Fransa ve Birleşik Krallık, Manş Denizi'ndeki sınır geçişlerinde yeni uygulanmaya başlanan parmak izi ve yüz tanıma kontrollerinin yol açabileceği kaosu önlemek amacıyla sınır kapılarındaki personel sayısını artırma konusunda anlaştı. İki ülke arasındaki yoğun yolcu ve ticaret trafiğinin yaşandığı Calais, Dover ve Eurotunnel gibi kritik noktalarda uygulanacak yeni biyometrik tarama sistemlerinin, özellikle yaz aylarında beklenen yoğunlukla birlikte ciddi gecikmelere yol açabileceği uyarıları yapılıyor. Anlaşma kapsamında, Fransa'nın sınır polisi ve İngiltere'nin sınır gücü personelinin sayısının artırılmasının yanı sıra, vardiya düzenlemeleri ve teknolojik altyapının güçlendirilmesi de öngörülüyor.
Yeni Biyometrik Kontroller Seyahat Kaosuna Yol Açabilir
Avrupa Birliği'nin (AB) uzun süredir üzerinde çalıştığı ve önümüzdeki aylarda tam olarak devreye almayı planladığı yeni giriş-çıkış sistemi (EES), üçüncü ülke vatandaşlarının AB sınırlarını geçerken parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik verilerinin kaydedilmesini zorunlu kılıyor. Özellikle Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılmasının ardından, İngiliz vatandaşları artık AB'ye girişlerde bu kontrollere tabi tutulacak. Ancak uygulamanın, yoğun günlerde sınır geçişlerinde beklemelerin saatlerce uzamasına neden olabileceği belirtiliyor. İngiltere Ulaştırma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Dover Limanı gibi tesislerde yeni sistemlerin kurulması için çalışmaların sürdüğü ve personel takviyesiyle olası aksamaların en aza indirilmesinin hedeflendiği ifade edildi.
İngiltere İçişleri Bakanlığı ile Fransa İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat kapsamında, her iki ülkenin sınır kontrol noktalarındaki personel sayısının özellikle hafta sonları ve tatil dönemlerinde artırılması kararlaştırıldı. Ayrıca, sınır polislerinin eğitimine ve yeni teknolojik ekipmanların kullanımına yönelik ortak tatbikatlar düzenlenecek. Fransız yetkililer, Calais limanı ve Eurotunnel terminalinde görevli polis sayısının yüzde 20 artırılacağını, İngiliz tarafının da Dover'daki sınır gücü personeline ek takviye yapacağını duyurdu. Bu adımların, yolcuların ve özellikle tır şoförlerinin mağduriyetini önlemek amacıyla atıldığı vurgulandı.
Bölgesel ve Küresel Bağlam: Sınır Güvenliği ile Serbest Seyahat Arasındaki Denge
Yeni biyometrik kontrol sistemi, AB'nin sınır güvenliğini artırma ve yasa dışı göçle mücadele çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Ancak uygulama, özellikle İngiltere ile Fransa arasındaki yoğun seyahat trafiği nedeniyle, iki ülke arasındaki ticaretin ve turizmin olumsuz etkilenmesi endişesini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, sistemin tam kapasiteyle devreye girmesi durumunda, özellikle Dover'dan Calais'e giden feribot seferlerinde ve Eurotunnel'de uzun kuyruklar oluşabileceğini, bunun da tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabileceğini belirtiyor. (Bu noktada somut bir örnek olmamakla birlikte bir önceki durumu örnek gösterelim: pandemi döneminde yaşanan tır kuyrukları akıllara geliyor.)
İngiltere ve Fransa arasındaki sınır yönetimi, iki ülke arasındaki ilişkilerde hassas bir denge unsuru. Özellikle göçmen krizi ve düzensiz geçişler konusunda zaman zaman yaşanan gerilimler, iki ülkenin de sınır politikalarını sertleştirmesine neden olmuştu. Ancak bu yeni anlaşma, iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda iş birliği yapabileceğinin bir göstergesi olarak da değerlendiriliyor. AB'nin diğer üye ülkeleri de benzer biyometrik kontrol sistemlerini uygulamaya hazırlanırken, bu deneyimin diğer ülkelere örnek teşkil edebileceği düşünülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve vize politikaları açısından dolaylı bir öneme sahip. Türkiye, AB'nin vize serbestisi müzakerelerinde biyometrik veri paylaşımı konusunda zaman zaman gündeme gelen taleplerle karşılaşıyor. AB'nin yeni giriş-çıkış sistemi, Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine seyahatlerinde de ek kontrollere tabi tutulması anlamına gelebilir. Bu durum, Türkiye'den AB'ye yapılacak seyahatleri zorlaştırabilir ve turizm gelirlerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin de sınır güvenliği konusunda benzer biyometrik teknolojileri kullanma ihtiyacı, bu alandaki iş birliklerine kapı aralayabilir. Ancak bu sürecin Türkiye'nin AB ile ilişkilerindeki genel seyirle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.