Londra — İngiltere, Fransa ve Kanada, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim birimlerinden yapılan ticarete yönelik yaptırım kararı aldı. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Avam Kamarası'nda yaptığı açıklamada ticaret yasağını resmen duyurdu. Karar, uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtilen yerleşim faaliyetlerine karşı koordineli bir batı hamlesi olarak öne çıkıyor. Fransa ve Kanada'nın da benzer adımlar atması, İsrail'e yönelik diplomatik baskının arttığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, İsrail'in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'ndeki yerleşim birimlerinden gelen ürünlere yönelik ticaret yasağını duyurdu. Miliband, bu adımın uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına uygun olduğunu vurguladı. Yasağın kapsamı henüz netleşmemekle birlikte, yerleşimlerde üretilen malların etiketlenmesi ve ticaretinin kısıtlanması bekleniyor. İngiltere hükümeti, bu kararla İsrail-Filistin çatışmasında iki devletli çözümü desteklediğini ve yerleşim faaliyetlerinin barış sürecini baltaladığını göstermeyi amaçlıyor.
Fransa ve Kanada'nın da benzer yaptırım kararları alması, batılı müttefikler arasında koordineli bir baskı politikasının parçası olarak değerlendiriliyor. Fransa Dışişleri Bakanlığı, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi ve ticaretinin kısıtlanması yönünde adımlar atacağını açıkladı. Kanada ise, yerleşimlerle yapılan ticaretin uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek, ihracat ve ithalat kontrollerini sıkılaştıracağını duyurdu. Bu ülkelerin kararları, Avrupa Birliği'nin daha önce aldığı etiketleme kararlarını da hatırlatıyor. AB, 2015 yılında yerleşim ürünlerinin etiketlenmesini zorunlu kılmıştı, ancak tam bir ticaret yasağı getirmemişti.
İsrail yönetimi, kararı sert bir dille eleştirerek, bu adımların barış sürecine zarar vereceğini ve müttefiklik ilişkilerine gölge düşüreceğini savundu. İsrail Başbakanı, yaptırımların kabul edilemez olduğunu ve İsrail'in kendi güvenliğini korumak için gerekli adımları atmaya devam edeceğini belirtti. İsrail ayrıca, bu kararların Filistin yönetimini ödüllendireceğini ve doğrudan müzakereleri teşvik etmeyeceğini öne sürdü. Uluslararası hukuk uzmanları ise, yerleşimlerin Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu ve ticaret yaptırımlarının meşru bir tepki olduğunu ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Batı'nın İsrail politikasında bir dönüm noktası olabilir. ABD yönetimi, şu ana kadar yerleşim ürünlerine yönelik doğrudan bir yaptırım uygulamamış olsa da, yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirmişti. Avrupa ülkelerinin ve Kanada'nın attığı adımlar, ABD'nin pozisyonunu da etkileyebilir. Öte yandan, bu yaptırımların ekonomik etkisi sınırlı olabilir; zira İsrail'in bu bölgelerden yaptığı ticaret hacmi görece küçüktür. Ancak sembolik ve diplomatik etkisi büyük: Batılı müttefikler, İsrail'e yönelik eleştirilerini somut adımlarla göstermeye başladı.
Orta Doğu'da ise, Filistin yönetimi ve Arap ülkeleri kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, bu adımların uluslararası hukukun üstünlüğünü teyit ettiğini belirtti. Arap Birliği, diğer ülkeleri de benzer yaptırımlar almaya çağırdı. İran ve Türkiye gibi ülkeler, uzun süredir İsrail yerleşimlerini kınıyor ve ticaret yaptırımlarını destekliyor. Ancak bu ülkelerin çağrıları, Batı'dan farklı bir siyasi bağlamda değerlendiriliyor. Yine de İngiltere, Fransa ve Kanada'nın hamlesi, İsrail'in uluslararası alanda giderek daha fazla izole olduğu yönündeki algıyı güçlendirebilir.
Uluslararası hukuk açısından, yerleşimlerin statüsü tartışmalı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in 1967'den beri işgal ettiği topraklardaki yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor. Bu karar, ABD'nin çekimser kalmasıyla kabul edilmişti. Dolayısıyla, İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yaptırımları, bu karara uygun bir adım olarak görülebilir. Ancak İsrail, bu kararı tanımadığını ve yerleşimlerin Yahudi halkının tarihi hakları olduğunu savunuyor. Bu durum, uluslararası toplumda derin bir bölünmeye işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor ve Filistin davasını destekliyor. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yaptırım kararları, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirebilir ve uluslararası alanda yalnız olmadığını gösterebilir. Ancak bu ülkelerin adımları, Türkiye'nin yıllardır dile getirdiği taleplerle örtüşse de, Batı'nın İsrail'e yönelik tutumunda tam bir değişim anlamına gelmiyor. Türkiye, bu gelişmeyi diplomatik bir kazanım olarak görebilir ve diğer ülkeleri benzer adımlar atmaya teşvik edebilir. Ekonomik açıdan ise, Türkiye-İsrail ticaretinde doğrudan bir etki beklenmiyor; ancak bölgesel istikrar ve Filistin meselesindeki dengeler açısından önemli bir sinyal.