New York John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı'nda (JFK) bir JetBlue yolcu uçağı, iniş takımlarını indirip piste yaklaştığı sırada bir dron ile çarpıştı. Havacılık yetkilileri uçağın güvenli bir şekilde indiğini ve iniş sonrası yapılan kontrolde herhangi bir hasar tespit edilmediğini açıkladı. Olay, dün akşam saatlerinde JetBlue'nun 292 sefer sayılı uçuşu sırasında meydana geldi. Uçuş, Florida'daki Orlando Uluslararası Havalimanı'ndan kalkmıştı. Pilot, iniş sırasında bir dron gördüğünü ve çarpışma hissettiğini rapor etti. Federal Havacılık İdaresi (FAA) ve FBI olayla ilgili soruşturma başlattı. Olayda herhangi bir yaralanma yaşanmazken, uçuş ekibi ve yolcular tahliye edilmedi.
Gelişmenin arka planı
Dronlarla uçak çarpışması riski, son yıllarda havacılık otoritelerinin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. FAA, dronların havalimanı çevresinde uçurulmasını yasaklayan katı kurallar uyguluyor. Ancak buna rağmen, özellikle büyük havalimanlarının yakınlarında izinsiz dron uçuşları rapor ediliyor. 2018'de Londra Gatwick Havalimanı, bir dronun pist üzerinde görülmesi üzerine saatlerce kapatılmış, binlerce yolcu mağdur olmuştu. JFK'da yaşanan bu son olay, dron tehdidinin ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Neyse ki bu kez bir facia yaşanmadı; ancak uzmanlar, daha büyük bir dron veya farklı bir çarpışma açısı sonucunda ciddi hasar meydana gelebileceği uyarısında bulunuyor.
JetBlue yetkilileri, olayla ilgili FAA ile tam işbirliği içinde olduklarını ve uçağın teknik incelemesinin sürdüğünü bildirdi. Dronun kimliği belirsizliğini korurken, FAA ve FBI olayın failini bulmak için çalışıyor. Dron kullanıcılarına ağır cezalar öngören yasalar bulunmasına rağmen, bu tür olayların önüne geçilememesi, yeni düzenlemelerin gerekliliğini ortaya koyuyor. Şu ana kadar herhangi bir tutuklama yapılmadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Dron tehdidi sadece ABD için değil, tüm dünyada havalimanı güvenliğinin en hassas konularından biri. Avrupa Birliği, geçen yıl yayınladığı yeni düzenlemeyle dronlar için kayıt zorunluluğu getirmişti. Benzer şekilde, Türkiye'de de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) dron kullanımına ilişkin sıkı kurallar belirlemiş durumda. JFK'da yaşanan bu olay, uluslararası havacılık otoritelerinin dronlarla ilgili mevcut önlemleri gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca, olayın İHA'ların askeri amaçla kullanımından farklı bir boyutu var: sivil dronların ticari hava trafiğine müdahalesi. Hava araçlarının çarpışma riskine karşı teknolojik çözümler (çarpışma önleme sistemleri, dron tespit radarları) yaygınlaşmaya başlamış olsa da, henüz istenen etkinlik sağlanamadı.
Olay, ABD'de dron yasalarının daha da sıkılaştırılması yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. FAA, halihazırda havalimanı çevresinde 5 mil yarıçapında bir uçuş yasağı uyguluyor. Ancak bu kurala uymayan dron kullanıcıları, radar tespitinden kolayca kaçabiliyor. Bu nedenle, teknoloji şirketleri dron tespit ve etkisiz hale getirme sistemleri geliştiriyor. Örneğin, havalimanlarına yerleştirilen dron tespit radarları ve sinyal bozucular test aşamasında. Bununla birlikte, bu tür sistemlerin yaygınlaşması maliyet ve düzenleyici engeller nedeniyle zaman alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
JFK'da yaşanan bu olay, Türkiye'deki havalimanları için de bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, özellikle İstanbul Havalimanı gibi yoğun hava trafiğine sahip merkezlerde dron tehdidine karşı benzer önlemler almakta. SHGM'nin dron kullanımına yönelik yönetmelikleri mevcut olsa da, sahadaki denetimlerin yetersiz kaldığı biliniyor. Ayrıca Türkiye, dron teknolojisinde hem askeri hem de sivil alanda öncü ülkelerden biri; bu nedenle dron güvenliği konusunda uluslararası standartların belirlenmesinde aktif rol oynamalıdır. Bu olay, Türk havacılık otoritelerinin dron tespit sistemlerine yatırım yapması ve mevcut yasaları daha sıkı uygulaması gerektiğini göstermektedir.