Fransa Ulusal Meclisi, Karayipler'deki Fransız denizaşırı toprakları Guadeloupe ve Martinique'de on yıllardır kullanılan yasaklı pestisit klorodekonun neden olduğu sağlık felaketinde devletin rolünü oybirliğiyle kabul etti. 22 Şubat 2024'te yapılan oylamada, iki ada nüfusunun büyük bölümünü zehirleyen ve kanser, Parkinson hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilen bu toksik kimyasalın yayılmasında kamu otoritelerinin ihmali ve yetersiz düzenlemeleri resmen tanındı. Karar, mağdurlar ve çevre örgütleri tarafından tarihi bir adım olarak nitelendirilirken, Fransa'yı benzer sömürge sonrası çevre suçlarıyla yüzleşmeye zorlayan bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Klorodekon skandalı: 30 yıllık zehir
Klorodekon, 1970'lerden 1993'te yasaklanana kadar Guadeloupe ve Martinique'de muz tarlalarında böcek ilacı olarak kullanıldı. Bu sürede yer altı sularına ve toprağa karışan kimyasal, on yıllar sonra bile halk sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Araştırmalar, adalardaki yetişkin nüfusun %90'ından fazlasının kanında klorodekon kalıntıları tespit edildiğini ve prostat kanseri oranlarının dünya ortalamasının çok üzerinde olduğunu gösteriyor. Fransız parlamentosu, 2018'de kabul edilen bir yasayla klorodekon mağdurlarının tazmini için fon oluşturmuş, ancak devletin sorumluluğu siyasi olarak ilk kez bu oylamayla tanınmış oldu. Oylama, Sosyalist Parti milletvekili Elsa Faucillon tarafından sunulan bir önerge üzerine yapıldı ve tüm siyasi grupların desteğini aldı.
Fransız hükümeti, skandalın ardından 2020'de 100 milyon avroluk bir klorodekon eylem planı başlattı ancak çevre aktivistleri, kirlenmiş toprakların temizlenmesi ve sağlık taramalarının yetersiz olduğunu savunuyor. Adalardaki balıkçılık ve tarım sektörleri hâlâ kısıtlamalar altında; yerel halka ithal gıdaya bağımlı hale gelmiş durumda. Parlamento kararı, yasal ve maddi tazmin sürecini hızlandırabilir, ayrıca diğer eski sömürgelerde benzer çevre adaleti taleplerini güçlendirebilir.
Küresel boyut: Sömürgeci miras ve çevre adaleti
Klorodekon skandalı, gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan bölgelerde yasaklı kimyasalları kullanmaya devam etmesinin tipik bir örneği olarak görülüyor. Dünya genelinde, özellikle eski sömürgelerde, tarım ilaçlarının kontrolsüz kullanımı nedeniyle benzer felaketler yaşanıyor. Fransa'nın bu kararı, uluslararası hukukta çevresel zararlardan devletlerin sorumluluğu konusunda emsal teşkil edebilir. Öte yandan, Karayipler bölgesi, iklim değişikliğinin etkileriyle de mücadele ederken, kimyasal kirlilik ekonomik ve sosyal yapıyı zayıflatıyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), klorodekon gibi kalıcı organik kirleticilerin (POP) küresel olarak izlenmesi çağrısını yineliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de tarım ilaçlarının denetimi ve çevre politikaları açısından dolaylı bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de de yasaklı bazı pestisitlerin kaçak kullanımı ve toprak/su kirliliği sorunları mevcut. Fransa'nın bu adımı, çevre felaketlerinde devlet sorumluluğunun hukuki ve siyasi olarak tanınmasının önemini gösteriyor. Türkiye, Avrupa Birliği uyum sürecinde tarım kimyasalları yönetmeliğini AB standartlarına yaklaştırsa da, denetim ve yaptırım mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin KKTC ve diğer bölgelerde çevre kirliliği konularında benzer sorumluluk anlayışını benimsemesi, uluslararası itibarı açısından önemli.