Orta Doğu iş dünyası, İran ile yaşanan çatışmanın tedarik zincirlerini, seyahat ve yatırım akışını sekteye uğratmasıyla eşi benzeri görülmemiş bir belirsizlik döneminden geçiyor. Bölgenin önde gelen iş insanlarından Alain Bejjani, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bu zorlu koşullara karşı dirençli olduğunu belirtiyor. Majid Al Futtaim'in eski CEO'su ve 'NEXT: Leading Through the New Realities' kitabının yazarı Bejjani, Bloomberg'e verdiği röportajda, BAE'nin çeşitlendirilmiş ekonomisi ve proaktif politikaları sayesinde bölgesel krizlerden daha az etkilendiğini vurguluyor.
Belirsizlik Ortamında BAE'nin Pozisyonu
Bejjani, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin özellikle İran ile ABD arasındaki çatışmaların, Orta Doğu'daki ticaret ve yatırım ortamını doğrudan etkilediğini ifade ediyor. Tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, artan navlun maliyetleri ve seyahat kısıtlamaları birçok ülkeyi olumsuz etkilerken, BAE'nin bu durumu daha iyi yönettiğini söylüyor. Bejjani'ye göre Dubai ve Abu Dabi, lojistik merkez olma konumlarını koruyor; hükümetin attığı adımlar sayesinde yabancı yatırımcılar için güvenli liman olmaya devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bejjani, bölgesel belirsizliğin sadece Orta Doğu'yu değil, küresel enerji piyasalarını da etkilediğine dikkat çekiyor. İran'daki istikrarsızlık, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkeler de etkileniyor. BAE'nin yenilenebilir enerji yatırımları ve teknoloji odaklı ekonomik dönüşümü sayesinde bu süreci avantaja çevirebileceğini belirtiyor. Ancak Bejjani, tüm ülkelerin ticaret ortaklarını çeşitlendirmesi ve dijital dönüşüme yatırım yapması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BAE ile son yıllarda ticari ilişkilerini geliştiren bir ülke olarak bölgesel belirsizlikten doğrudan etkileniyor. İran ile komşuluk ilişkileri ve enerji bağımlılığı, Türkiye'yi özellikle kırılgan kılıyor. Ancak BAE'nin dirençli yapısı, Türkiye için bir fırsat da sunuyor: Körfez sermayesinin yönelmesi ve alternatif tedarik yolları, Türk ihracatçıları için yeni pazarlar açabilir. Ayrıca Türkiye'nin lojistik köprü rolü, bölgesel ticaretin yeniden şekillenmesinde kilit bir unsur haline gelebilir.