ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Libya’daki krizin çözümüne yönelik diplomatik atağını sürdürüyor. Rubio, Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin komutanı Saddam Hifter ile Washington’da bir araya geldi. Görüşmede, ülkenin siyasi birliğini sağlamak amacıyla “olası işbirliği alanlarının” ele alındığı belirtildi. ABD yönetimi, uzun süredir bölünmüş olan Libya’da ulusal bir uzlaşı hükümeti kurulması için çaba gösteriyor. Ancak Hifter’ın, uluslararası meşruiyete sahip Trablus merkezli hükümete karşı yürüttüğü askeri kampanyalar ve insan hakları ihlalleri, bu girişimleri tartışmalı kılıyor.
Görüşmenin Arka Planı ve Hedefleri
Rubio-Hifter görüşmesi, Libya’da yıllardır süren iç savaşın sona erdirilmesi ve ülkenin yeniden inşası için uluslararası toplumun yürüttüğü çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, görüşmede “Libya’nın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün korunması” vurgusu yapıldı. Ancak Hifter, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) karşı 2019’da başlattığı ve başarısızlıkla sonuçlanan Trablus saldırısıyla hafızalarda. Ayrıca Hifter güçleri, sivillere yönelik saldırılar ve işkence gibi insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor. ABD’nin Hifter’ı muhatap alması, Libya’daki dengeleri yeniden şekillendirme çabası olarak yorumlanıyor. Rubio’nun, Libya’nın doğusundaki askeri ve siyasi aktörleri ortak bir zeminde birleştirmeye çalıştığı ifade ediliyor.
Görüşmede ayrıca, Libya’daki yabancı güçlerin varlığı ve ülkenin enerji kaynaklarının paylaşımı gibi kritik konuların da gündeme geldiği belirtiliyor. Libya, Afrika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri. Ancak siyasi istikrarsızlık nedeniyle petrol üretimi sık sık sekteye uğruyor. ABD, Libya’nın enerji kaynaklarının adil dağıtımı ve ülkenin yeniden yapılanması için kapsamlı bir reform planı üzerinde çalışıyor. Rubio-Hifter görüşmesi, bu planın hayata geçirilmesi için kilit aktörlerle temas kurma stratejisinin bir adımı olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Libya’daki kriz, yalnızca ülke sınırlarını aşan bölgesel ve küresel yansımaları olan bir sorun. Ülkenin doğusunda etkili olan Hifter, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Rusya ve daha önce Fransa tarafından destekleniyor. Batıdaki UBH ise Türkiye ve Katar’ın desteğini alıyor. Bu durum, Libya’yı bölgesel bir vekalet savaşı alanına dönüştürüyor. ABD’nin Hifter ile görüşmesi, bu karmaşık denklemde yeni bir denge arayışının işareti olarak okunabilir. Ancak Hifter’ın geçmişteki saldırgan tutumu ve insan hakları ihlalleri, ABD’nin bu girişiminin uluslararası kamuoyunda eleştirilere yol açmasına neden olabilir.
Öte yandan, Rusya’nın Libya’daki varlığı, ABD’nin bölgeye olan ilgisini artıran bir faktör. Rus paralı asker grubu Wagner (şimdi Afrika Kolordusu olarak biliniyor), Hifter’ı destekliyor ve Libya’nın enerji altyapısına yönelik tehditler oluşturuyor. ABD, bu nüfuzu kırmak ve Libya’nın batı yanlısı bir çizgiye çekilmesini sağlamak için diplomatik hamleler yapıyor. Rubio’nun Hifter ile görüşmesi, bu bağlamda Rus etkisini sınırlama amacı da taşıyor. Ayrıca Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de Libya’da ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve seçimlerin yapılması için baskı yapıyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve kişisel çıkarlar, çözümü zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Libya’daki gelişmeler, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarları ve Libya ile yaptığı deniz yetki alanları anlaşması nedeniyle doğrudan önem taşıyor. Türkiye, UBH’yi tanıyan ve destekleyen başlıca aktörlerden biri. ABD’nin Hifter ile görüşmesi, Libya’daki dengeleri değiştirebilir ve Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu etkileyebilir. Ancak Ankara, askeri ve diplomatik varlığıyla Libya’daki meşru hükümetin yanında durmaya devam ediyor. Türkiye’nin bu süreçte, ABD’nin girişimlerini yakından takip etmesi ve kendi kırmızı çizgilerini koruması bekleniyor. Aksi takdirde, Doğu Akdeniz’deki enerji hakları ve deniz sınırları konusunda Türkiye’nin kazanımları tehlikeye girebilir.