sorusunu gündeme getiriyor. Ülke, ekonomik durgunluk, göç ve güvenlik tartışmalarıyla şekillenen bir seçim atmosferine giriyor. Merkez partilerin seçmeni heyecanlandıramaması, aşırı sağın yükselişini kolaylaştırıyor.
Seçim Takvimi ve Adayların Durumu
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimi Nisan 2027'de yapılacak. Ancak seçim kampanyası şimdiden başladı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un görev süresi 2027'de sona eriyor ve yeniden aday olamıyor. Bu durum, merkez siyasette büyük bir boşluk yaratıyor. Merkez sağda eski başbakan Édouard Philippe, Hauts-de-France Bölge Başkanı Xavier Bertrand ve eski İçişleri Bakanı Gérald Darmanin gibi isimler öne çıkıyor. Ancak hiçbiri anketlerde Le Pen'in karşısında net bir üstünlük sağlayamıyor. Merkez solda ise Sosyalist Parti'nin zayıflığı ve solun bölünmüşlüğü dikkat çekiyor. La France Insoumise lideri Jean-Luc Mélenchon, solun en güçlü ismi gibi görünse de aşırı sol çizgisiyle merkez seçmene uzak duruyor. Yeşiller ve Komünistler ise kendi adaylarını çıkarma hazırlığında.
Aday bolluğu, merkez ve sol seçmenin oylarını bölecek. 2022 seçimlerinde olduğu gibi, ilk turda birden fazla merkez adayın yarışması, Le Pen'in ikinci tura daha rahat kalmasını sağlayabilir. Anketler, Le Pen'in ilk turda %30 civarında oy alabileceğini, merkez adayların ise %10-15 bandında sıkıştığını gösteriyor. Bu tablo, ikinci turda Le Pen'e karşı kimin çıkacağını belirsizleştiriyor.
Le Pen'in Stratejisi ve Değişen Söylem
Marine Le Pen, 2011'de babasından devraldığı partiyi (eski adıyla Ulusal Cephe, şimdi Ulusal Birlik) yıllardır ılımlılaştırma stratejisi izliyor. Göç karşıtı ve Avrupa şüphecisi çizgisini korurken, ekonomik olarak sol popülist söylemlerle işçi sınıfına hitap ediyor. 2022'de Macron'a karşı ikinci turda %41,5 oy alması, bu stratejinin kısmen işe yaradığını gösterdi. Şimdi ise cumhurbaşkanlığı için en güçlü aday konumunda. Ancak Le Pen'in aşırı sağ geçmişi ve yargı süreçleri (Avrupa Parlamentosu fonlarını kötüye kullanma davası) hâlâ tartışma konusu. Buna rağmen, seçmen nezdinde 'normalleşme' süreci devam ediyor.
Merkez Sağın Arayışı ve Solun Bölünmüşlüğü
Merkez sağda Cumhuriyetçiler (LR) partisi, 2022'de %4,8 oyla tarihi bir yenilgi aldı. Parti içi liderlik krizi devam ediyor. Édouard Philippe, kendi hareketi Horizons ile merkez sağ ve merkez arasında bir köprü kurmaya çalışıyor. Ancak Philippe'in Macron dönemindeki başbakanlığı, onu 'Macronizm'in devamı' olarak gösteriyor ve bu da seçmende heyecan yaratmıyor. Xavier Bertrand ise daha muhafazakâr bir çizgide. Ancak ulusal tanınırlığı sınırlı. Gérald Darmanin, sert iç güvenlik söylemiyle öne çıksa da cumhurbaşkanlığı için yeterli desteği henüz toplayamadı. Bu dağılmış tablo, Le Pen'e karşı birleşik bir cephe oluşmasını zorlaştırıyor.
Solda ise tablo daha da karışık. Sosyalist Parti, 2022'de %1,7 oyla yok olma noktasına geldi. Ancak 2024 genel seçimlerinde sol ittifak (NFP) başarılı oldu ve sandalye sayısını artırdı. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimi için solun ortak adayı konusunda anlaşmazlık var. Jean-Luc Mélenchon, dördüncü kez aday olmaya hazırlanıyor. Ancak anketler, Mélenchon'un ikinci tura kalma şansının düşük olduğunu gösteriyor. Eski cumhurbaşkanı François Hollande'ın adı geçse de kendisi henüz net bir açıklama yapmadı. Yeşiller'in adayı Yannick Jadot ve Komünist Parti'nin adayı Fabien Roussel de yarışa girecek. Bu bölünmüşlük, merkez solun Le Pen karşısında etkili bir alternatif sunmasını engelliyor.
Ekonomik ve Sosyal Arka Plan
Fransa ekonomisi, yüksek enerji fiyatları, enflasyon ve bütçe açığıyla mücadele ediyor. Hükümetin emeklilik reformu ve kemer sıkma politikaları toplumsal protestolara yol açtı. İşsizlik oranı %7 civarında seyrediyor. Seçmenin en büyük endişesi geçim sıkıntısı ve göç. Le Pen, bu konularda net mesajlar verirken, merkez adaylar ekonomik istikrar ve AB yanlısı söylemlerle seçmeni ikna etmeye çalışıyor. Ancak Fransa'da seçmenin merkez partilere olan güveni azalmış durumda. Bu da aşırı sağın işini kolaylaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki seçim, Türkiye-AB ilişkileri açısından kritik. Marine Le Pen'in cumhurbaşkanı olması halinde, Türkiye'nin AB üyelik süreci tamamen donabilir; Le Pen açıkça Türkiye karşıtı bir çizgide. Ayrıca savunma ve göç konularında Türkiye ile yaşanan gerilimler artabilir. Merkez sağ adaylardan Philippe veya Bertrand'in kazanması durumunda ise Macron dönemine kıyasla daha ılımlı bir ton beklenebilir; ancak yine de Türkiye'nin AB perspektifi zayıf kalacak. Ekonomik olarak, Fransa'nın içe kapanması ve aşırı sağın yükselişi, Avrupa Birliği'nin genel istikrarını etkileyerek Türkiye'nin ticaret ve yatırım ilişkilerini de dolaylı yoldan sarsabilir.