Cleveland Federal Reserve Bankası Başkanı Beth Hammack, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) mevcut ekonomik belirsizlikler nedeniyle faizleri şimdilik sabit tutmasının makul olduğunu ancak kalıcı enflasyon risklerinin arttığını ve yakında politika adımı atılması gerekebileceğini belirtti. Hammack, Salı günü yaptığı konuşmada, “Ekonomik görünüme ilişkin belirsizlikler devam ederken faizleri sabit tutmak mantıklı; ancak enflasyonun kalıcı olarak yüksek seyretme riskleri büyüyor ve politikanın bu risklere karşı harekete geçmesi yakında uygun olabilir” ifadelerini kullandı. Hammack'ın bu açıklamaları, piyasalarda Fed'in faiz indirim beklentilerini yeniden şekillendirirken küresel risk iştahı üzerinde de belirleyici olabilir.
Gelişmenin Arka Planı: Enflasyonla Mücadelede Yeni Dönem
Fed, Mart 2022'den bu yana enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını toplam 5,25 puan artırarak 23 yılın en yüksek seviyesine çıkarmıştı. Son iki toplantıda faizleri sabit tutan Fed, enflasyonun hedef olan yüzde 2'ye yaklaşıp yaklaşmadığını değerlendiriyor. Ancak son dönemde açıklanan veriler, enflasyonun beklenenden daha yapışkan olduğunu gösteriyor. Özellikle çekirdek enflasyon göstergeleri, hizmet sektörü fiyatlarındaki katılık ve konut maliyetlerindeki artış nedeniyle yavaş düşüş eğiliminde.
Hammack'ın bu açıklamaları, Fed içinde şahin (enflasyonla mücadelede agresif) kanadın hala güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Cleveland Fed Başkanı, 2024'te oy hakkı bulunan bir FOMC üyesi olmasa da, yaptığı değerlendirmeler piyasa aktörleri tarafından yakından takip ediliyor. Analistler, Hammack'ın yorumlarının, Fed'in Mayıs veya Haziran toplantılarında bir faiz artırımı olasılığını artırdığını belirtiyor. Piyasalarda bu hafta açıklanacak enflasyon verileri ve Fed Başkanı Jerome Powell'ın konuşmaları yakından izlenecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gelişmekte Olan Piyasalar İçin Riskler
Fed'in şahin duruşunu sürdürmesi, gelişmekte olan piyasalar için olumsuz bir senaryo anlamına geliyor. ABD faizlerinin yüksek kalması, doların güçlenmesine neden olurken, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarını hızlandırabilir. Özellikle yüksek dış borca sahip ülkeler, artan faiz yüküyle karşı karşıya kalabilir. Türkiye gibi cari açık veren ekonomilerde, dolar/TL kuru üzerindeki baskı artabilir ve yerel para birimlerinde değer kaybı yaşanabilir.
Küresel ticarette de yavaşlama sinyalleri var. IMF, Nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, ABD faizlerinin beklenenden uzun süre yüksek kalmasının küresel büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunmuştu. Avrupa Merkez Bankası (ECB) de benzer bir durumla karşı karşıya; enflasyonla mücadele ederken ekonomik durgunluk riskini dengelemeye çalışıyor. Fed'in daha şahin bir tutum izlemesi, ECB'nin de faiz indirimlerini ertelemesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırımına gitme olasılığı, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için önemli riskler barındırıyor. Yüksek ABD faizleri, doları güçlendirerek TL üzerinde baskı yaratabilir ve ithalat maliyetlerini artırabilir. Türkiye'nin enerji ve hammadde ithalatına bağımlı yapısı göz önüne alındığında, kur şokları enflasyonu yeniden yukarı çekebilir. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) son dönemde faiz artırımlarıyla sıkılaştırdığı para politikası, bu tür dış şoklara karşı kısmen tampon görevi görebilir. Ancak Fed'in şahin duruşu, TCMB'nin faiz indirimine gitme takvimini erteleyebilir ve yurt içi ekonomik aktiviteyi olumsuz etkileyebilir.