Ortadoğu, İran'ın ABD'nin yeni bir bombalama kampanyası hazırladığına dair istihbarat aldığını açıklamasının ardından yeni bir şiddet dalgasına hazırlanıyor. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a Husiler tarafından düzenlenen saldırıların ardından ABD Başkanı Donald Trump, Fox News'a verdiği demeçte "İran'ı yok etmeyi" düşündüğünü söyledi. Bu açıklamalar, bölgede zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da gerdi.
Gelişmenin Arka Planı
İran'ın iddiasına göre, ABD yönetimi İran'a yönelik kapsamlı bir hava saldırısı planlıyor. Tahran, bu istihbaratı nasıl elde ettiğini açıklamazken, bölgedeki hükümetler olası bir çatışmanın yayılmasından endişe ediyor. Son haftalarda Yemen'deki Husi isyancılarının Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları artmış, Riyad yönetimi bu saldırılardan İran'ı sorumlu tutmuştu. Trump'ın Fox News'a yaptığı açıklamalar, Beyaz Saray'ın İran'a karşı daha sert bir tutum izleyeceği sinyali olarak yorumlandı.
ABD ile İran arasındaki gerilim, 2018'de Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından uygulanan ağır yaptırımlarla zirveye çıkmıştı. Ocak 2020'de ABD'nin İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'yi Bağdat'ta öldürmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. İran, misilleme olarak Irak'taki ABD üslerine füze saldırıları düzenlemişti. Şimdi ise benzer bir tırmanma riski yeniden gündemde.
Bölge ülkeleri, olası bir ABD-İran çatışmasının kendi topraklarına sıçramasından korkuyor. Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerde İran yanlısı milis grupların varlığı, çatışmanın vekil savaşlarına dönüşme ihtimalini artırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, son yıllarda İran ile diplomatik kanalları açık tutmaya çalışsa da, Husilerin saldırıları bu çabaları baltalıyor. Katar ve Umman gibi ülkeler ise arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri harekatı, sadece Ortadoğu'yu değil, küresel enerji piyasalarını da derinden etkiler. İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatının yaklaşık üçte birini kontrol ediyor. Herhangi bir çatışma, petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve dünya ekonomisinin sarsılmasına yol açabilir. Ayrıca, Rusya ve Çin'in İran'a olan desteği, meselenin küresel bir güç mücadelesine dönüşme riskini taşıyor. Rusya, İran ile askeri işbirliğini derinleştirirken, Çin de İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda.
Avrupa Birliği ise diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunarak, "Bölgede yeni bir savaşın kimseye fayda sağlamayacağını" vurguladı. Ancak ABD'nin askeri müdahale seçeneğini masada tutması, diplomatik çabaları zorlaştırıyor. NATO içinde de görüş ayrılıkları var; bazı üyeler ABD'nin tek taraflı eylemine karşı çıkarken, diğerleri İran'ın bölgesel yayılmacılığına karşı daha sert önlemler alınmasını savunuyor.
İran'ın nükleer programı da krizin merkezinde. Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığını ve silah düzeyine yaklaştığını açıklamıştı. Bu durum, İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesini de gündeme getiriyor. İsrail Başbakanı, İran'ın nükleer silah edinmesine asla izin vermeyeceklerini yineleyerek, ABD'ye destek mesajı verdi.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Tüm seçenekler masada" denilirken, Pentagon'un bölgeye ek askeri yığınak yapıp yapmayacağı belirsizliğini koruyor. ABD'nin Basra Körfezi'nde konuşlu uçak gemisi grupları ve bölgedeki üsleri, olası bir operasyon için hazır bekletiliyor. İran ise hava savunma sistemlerini güçlendirdiğini ve olası bir saldırıya karşılık vereceğini duyurdu.
Uzmanlar, taraflar arasındaki iletişim kanallarının kapalı olmasının yanlış hesaplama riskini artırdığına dikkat çekiyor. Son yıllarda birkaç kez kıl payı önlenen çatışmalar, bölgenin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Uluslararası kriz grubu gibi düşünce kuruluşları, acil diplomatik girişimlerin başlatılması çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, olası bir ABD-İran çatışmasından en fazla etkilenecek ülkelerden biri. Enerji ihtiyacının büyük bölümünü İran'dan karşılayan Türkiye, savaş durumunda petrol ve doğal gaz tedarikinde ciddi sıkıntı yaşayabilir. Ayrıca, sınır komşusu İran'da istikrarsızlık, PKK/YPG gibi terör örgütlerinin bölgede hareket alanını genişletmesine yol açabilir. Türkiye, hem ABD hem de İran ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışsa da, NATO üyesi olarak ABD'nin yanında yer almak zorunda kalabilir. Bu durum, İran ile ticari ve diplomatik bağları zedeleyebilir. Ankara'nın önceliği, bölgede ateşkesin sağlanması ve diplomatik çözüm için arabuluculuk yapmak olmalı.