Fransa, Avrupa Birliği'nin (AB) 2028-2034 dönemini kapsayacak yedi yıllık bütçesini finanse etmek amacıyla 60 milyar euro değerinde yeni vergi kaynakları oluşturulması çağrısında bulundu. Öneri, AB'nin ortak borçlanma kapasitesini artırmayı ve Yeşil Mutabakat ile dijital dönüşüm gibi öncelikli alanlara kaynak sağlamayı hedefliyor. Ancak çoğu üye devlet, ulusal bütçelerine ek yük getirecek yeni vergilere sıcak bakmıyor. Tartışma, Birliğin gelecek bütçesi üzerindeki müzakerelerin sert geçeceğini gösteriyor.
Yeni Vergilerin Arka Planı ve AB Bütçesi
Fransa'nın önerisi, AB'nin kendi kaynaklarını (own resources) güçlendirmeye yönelik uzun süredir devam eden çabaların bir parçası. Şu anda AB bütçesinin büyük kısmı üye devletlerin gayri safi milli gelirlerine dayalı katkılar, KDV bazlı kaynak ve gümrük vergilerinden oluşuyor. Fransa, bu yapıya ek olarak karbon sınır düzenleme mekanizmasından (CBAM) elde edilen gelirler, dijital hizmet vergisi ve finansal işlem vergisi gibi yeni kaynaklar eklemek istiyor. Bu sayede AB'nin stratejik özerkliğini artırmak ve üye devletlerin katkılarına olan bağımlılığı azaltmak hedefleniyor.
Ancak Almanya, Hollanda, İsveç ve Danimarka gibi ülkeler, yeni vergilere şiddetle karşı çıkıyor. Bu ülkeler, AB'nin harcamalarını disipline etmesi gerektiğini, yeni vergilerin ise ulusal egemenliklerine müdahale anlamına geleceğini savunuyor. Ayrıca, dijital hizmet vergisi gibi öneriler, ABD ile ticaret gerilimlerini artırabilir. Fransa ise, pandemi sonrası ekonomik toparlanma ve iklim hedefleri için ek kaynağa ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
AB Komisyonu, 2025 yılında yeni bütçe taslağını sunacak. Fransa'nın önerisi, bu taslakta yer alabilir ancak oybirliği gerektiren vergi kararlarında tüm üye devletlerin onayı şart. Bu nedenle, Fransa'nın önerisinin kabul edilmesi zor görünüyor. Yine de tartışma, AB'nin gelecekteki finansman modelini şekillendirecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin yeni vergi arayışı, küresel ekonomik yönetişim açısından da önemli. Dijital hizmet vergisi, uluslararası alanda tartışmalı bir konu; OECD çatısı altında yürütülen müzakerelerde ABD, dijital vergilerin ayrımcı olduğunu savunuyor. Fransa'nın önerisi, AB'nin dijital egemenliğini güçlendirme çabası olarak da okunabilir. Ayrıca, karbon sınır vergisi, iklim değişikliğiyle mücadelede AB'nin öncü rolünü pekiştirebilir. Ancak bu tür vergiler, gelişmekte olan ülkelerin ihracatını olumsuz etkileyebilir ve ticaret savaşlarını tetikleyebilir.
Öte yandan, AB'nin kendi kaynaklarını artırma girişimi, Birleşik Krallık'ın ayrılmasının ardından oluşan bütçe açığını kapatma çabası olarak da değerlendiriliyor. Brexit sonrası AB, yaklaşık 75 milyar euroluk bir gelir kaybı yaşadı. Fransa'nın önerisi, bu açığı kapatmaya yönelik bir adım. Ancak üye devletler arasındaki görüş ayrılıkları, AB'nin ortak bir mali kapasite oluşturma konusundaki isteksizliğini gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, AB'nin yeni vergiler konusunda uzlaşmaya varmasının zor olduğunu, ancak yeşil ve dijital dönüşüm için finansman ihtiyacının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Fransa'nın önerisi, bu ihtiyaca dikkat çekiyor ve tartışmayı başlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin yeni vergi arayışı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve Gümrük Birliği üyesi. AB'nin karbon sınır vergisi (CBAM), Türkiye'nin AB'ye ihracatını olumsuz etkileyebilir; özellikle demir-çelik, çimento ve alüminyum sektörleri ek maliyetlerle karşılaşabilir. Ayrıca, AB'nin dijital hizmet vergisi, Türk dijital platformlarını da kapsayabilir. Türkiye, bu gelişmeleri yakından takip ederek, ihracatçılarını koruyacak önlemler almalı ve AB ile diyalog kanallarını açık tutmalı. Uzun vadede, AB'nin mali entegrasyonu, Türkiye'nin AB ile ekonomik ilişkilerini yeniden şekillendirebilir.