Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşim faaliyetlerini kınayan ortak bir açıklama yayınladı. Üç ülkenin dışişleri bakanlıkları tarafından yapılan açıklamada, yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu ve Orta Doğu'da kalıcı barışı tehdit ettiği belirtildi. Açıklama, İsrail hükümetinin son dönemde hızlandırdığı yerleşim inşaatlarını durdurması çağrısını içeriyor.
Yerleşim faaliyetlerinin hukuki ve siyasi arka planı
İsrail'in Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yerleşim faaliyetleri, 1967'den bu yana uluslararası hukukun ihlali olarak kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, tüm yerleşim birimlerini yasa dışı ilan etmişti. Ancak İsrail, bu kararı tanımadığını defalarca açıkladı. Son yıllarda yerleşimci sayısı 700 bini aşarken, Filistinlilerin toprakları sürekli daralıyor. Fransa, İngiltere ve Kanada'nın ortak açıklaması, İsrail'in en yakın müttefiklerinden gelen nadir bir eleştiri olarak dikkat çekiyor. Özellikle Kanada'nın bu tür bir açıklamaya imza atması, Batı kamuoyundaki değişen tutumun bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Açıklamada, yerleşimlerin iki devletli çözümü imkânsız hale getirdiği vurgulandı. Üç ülke, İsrail'i mevcut yerleşim planlarını askıya almaya ve uluslararası hukuka uymaya davet etti. Ayrıca, Filistin halkına yönelik şiddet olaylarının artmasından duyulan endişe dile getirildi. Açıklamanın, yaklaşan BM Genel Kurulu toplantısı öncesinde koordineli bir diplomatik hamle olduğu değerlendiriliyor. Fransa ve İngiltere, daha önce de benzer açıklamalar yapmış ancak bu kez Kanada'nın da katılımıyla mesajın daha güçlü olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ortak açıklama, İsrail'in en büyük destekçisi ABD'nin tutumundan bağımsız olarak Avrupa ve Kanada'nın pozisyonunu yansıtıyor. ABD yönetimi, yerleşimleri eleştirmekle birlikte İsrail'e yönelik askeri ve diplomatik desteğini sürdürüyor. Bu durum, Batı ittifakı içinde görüş ayrılıklarını derinleştiriyor. Öte yandan, açıklama Arap dünyasında ve Filistin yönetiminde memnuniyetle karşılandı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, kararı "olumlu ancak yetersiz" olarak nitelendirdi ve somut adımlar beklediklerini açıkladı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise açıklamayı "ikiyüzlülük" olarak değerlendirdi ve Yahudi devletinin başkenti Kudüs'te inşaat yapma hakkını savundu. İsrail medyası, kararın İsrail karşıtı kampanyanın bir parçası olduğunu öne sürdü. Uluslararası hukukçular ise yerleşimlerin Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu hatırlatıyor. Fransa, İngiltere ve Kanada'nın açıklaması, İsrail'e yönelik yaptırım tartışmalarını da yeniden gündeme getirebilir. Avrupa Birliği, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda adımlar atmıştı; şimdi benzer adımların genişletilmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uzun süredir en sert dille eleştiren ülkeler arasında. Fransa, İngiltere ve Kanada'nın ortak açıklaması, Türkiye'nin yıllardır dile getirdiği endişelerin Batılı müttefikler tarafından da paylaşıldığını gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin davasındaki haklılığını pekiştiriyor. Ancak açıklamanın somut yaptırım içermemesi, Ankara'nın beklentilerini karşılamıyor. Türkiye, İsrail'e yönelik daha etkili yaptırımlar ve yerleşimlerin durdurulması için BM çatısı altında girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca, bölgesel istikrar açısından bu tür açıklamalar, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ekonomik olarak ise Türkiye-İsrail ticaret hacmi olumsuz etkilenmezken, diplomatik gerilim artabilir.