Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, anayasaya aykırı bir şekilde üçüncü dönem için aday olmaya hazırlanıyor. Bu girişim, ülkenin 2006 yılında kabul edilen anayasasının cumhurbaşkanlığına iki dönem sınırı getiren hükümlerini açıkça ihlal ediyor. Tshisekedi, 2019'da göreve başladıktan sonra 2023'te yeniden seçilmişti. Şimdi ise 2028 seçimlerine kadar görevde kalmak için anayasada değişiklik yapmayı veya yeni bir anayasa hazırlamayı planlıyor. Bu durum, KDC'de siyasi krizi derinleştirirken, uluslararası toplumun da dikkatini çekiyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Tshisekedi'nin bu adımına karşı net bir tavır almalı; aksi takdirde Afrika'da demokrasi ve hukukun üstünlüğü ciddi bir darbe alacak.
Anayasa sınırlarının aşınması: Tshisekedi'nin güç merkezileştirme çabaları
Felix Tshisekedi, 2019'da selefi Joseph Kabila'nın ardından iktidara geldiğinde, demokratik reformlar ve yolsuzlukla mücadele vaat etmişti. Ancak zamanla, muhalefeti bastırmak ve iktidarını pekiştirmek için otoriter eğilimler sergilemeye başladı. 2023'teki seçimler, şeffaflık ve güvenilirlik konusunda ciddi eleştirilere maruz kaldı; muhalefet, sonuçların manipüle edildiğini iddia etti. Tshisekedi'nin üçüncü dönem arayışı, aslında bu otoriterleşme sürecinin bir devamı niteliğinde. Anayasa değişikliği girişimleri, meclisteki çoğunluğuna ve yargı üzerindeki kontrolüne dayanıyor. Ancak muhalefet ve sivil toplum örgütleri, bu adımları "anayasal darbe" olarak nitelendiriyor. KDC'nin doğusunda devam eden silahlı çatışmalar ve insani kriz, Tshisekedi'nin meşruiyetini daha da sorgulanır hale getiriyor. Ülke, 2024'te M23 isyancılarının saldırıları ve milyonlarca insanın yerinden edilmesiyle karşı karşıya. Bu ortamda, cumhurbaşkanının anayasa ihlali istikrarı daha da tehdit ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD ve uluslararası toplumun rolü
KDC, Afrika'nın ortasında stratejik bir konuma sahip ve zengin doğal kaynakları (kobalt, bakır, elmas) nedeniyle küresel ekonominin önemli aktörlerinden biri. Elektrikli araç bataryalarında kullanılan kobaltın büyük kısmı KDC'den sağlanıyor. Bu nedenle, ülkede istikrarın korunması sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel çıkarlar açısından da kritik. ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, KDC'de demokratik süreçlere saygı gösterilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak Tshisekedi'nin üçüncü dönem girişimine karşı somut adımlar atılmaması, ABD'nin Afrika politikasında bir tutarsızlık olarak değerlendiriliyor. Biden yönetimi, Çin ve Rusya'nın bölgedeki nüfuzuna karşı koymak için KDC ile işbirliğini artırmak istiyor. Ancak bu pragmatik yaklaşım, demokrasi ve insan hakları söylemleriyle çelişiyor. Öte yandan, Afrika Birliği ve diğer bölgesel örgütler, anayasal süreçlere müdahale edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Tshisekedi'nin adımı, komşu ülkelerdeki benzer girişimlere de örnek teşkil edebilir; Uganda, Ruanda ve diğer Afrika ülkeleri liderleri de dönem sınırlarını kaldırmaya çalışıyor. Bu nedenle uluslararası toplumun kararlı bir duruş sergilemesi, sadece KDC'de değil, kıta genelinde demokrasiye güveni artıracaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika'da ekonomik ve diplomatik ilişkilerini derinleştirmektedir. KDC ile ticaret hacmi sınırlı olmakla birlikte, Türk şirketleri özellikle inşaat ve madencilik sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Tshisekedi'nin anayasa ihlali, ülkede istikrarsızlığı artırabilir ve bu da Türk yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika politikası, hukukun üstünlüğü ve demokratik süreçlere saygı ilkesine dayanmaktadır. Bu nedenle Ankara'nın, KDC'de anayasal düzenin korunması yönünde uluslararası çabalara destek vermesi beklenir. Bölgesel olarak, KDC'deki istikrarsızlık Doğu Afrika'ya yayılabilir ve bu da Türkiye'nin Somali, Etiyopya gibi ülkelerdeki angajmanlarını etkileyebilir. Türkiye, KDC'deki krize tarafsız ama yapıcı bir rol oynayarak hem çıkarlarını koruyabilir hem de uluslararası toplumun saygın bir üyesi olarak konumunu pekiştirebilir.