Filipinler, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik iddialarını desteklemek amacıyla eğitim sistemine yönelik kapsamlı bir yatırım başlattı. Uzmanlara göre bu strateji, halk nezdinde kalıcı bir destek oluşturabilir; ancak gelecekteki diplomatik manevra alanını daraltma riski taşıyor. Manila yönetimi, denizcilik eğitimi, harita okuryazarlığı ve uluslararası hukuk derslerini müfredata ekleyerek genç nesilleri bilinçlendirmeyi hedefliyor.
Eğitimde yeni dönem: Denizcilik ve egemenlik dersleri
Filipinler Eğitim Bakanlığı, 2024-2025 eğitim yılından itibaren ilkokul ve lise düzeyinde Güney Çin Denizi'ne ilişkin özel ders modülleri hazırladı. Bu modüller, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) çerçevesinde Filipinler'in münhasır ekonomik bölgesini (MEB) ve kıta sahanlığını vurguluyor. Ayrıca, 2016 tarihli Hague Tahkim Mahkemesi kararına atıfla, Çin'in dokuz çizgi iddiasının hukuki geçerliliğinin olmadığı anlatılıyor.
Eğitim Bakanı Sara Duterte, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Gençlerimizin denizlerimizdeki haklarımızı bilmesi, ulusal egemenliğimizin temelidir" dedi. Bakanlık, öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim programları düzenleyerek, ders materyallerinin doğru ve güncel bilgilerle desteklenmesini sağlıyor. Ayrıca, kıyı bölgelerindeki okullarda denizcilik kulüpleri kuruluyor ve öğrencilere balıkçılık faaliyetleri, deniz güvenliği ve çevre koruma konularında pratik eğitimler veriliyor.
Uzmanlar, bu adımın sadece bir eğitim reformu olmadığını, aynı zamanda uzun vadeli bir kamu diplomasisi stratejisi olduğunu belirtiyor. Filipinler Üniversitesi'nden siyaset bilimci Dr. Maria Ela Atienza, "Eğitim yoluyla oluşturulan farkındalık, hükümetlerin diplomatik hamlelerini halk desteğiyle güçlendirebilir. Ancak bu, Çin ile ilişkilerde esneklik payını azaltabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Çin ile gerilimde yeni cephe: Kamuoyu ve diplomasi dengesi
Filipinler'in bu hamlesi, Çin ile son yıllarda artan gerilim ortamında geldi. 2023'te Filipin donanması ile Çin Sahil Güvenlik gemileri arasında Second Thomas Shoal (Ayungin Shoal) çevresinde yaşanan çok sayıda olay, iki ülke arasındaki ilişkileri germişti. Manila, 2024'te ABD ile Savunma İşbirliğini Güçlendirme Anlaşması (EDCA) kapsamında yeni üsler açarak askeri varlığını artırdı.
Eğitim reformu, bu askeri ve diplomatik adımların toplumsal ayağını oluşturuyor. Hükümet, gençler arasında yurtseverlik duygusunu pekiştirerek, gelecekteki olası bir çatışmada halkın desteğini hazırlamayı amaçlıyor. Ancak bazı analistler, bu tür bir eğitimin aşırı milliyetçi bir kamuoyu yaratabileceği ve diplomatik çözümleri zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, konuya ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, "Filipinler'in eğitim materyallerinde yanıltıcı ve tek taraflı iddialara yer vermesi, bölgesel barış ve istikrara zarar verir" ifadelerini kullandı. Çin, Güney Çin Denizi'nin büyük bir kısmında egemenlik iddia ediyor ve bu iddiaları tarihi haklara dayandırıyor.
Güneydoğu Asya'daki diğer ülkeler de benzer adımlar atıyor. Vietnam, 2023'te okul müfredatına deniz ve ada egemenliği dersleri eklemişti. Malezya ve Brunei ise daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Filipinler'in bu hamlesi, ASEAN içinde ortak bir tutum oluşturma çabalarını da etkileyebilir.
Uzmanlar, eğitim yoluyla oluşturulan kamuoyunun, hükümetlerin müzakere masasındaki elini güçlendirebileceğini ancak aynı zamanda geri adım atmayı zorlaştıracağını vurguluyor. Önümüzdeki dönemde Filipinler'in bu stratejiyi nasıl yöneteceği, bölgesel dengeler açısından belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'in Güney Çin Denizi'ndeki hak iddialarını eğitim yoluyla tabana yayma stratejisi, Türkiye için dolaylı ama önemli dersler içeriyor. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Ege'de benzer deniz yetki alanı sorunları yaşıyor. Ankara, uluslararası hukuk ve tarihi haklar temelinde kendi tezlerini savunurken, kamuoyu desteğini ve genç nesillerin bilinçlendirilmesini ihmal etmemeli. Ayrıca, Filipinler'in ABD ile askeri işbirliğini derinleştirmesi, Hint-Pasifik'te dengeleri değiştirerek küresel güç yarışını etkiliyor; bu da Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Asya-Pasifik'e yönelik açılımlarını dolaylı olarak etkileyebilir.