Fransa ve İngiltere, işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen malların ithalatını yasaklayan ülkeler arasına katılma kararı aldı. Bu adım, on iki ülkenin oluşturduğu koalisyonu genişletirken, İsrail'in yerleşim politikalarına karşı uluslararası baskıyı artırıyor. Karar, Avrupa Birliği'nin (AB) uzun süredir devam eden tutumunu güçlendirirken, İngiltere'nin Brexit sonrası dönemde AB dışından benzer bir politika izlemesi dikkat çekiyor. Fransa ve İngiltere'nin katılımı, önümüzdeki haftalarda resmi olarak yürürlüğe girecek.
Yasağın Arka Planı ve Kapsamı
İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria'da inşa ettiği yerleşimler, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, tüm yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendiriyor. Ancak bugüne kadar birçok ülke, yerleşimlerden gelen ürünleri etiketlemekle yetinirken, tam bir ithalat yasağı uygulamaktan kaçındı. Son yıllarda Avrupa'da artan kamuoyu baskısı ve sivil toplum kuruluşlarının raporları, hükümetleri daha somut adımlar atmaya yönlendirdi.
Yasağı uygulayan ülkeler arasında Belçika, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Lüksemburg, Portekiz, Slovenya, İspanya, İsveç ve İsviçre bulunuyor. Bu ülkeler, yerleşimlerden gelen ürünlerin menşeini belirlemek için özel etiketleme sistemleri geliştirdi. Fransa ve İngiltere'nin katılımıyla birlikte, toplam sayı on ikiye yükseldi. Yasağın kapsamı, Batı Şeria'daki yerleşimlerde üretilen tarım ürünleri, kozmetik, şarap ve tekstil gibi çeşitli malları içeriyor. Ancak İsrail'in kendi sınırları içinde üretilen ürünler bu yasaktan etkilenmiyor.
Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Yerleşimlerde üretilen ürünlerin ithalatına yönelik yasak, uluslararası hukuka uygunluk ve iki devletli çözüm vizyonuna bağlılığımızın bir göstergesidir" denildi. İngiltere hükümeti ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı ancak diplomatik kaynaklar, kararın birkaç gün içinde duyurulacağını belirtiyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, kararı "ayrımcı ve siyasi motivasyonlu" olarak nitelendirerek kınadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Doğu barış süreci açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Avrupa ülkelerinin ortak hareket etmesi, İsrail'e yönelik uluslararası baskının artması anlamına geliyor. ABD yönetimi ise konuya temkinli yaklaşıyor; Washington, İsrail'in güvenlik endişelerini vurgularken, yerleşim faaliyetlerinin barışı zorlaştırdığını kabul ediyor. Ancak ABD'nin henüz benzer bir ithalat yasağı uygulamaması, transatlantik ilişkilerde bir görüş ayrılığına işaret ediyor.
Yasağın ekonomik etkisi sınırlı olabilir; zira Batı Şeria'daki yerleşimlerden yapılan ihracatın toplam değeri yıllık birkaç yüz milyon dolar civarında. Ancak sembolik ve siyasi etkisi büyük. Filistin yönetimi, kararı memnuniyetle karşıladı ve diğer ülkeleri de benzer adımlar atmaya çağırdı. İsrail ise yasağın kendisine yönelik bir "ekonomik savaş" olduğunu savunuyor ve karşı önlemler alabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, bu tür yasakların İsrail'in yerleşim politikalarını değiştirmeye zorlamakta yetersiz kalabileceğini, ancak uluslararası izolasyonu derinleştirebileceğini ifade ediyor.
Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve sol partilerin İsrail karşıtı söylemleri, ana akım partileri de etkiliyor. Fransa'da yaklaşan seçimler öncesinde hükümet, Filistin yanlısı seçmenlere mesaj vermek amacıyla bu kararı hızlandırmış olabilir. İngiltere'de ise iktidardaki Muhafazakâr Parti, İsrail'e verdiği geleneksel desteği korurken, kamuoyundaki değişimi yansıtmak zorunda kalıyor. Öte yandan, yasağın uygulanması pratik zorluklar içeriyor: yerleşim ürünlerinin menşeini tespit etmek için etkin bir denetim mekanizması gerekiyor. AB, 2015'te yayınladığı kılavuzda yerleşim ürünlerinin etiketlenmesini zorunlu kılmıştı, ancak tam yasak konusunda üye ülkeler arasında görüş birliği yok.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını uzun süredir eleştiriyor ve Filistin davasını güçlü şekilde destekliyor. Fransa ve İngiltere'nin ithalat yasağı kararı, Türkiye'nin pozisyonunu uluslararası alanda meşrulaştırırken, Ankara'nın benzer bir adım atıp atmayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret hacmi son yıllarda artmış olsa da, siyasi gerilimler zaman zaman ekonomik ilişkileri etkiliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Avrupa ile Ortadoğu arasında denge kurma çabalarında yeni bir faktör olabilir. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin ortak hareket etmesi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde Filistin meselesini daha güçlü bir şekilde dile getirmesine imkân tanıyabilir. Ancak yasağın ticari etkisi sınırlı olduğundan, Türkiye'nin ekonomik çıkarları açısından doğrudan bir tehdit oluşturmuyor.