Fransa, Avrupa Birliği'nin uzun vadeli bütçesini finanse etmek amacıyla 60 milyar euro tutarında yeni Avrupa vergileri oluşturulması çağrısında bulundu. Paris'in önerisi, üye devletlerin büyük çoğunluğunun direnciyle karşılaşıyor. Konuya yakın kaynaklara göre, yeni vergilerin devreye girmesi halinde AB bütçesine önemli bir kaynak yaratılacak, ancak ulusal egemenlik ve maliyet endişeleri nedeniyle üye ülkelerin onayı belirsizliğini koruyor.
Yeni Vergilerin Arka Planı ve Amaçları
Fransa'nın önerisi, AB'nin 2028-2034 dönemini kapsayan Çok Yıllı Mali Çerçeve (MFF) müzakereleri kapsamında gündeme geldi. Paris, AB'nin yeşil ve dijital dönüşüm, savunma kapasitesi ve Ukrayna'ya destek gibi öncelikli alanlarda artan finansman ihtiyacını karşılamak için yeni "öz kaynaklar" yaratılması gerektiğini savunuyor. Önerilen vergiler arasında karbon sınır düzenleme mekanizmasından elde edilecek gelirler, dijital hizmet vergisi, finansal işlem vergisi ve çok uluslu şirketlere yönelik küresel asgari kurumlar vergisinin AB payı yer alıyor. Bu kalemlerin toplamının yıllık 60 milyar euroya ulaşması bekleniyor.
Fransa Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı'nın ofisinden yapılan açıklamada, "Bu yeni kaynaklar, AB'nin kendi politikalarını finanse etme kapasitesini güçlendirecek ve üye devletlerin ulusal bütçeleri üzerindeki yükü azaltacaktır" denildi. Ancak aynı açıklamada, müzakerelerin zorlu geçeceği kabul edildi.
Üye Devletlerin Direnci ve Gerekçeleri
Almanya, Hollanda, İsveç ve Danimarka gibi net katkıda bulunan ülkeler, yeni vergilere mesafeli yaklaşıyor. Bu ülkeler, AB bütçesinin halihazırda yeterince büyük olduğunu ve yeni vergilerin ulusal mali politikalar üzerinde olumsuz etki yaratacağını savunuyor. Özellikle Almanya, dijital hizmet vergisinin ABD ile ticari gerilimleri artırabileceği endişesini taşıyor. Hollanda ise finansal işlem vergisinin Amsterdam'ın finans merkezi konumuna zarar verebileceğini belirtiyor.
Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ise yeni vergilerin kendileri gibi görece düşük gelirli ülkeler için ek yük getireceğinden şikayetçi. Bu ülkeler, AB fonlarından aldıkları payın azalmasından korkuyor. Ayrıca, bazı üye devletler yeni vergilerin oybirliğiyle kabul edilmesi gerektiğini hatırlatarak, Fransa'nın planını veto edebileceklerini ima ediyor.
Avrupa Komisyonu henüz resmi bir yasama teklifi sunmadı, ancak Komisyon Başkanı'nın bu yönde bir irade ortaya koyduğu biliniyor. Komisyon sözcüsü, "Önümüzdeki aylarda kapsamlı bir etki değerlendirmesi yapılacak ve tüm üye devletlerin görüşleri alınacak" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin yeni öz kaynaklar yaratma çabası, küresel vergi düzenlemeleri bağlamında da önem taşıyor. OECD öncülüğünde yürütülen ve çok uluslu şirketlerin kârlarının daha adil vergilendirilmesini amaçlayan küresel asgari kurumlar vergisi düzenlemeleri, AB içinde uygulanmaya başlandı. Fransa, bu sürecin bir parçası olarak AB'nin kendi gelir kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini düşünüyor.
Öte yandan, ABD ile ticari ilişkiler de bu tartışmadan etkilenebilir. Dijital hizmet vergisi, ABD'li teknoloji devlerini hedef alacağı için Washington'un misilleme yapabileceği belirtiliyor. ABD Ticaret Temsilcisi Ofisi, daha önce benzer vergilere karşı soruşturma başlatmış ve tarife tehdidinde bulunmuştu.
Uzmanlar, yeni vergilerin AB'nin jeopolitik konumunu güçlendirebileceğini, ancak iç siyasi dinamikler nedeniyle hayata geçirilmesinin zor olduğunu vurguluyor. Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel'den bir analist, "Üye devletler arasında derin bir görüş ayrılığı var. Fransa'nın önerisi, ancak kapsamlı bir reform paketinin parçası olarak ve belki de bazı tavizlerle kabul edilebilir" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin yeni vergiler yoluyla kendi kaynaklarını artırma çabası, Türkiye'yi doğrudan etkilememekle birlikte, dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği ilişkisi ve aday ülke statüsü nedeniyle AB bütçe kararlarından etkilenebilir. Yeni vergilerin AB'nin mali kapasitesini güçlendirmesi, Türkiye'ye yönelik fonların (örneğin Katılım Öncesi Mali Yardım) miktarını ve koşullarını değiştirebilir. Ayrıca, AB'nin dijital ve karbon vergileri gibi düzenlemeleri, Türkiye'den AB'ye ihraç edilen ürünleri de kapsayabilir ve Türk ihracatçıları için ek maliyetler yaratabilir. Türkiye'nin, AB'nin yeni mali politikalarını yakından takip ederek, olası etkileri minimize etmek için diplomatik girişimlerde bulunması faydalı olacaktır.