Birleşmiş Milletler'deki Filistin Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarını ilhakına karşı 'kınamanın ötesinde' somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Mansur, BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, 'ilhakın bir savaş eylemi olduğunu ve tüm barış çabalarını öldürdüğünü' söyledi. 'Artık kınama zamanı geçti; İsrail'in bu yasadışı eylemine karşı etkili yaptırımlar uygulanmalı' dedi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Mansur, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletme ve Filistin topraklarını fiilen ilhak etme politikasının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu belirtti. Filistinli diplomat, 'İlhak pazarlık konusu olamaz; bu, iki devletli çözümün temelini dinamitlemektir' ifadelerini kullandı.
İlhakın Arka Planı ve Uluslararası Tepkiler
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da yerleşimci nüfusu 700 bini aşmış durumda. Netanyahu hükümeti, 2020'de Trump yönetimi tarafından açıklanan sözde 'Orta Doğu Barış Planı' çerçevesinde Batı Şeria'nın yaklaşık %30'unu ilhak etme niyetini defalarca dile getirmişti. Her ne kadar plan resmen rafa kalkmış olsa da, yerleşim faaliyetleri ve Filistin topraklarının fiili ilhakı hız kesmeden devam ediyor. Mansur, 'İsrail her gün daha fazla Filistin toprağını gasbediyor, evleri yıkıyor, zeytinlikleri söküyor ve yerleşimciler için yeni yollar inşa ediyor. Bu, bir devletin diğer bir devletin topraklarını zorla ele geçirmesinden başka bir şey değil' dedi. BM Genel Sekreteri António Guterres de defalarca ilhakın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurgulamıştı. AB, ilhakı 'uluslararası hukukun ciddi ihlali' olarak nitelendirirken, ABD yönetimi ise daha ılımlı bir dil kullanmakla eleştiriliyor. Mansur, 'Uluslararası toplumun İsrail'e karşı caydırıcı adımlar atmaması, işgalcinin elini güçlendiriyor' diyerek BM Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filistin meselesi, Orta Doğu'nun en köklü çatışma alanlarından biri olmaya devam ediyor. İsrail'in ilhak politikaları, sadece Filistinlilerin haklarını ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki Arap devletleriyle normalleşme sürecini de zehirliyor. 2020'de İbrahim Anlaşmaları ile İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan arasında başlayan normalleşme, Filistin yönetimi tarafından 'ihanet' olarak nitelendirilmişti. Mansur, 'Bazı Arap ülkelerinin İsrail'le ilişkilerini normalleştirmesi, işgalcinin suçlarını meşrulaştırmaktan başka işe yaramıyor. Filistin davası, Arap ve İslam dünyasının merkezinde yer almaya devam edecek' dedi. Küresel ölçekte ise Güney Afrika, Kolombiya ve Bangladeş gibi ülkeler İsrail'e karşı yaptırım çağrısı yaparken, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Batı Şeria'daki yerleşimlerle ilgili soruşturmayı derinleştiriyor. Ancak İsrail'in en büyük müttefiki ABD'nin veto gücü nedeniyle BM Güvenlik Konseyi'nden bağlayıcı bir karar çıkması şimdilik mümkün görünmüyor. Mansur, 'Tarih, sessiz kalanların işgalcinin suç ortağı olduğunu yazacak. Filistin halkı özgürlüğüne kavuşana kadar mücadele edecek' diyerek sözlerini noktaladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını tarihsel olarak destekleyen başlıca ülkeler arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, defalarca İsrail'in ilhak politikalarını kınamış ve Kudüs'ün Filistin'in başkenti olduğunu vurgulamıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin BM nezdinde Filistin'e verdiği diplomatik desteğin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve bölgesel ittifaklar bağlamında, Filistin meselesi Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Türkiye, İsrail'in ilhak girişimlerine karşı uluslararası platformlarda Filistin'in yanında yer alarak hem Arap kamuoyundaki prestijini koruyor hem de Filistin davasına bağlılığını sürdürüyor.