Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Ben Rhodes, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik sert söylemlerinin, taraflar arasında var olan kırılgan ateşkesi tehlikeye atabileceği uyarısında bulundu. Bloomberg This Weekend programında konuşan Rhodes, son günlerde yaşanan sınırlı çatışmalara rağmen ateşkesin şu an için ayakta olduğunu ancak misilleme saldırılarının tırmanması veya her iki taraftaki sertlik yanlılarının ağırlık kazanması durumunda anlaşmanın çökebileceğini belirtti. Rhodes’a göre, Trump’ın kampanya sürecindeki retoriği ve “maksimum baskı” politikası, Tahran yönetimindeki ılımlı sesleri zayıflatırken, müzakere masasını da olumsuz etkiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile ABD arasında geçen yıl varılan ateşkes, tarafların karşılıklı çekilme ve nükleer faaliyetlerin sınırlandırılması konusunda anlaşmasıyla sağlanmıştı. Ancak son haftalarda İran destekli milis gruplarının ABD üslerine yönelik saldırıları ve ABD'nin Irak-Suriye sınırında düzenlediği hava operasyonları, gerginliği yeniden artırdı. Rhodes, bu tür olayların ateşkesin temelini aşındırdığını ve tarafların birbirine güvenini zedelediğini ifade etti. Ayrıca, Trump yönetiminin İran konusunda net bir stratejisinin olmamasının da belirsizlik yarattığını vurguladı. Eski danışman, “Başkan Trump’ın önce müzakere çağrısı yapıp ardından tehditkar bir dil kullanması, Tahran’da kafa karışıklığına yol açıyor. Bu tutarsızlık, İran’daki reformistlerin elini zayıflatırken, Devrim Muhafızları gibi sertlik yanlılarının pozisyonunu güçlendiriyor” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD gerginliği, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyen bir dinamiğe sahip. Ateşkesin bozulması halinde, Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölge ülkeleri yeni bir göç dalgası ve petrol fiyatlarında ani yükselişle karşı karşıya kalabilir. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, İran’ın petrol ihracatındaki herhangi bir kesinti, küresel piyasalarda varil başına 10-15 dolarlık bir artışa neden olabilir. Rhodes, “Avrupa ve Asya ülkeleri, İran’la ticaretlerini sürdürmek için alternatif yollar arıyor ancak ABD yaptırımları bu çabaları baltalıyor. Trump’ın ‘ya bizimle ya da onlarla’ söylemi, müttefikleri bile zor durumda bırakıyor” diye konuştu. Ayrıca, İsrail’in İran’ın nükleer programına yönelik askeri seçenekleri masada tutması, bölgede sıcak bir çatışma riskini canlı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerginliği, Türkiye’nin güney sınırında istikrarsızlık riskini artırmaktadır. Ankara, her iki tarafla da diyalog halinde olup, İran’a uygulanan yaptırımların Türk şirketlerini ve enerji ticaretini olumsuz etkilemesinden endişe duymaktadır. Ateşkesin bozulması, Irak ve Suriye’deki Türk askeri varlığını da tehdit edebilir. Ayrıca, İran’dan gelebilecek yeni bir göç dalgası, Türkiye’nin zaten ağır olan mülteci yükünü artırabilir. Türkiye’nin, taraflar arasında arabuluculuk yapma potansiyeli olsa da, mevcut ABD yönetiminin öngörülemezliği bu rolü zorlaştırmaktadır.