ABD Federal Acil Durum Yönetim Ajansı (FEMA) bünyesinde görevli bir ekip, 2024 yılında Milton Kasırgası'nın ardından yürütülen yardım çalışmaları sırasında kapısında Trump tabelası bulunan evleri bilinçli olarak atladı. ABD İç Güvenlik Bakanlığı Müfettişlik Ofisi'nin (IG) yayımladığı rapor, bu davranışın federal çalışanların siyasi faaliyetlerini düzenleyen Hatch Yasası'nı ihlal ettiğini ortaya koydu. Olay, Florida'da kasırganın yaralarını sarmak için görevlendirilen bir FEMA ekibinin sahada gerçekleştirdiği hane ziyaretleri sırasında yaşandı. Raporda, ekip üyelerinin özellikle Donald Trump'ı destekleyen seçmenlerin yaşadığı bölgelerdeki evleri atladığı ve bu durumun tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu vurgulandı. Bu gelişme, kamuoyunda FEMA'nın siyasi saiklerle hareket ettiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Milton Kasırgası, 2024 Ekim ayında Florida'nın batı kıyısını vurarak milyarlarca dolarlık hasara yol açtı. FEMA, afet sonrası hasar tespiti ve yardım dağıtımı için çok sayıda saha ekibi görevlendirdi. Ancak bu ekiplerden birinin, kapılarında Trump'ı destekleyen tabelalar bulunan evleri ziyaret listesinden çıkardığı belirlendi. Müfettişlik raporuna göre, ekip lideri, bu evleri atlamak için 'siyasi nedenler' ileri sürdü ve ekip üyeleri de bu talimatı uyguladı. Rapor, bu davranışın Hatch Yasası'nın 5 USC Bölüm 73 hükümlerine açıkça aykırı olduğunu kaydetti. Hatch Yasası, federal çalışanların görevleri sırasında siyasi faaliyetlerde bulunmasını ve tarafsızlık ilkesini ihlal etmesini yasaklıyor. FEMA yetkilileri, raporun ardından yaptığı açıklamada, ilgili personelin görevden alındığını ve olayla ilgili idari soruşturma başlatıldığını duyurdu. Ancak bu açıklama, özellikle Cumhuriyetçi çevrelerde FEMA'nın siyasi ayrımcılık yaptığı iddialarını gidermeye yetmedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, ABD'de afet yönetiminin siyasi kutuplaşmadan ne ölçüde etkilendiğini gözler önüne seriyor. Benzer iddialar, 2020'deki orman yangınları ve 2021'deki Ida Kasırgası sırasında da gündeme gelmişti. Ancak bu rapor, federal bir kurumun çalışanlarının doğrudan siyasi saiklerle hareket ettiğini belgeleyen ender örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, afet yardımlarının siyasallaşmasının, kamu güvenini zedeleyebileceğini ve acil durum yönetiminin etkinliğini azaltabileceğini vurguluyor. Öte yandan, bu tür olayların, federal kurumların tarafsızlığını sorgulayan tartışmaları artırması bekleniyor. Küresel ölçekte ise, bu durum afet yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Uluslararası toplum, ABD'nin bu konudaki uygulamalarını izlerken, benzer kurumların tarafsızlık ilkelerine ne kadar sadık kaldığı sorgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, afet yönetimi ve acil durum müdahale süreçlerinin siyasi müdahalelerden bağımsız olması gerektiğini gösteren önemli bir örnek. Türkiye, AFAD gibi kurumlarıyla afet yönetiminde güçlü bir altyapıya sahip; ancak bu tür olaylar, kurumsal tarafsızlığın korunmasının önemini vurguluyor. Türkiye'nin deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı kırılganlığı düşünüldüğünde, kamu kurumlarının siyasi saiklerle hareket etmesi, toplumsal güveni sarsabilir ve yardım etkinliğini düşürebilir. Bu nedenle, Türk kamuoyunda kurumsal şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarının güçlendirilmesi gerektiği yönünde çıkarımlar yapılabilir. Ayrıca, afet yönetiminde uluslararası iş birliği ve en iyi uygulamalardan faydalanılması, bu tür risklerin önlenmesine katkı sağlayabilir.