ABD Merkez Bankası (Fed) Guvernörü Christopher Waller'ın dezenflasyon sürecine işaret eden açıklamaları, küresel piyasalarda risk iştahını artırdı. Waller, enflasyonun hedeflenen yüzde 2 seviyesine doğru istikrarlı bir şekilde gerilediğini ve para politikasında bir sıkılaştırma döngüsünün sonuna yaklaşıldığını ima etti. Bu açıklamaların ardından ABD borsaları günü değer kazanarak tamamlarken, tahvil faizleri geriledi ve dolar endeksi diğer para birimleri karşısında zayıfladı. Yatırımcılar, Fed'in bir sonraki toplantısında faiz artırımına gitmeyebileceği yönündeki beklentilerini güçlendirdi.
Waller'ın Açıklamaları ve Piyasa Tepkisi
Fed Guvernörü Christopher Waller, Bloomberg Surveillance programına verdiği demeçte, son dönemde açıklanan ekonomik verilerin enflasyon baskılarının azaldığını gösterdiğini belirtti. Waller, "Enflasyonda kaydedilen ilerlemeden memnunum ve politikamızın etkisini göstermeye başladığını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Waller'ın bu sözleri, Fed'in şahin kanadında yer alan bir isim olması nedeniyle piyasalarda güçlü bir sinyal olarak algılandı. Bloomberg Surveillance programının sunucuları Jonathan Ferro, Lisa Abramowicz ve Annmarie Hordern, Waller'ın açıklamalarını canlı yayında değerlendirerek yatırımcılar için önemli ipuçları verdi.
Açıklamaların hemen ardından ABD'de S&P 500 endeksi yüzde 1'in üzerinde prim yaptı, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise yüzde 1,5'e varan kazanç sağladı. 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi 10 baz puanın üzerinde düşüşle yüzde 4,20'nin altına geriledi. Dolar endeksi (DXY) ise yüzde 0,5 değer kaybederek euro ve Japon yeni karşısında geriledi. Altın fiyatları ons başına 2.400 doların üzerine çıkarak güvenli liman talebinin arttığını gösterdi.
Piyasa analistleri, Waller'ın açıklamalarının Fed'in Eylül ayı toplantısında faiz indirimi olasılığını güçlendirdiğini belirtiyor. CME FedWatch verilerine göre, vadeli işlem piyasalarında Eylül'de faiz indirimi beklentisi bir önceki hafta yüzde 60 seviyesindeyken, Waller'ın konuşmasının ardından yüzde 85'e yükseldi. Bu durum, yatırımcıların Fed'in para politikasında bir dönüş sinyali verdiğine inandığını gösteriyor.
Fed'in Para Politikası ve Küresel Etkileri
Fed, 2022 yılından bu yana enflasyonla mücadele kapsamında politika faizini hızlı bir şekilde artırarak 22 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,25-5,50 aralığına çıkarmıştı. Son aylarda açıklanan enflasyon verileri, fiyat artışlarının yavaşladığını gösteriyor. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 3'ün altına gerilerken, çekirdek enflasyon da düşüş eğilimini sürdürüyor. İşgücü piyasasındaki soğuma sinyalleri ve ücret artışlarındaki yavaşlama, Fed'in faiz indirimi için alan açıyor.
Fed Başkanı Jerome Powell, son basın toplantısında enflasyonda sürdürülebilir bir düşüş için daha fazla veriye ihtiyaç duyduklarını belirtmişti. Ancak Waller'ın açıklamaları, Fed içinde dezenflasyon konusunda artan bir güvenin olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, Fed'in bağımsızlığı ve para politikasının veri odaklı olmaya devam edeceği vurgulanıyor.
Küresel piyasalar açısından Fed'in faiz indirimi beklentisi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını olumlu etkileyebilir. Doların zayıflaması, emtia fiyatlarını desteklerken, borçlanma maliyetlerini düşürebilir. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve diğer merkez bankaları da benzer bir gevşeme döngüsüne girebilir. Ancak jeopolitik riskler ve ticaret savaşları gibi faktörler, küresel ekonomi üzerinde aşağı yönlü riskler oluşturmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz indirimi sinyali, Türkiye ekonomisi için kısa vadede olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Doların küresel olarak zayıflaması, TL üzerindeki baskıyı hafifletebilir ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirim döngüsünde elini rahatlatabilir. Ayrıca, küresel risk iştahının artması, Türkiye'ye yönelik portföy yatırımlarını destekleyebilir. Ancak, Türkiye'nin kendi iç enflasyon dinamikleri ve jeopolitik konumu nedeniyle bu olumlu etkinin sınırlı kalabileceği unutulmamalıdır. Yine de Fed'in gevşeme sinyali, gelişmekte olan piyasalar için bir rahatlama sağlayarak Türkiye'nin dış finansman koşullarını iyileştirebilir.