PARİS - Fransa'da merkez siyasetin iki önemli ismi, eski başbakanlar Édouard Philippe ve Gabriel Attal'ın destekçileri, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ortak bir aday etrafında birleşmekte zorlanıyor. Anketler, aşırı sağ ve aşırı sol partilerin oy oranlarını artırdığını gösterirken, merkezciler birbirleriyle mücadele etmenin, aşırı uçlarla mücadeleden daha fazla enerji harcamalarına neden olduğu endişesini taşıyor.
Merkez sağda iki güçlü isim: Philippe ve Attal
Fransa'da cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 2027'de görev süresinin sona ermesiyle birlikte, merkez siyasetin geleceği belirsizleşti. Macron'un eski başbakanlarından Édouard Philippe, 2017-2020 yılları arasında başbakanlık yaptı ve şu anda Le Havre belediye başkanı. Anketlerde cumhurbaşkanlığı yarışı için en güçlü merkez sağ aday olarak öne çıkıyor. Gabriel Attal ise 2024'te başbakanlık yaptı ve şu anda iktidardaki Rönesans partisinin genel başkanı. Attal, genç ve dinamik imajıyla merkez seçmene hitap ediyor.
Ancak iki isim arasındaki rekabet, merkez sağın oylarını bölme riski taşıyor. Philippe, daha bağımsız bir çizgi izlerken, Attal Macron'un mirasını sürdürme iddiasında. Destekçileri, aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National - RN) ve aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (La France insoumise - LFI) karşısında birleşmenin şart olduğunu kabul ediyor, ancak kimin lider olacağı konusunda uzlaşma sağlanamıyor.
Aşırı uçların yükselişi ve merkezin erimesi
Son anketler, RN lideri Jordan Bardella'nın ve LFI'nin oy oranlarını artırdığını gösteriyor. 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde RN birinci parti olmuş, ardından erken genel seçimlerde sol ittifak Yeni Halk Cephesi (NFP) öne çıkmıştı. Bu tablo, merkez partilerin seçmen tabanının eridiğini ortaya koyuyor. Macron'un 2022'de cumhurbaşkanlığını kazanmasına rağmen, ardından yapılan seçimlerde merkez sağ ve sol ittifaklar çoğunluğu kaybetti.
Merkezciler, aşırı uçların yükselişini durdurmak için tek çare olarak birleşik bir aday göstermeyi görüyor. Ancak Philippe ve Attal kampları arasındaki gerilim, bu hedefi zorlaştırıyor. Philippe, daha önce yaptığı açıklamada "aşırı uçlara karşı geniş bir ittifak" çağrısı yapmış, Attal ise "merkez siyasetin dağılmasına izin vermeyeceğiz" mesajı vermişti. İki isim arasındaki farklılıklar, kişisel hırsların ötesine geçerek, partiler arası strateji ve ideolojik konumlanma farklılıklarına dayanıyor.
Öte yandan, merkez sol da benzer bir parçalanma yaşıyor. Sosyalist Parti, Yeşiller ve Komünistler, LFI ile ittifak yapma konusunda bölünmüş durumda. Bu da merkez solun aşırı sola karşı alternatif oluşturmasını engelliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da merkez siyasetin krizi
Fransa'daki bu tablo, Avrupa genelinde merkez siyasetin karşı karşıya olduğu krizi yansıtıyor. Almanya'da koalisyon hükümeti dağıldı, İtalya'da aşırı sağ iktidarda, Hollanda'da Geert Wilders'in partisi seçimleri kazandı. Avrupa Birliği'nin motoru olan Fransa ve Almanya'daki siyasi istikrarsızlık, AB'nin ortak karar alma mekanizmalarını da olumsuz etkiliyor. Özellikle göç, iklim ve ekonomik politikalar gibi konularda aşırı sağın yükselişi, AB'nin geleceğini şekillendirecek.
Fransa, NATO'nun önemli bir üyesi ve AB'nin savunma işbirliğinde kilit rol oynuyor. Aşırı sağcı RN'nin iktidara gelmesi halinde, Fransa'nın NATO ve AB politikalarında önemli değişiklikler yaşanabilir. RN lideri Marine Le Pen ve Jordan Bardella, geçmişte Avrupa şüphecisi söylemleriyle biliniyordu, ancak son dönemde daha ılımlı bir çizgi izlemeye çalışıyorlar. Yine de Fransa'nın AB içindeki liderlik rolü, merkez siyasetin zayıflamasıyla sarsılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki siyasi gelişmeler, Türkiye-AB ilişkileri ve Türkiye'nin Avrupa'daki konumu açısından önem taşıyor. Merkez siyasetin zayıflaması ve aşırı sağın yükselişi, Fransa'nın Türkiye karşıtı söylemlerini artırabilir; zira aşırı sağ partiler genellikle Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkıyor ve göçmen karşıtı politikaları savunuyor. Öte yandan, Fransa'nın AB içindeki etkinliğinin azalması, Türkiye'nin alternatif ortaklıklar arayışını etkileyebilir. Ayrıca, savunma alanında Fransa ile yürütülen işbirlikleri (örneğin Eurosam konsorsiyumu) siyasi istikrarsızlıktan olumsuz etkilenebilir. Türkiye, Fransa'daki siyasi dengeleri yakından izlemeli ve olası bir aşırı sağ iktidara karşı diplomatik önlemler almalıdır.