Avrupa Komisyonu, eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin Avrupa Birliği ekonomisini canlandırmaya yönelik kapsamlı planının büyük bir bölümünü hayata geçirdi. Ancak ulusal hükümetlerin artan direnci, planın ikinci yılında hedeflerine ulaşmasını zorlaştırıyor. Brüksel'in rekabetçilik gündemi, üye devletlerin korumacı eğilimleri ve siyasi öncelikleriyle çarpışıyor.
Planın Arka Planı ve İlk Yılın Bilançosu
Mario Draghi'nin Eylül 2024'te yayımlanan raporu, Avrupa'nın ekonomik gerilemesini durdurmak için 800 milyar avroluk bir yatırım hamlesi öneriyordu. Rapor, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, Çin ve ABD ile artan rekabet, savunma harcamalarındaki eksiklikler ve yeşil dönüşümün finansmanı gibi kritik başlıklara dikkat çekiyordu. Draghi, AB'nin inovasyon, altyapı ve savunma alanlarında ortak borçlanma dahil radikal adımlar atması gerektiğini savunuyordu. Komisyon, bu doğrultuda Temiz Sanayi Anlaşması, Rekabetçilik Pusulası ve savunma sanayii stratejisi gibi bir dizi girişimi başlattı. Ayrıca, devlet yardımları kurallarında esneklik sağlanması ve sermaye piyasaları birliğinin derinleştirilmesi yönünde adımlar atıldı. Ancak bu adımların çoğu, üye devletlerin onayına takıldı.
Ulusal Hükümetlerin Direnci ve Siyasi Engeller
Ulusal hükümetler, Draghi planının bazı unsurlarını kendi egemenlikleri ve bütçe öncelikleri açısından riskli buluyor. Özellikle ortak borçlanma konusunda Almanya ve Hollanda gibi ülkeler çekincelerini koruyor. Fransa ve İtalya ise daha fazla mali alan talep ediyor. Doğu Avrupa ülkeleri, yeşil dönüşümün maliyetinin kendilerine yüklenmesinden şikayetçi. Ayrıca, yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimleri ve bazı ülkelerdeki iç siyasi belirsizlikler, cesur kararların alınmasını geciktiriyor. Komisyon yetkilileri, planın yasama sürecinin beklenenden yavaş ilerlediğini kabul ediyor. Örneğin, savunma sanayii programı için ayrılan 1,5 milyar avroluk bütçe, üye devletler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle hâlâ onaylanmadı. Enerji fiyatlarını düşürmeye yönelik ortak satın alma mekanizması ise sınırlı katılımla işliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa'nın ekonomik yavaşlaması, küresel ticaret dengeleri açısından da kritik. ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) kapsamında sağladığı sübvansiyonlar, Avrupa sanayisinin rekabet gücünü zayıflatıyor. Çin'in elektrikli araç ve yeşil teknoloji ürünlerindeki ihracat baskısı, AB'nin ticaret savunma araçlarını devreye almasına neden oldu. Draghi raporu, Avrupa'nın bu iki blok arasında sıkışmaması için acil yapısal reformlar yapması gerektiğini vurguluyor. Ancak reformların gecikmesi, AB'nin küresel ekonomideki ağırlığını daha da azaltabilir. Öte yandan, Avrupa'daki siyasi istikrarsızlık, yatırımcı güvenini sarsıyor ve sermaye çıkışını hızlandırıyor. Bu durum, sadece Avrupa'yı değil, ticaret ortaklarını da olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Draghi planının duraksaması, Türkiye'nin AB ile ekonomik ilişkilerini doğrudan etkiliyor. AB'nin rekabetçilik odaklı politikaları, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve yeşil mutabakat uyumu gibi başlıklarda Türkiye için fırsatlar sunuyordu. Ancak AB içindeki siyasi tıkanıklık, bu süreçleri yavaşlatabilir. Türkiye, artan korumacılık ve sübvansiyon yarışında kendi sanayisini korumak için yeni stratejiler geliştirmek zorunda. Ayrıca, Avrupa'daki ekonomik durgunluk, Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Savunma sanayii iş birlikleri ise AB'nin ortak savunma fonlarına Türkiye'nin katılımı belirsizliğini koruyor. Kısacası, AB'nin iç siyasi engelleri, Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik entegrasyonunu da yavaşlatabilir.