Ermenistan, 20 Haziran 2021'de gerçekleşen erken genel seçimlerde sandık başına gidiyor. Başbakan Nikol Paşinyan ve eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki ittifaklar arasında geçen yarış, bölgesel güçlerin açık müdahalesine sahne oluyor. ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in karşıt adayları desteklemesi, Dağlık Karabağ yenilgisinin ardından krize giren ülkede yeni bir güç dengesi yaratma amacını taşıyor. Seçim sonuçları, sadece Ermenistan'ın iç siyasetini değil, Kafkasya'daki jeopolitik dengeleri de derinden etkileyecek.
Seçimin Arka Planı: Karabağ Yenilgisi ve Erken Seçim Kararı
Ermenistan, 2020 sonbaharında Dağlık Karabağ'da Azerbaycan karşısında ağır bir yenilgi aldı. 44 gün süren savaşın ardından imzalanan ateşkes anlaşması, Paşinyan hükümetine büyük bir siyasi maliyet getirdi. Muhalefet, anlaşmayı "ulusal bir felaket" olarak nitelendirirken, ülke genelinde protestolar baş gösterdi. Askeri yetkililer ve siyasi rakipler, Başbakan Paşinyan'ı başarısızlıkla suçlamaya başladı. Bu baskılar sonucu Paşinyan, Nisan 2021'de erken seçim kararı aldı.
Seçimlerin ardındaki temel mesele, Paşinyan'ın Batı yanlısı reformist politikaları ile Koçaryan'ın temsil ettiği eski Sovyet bağlantılı, Moskova ile daha yakın ilişki kuran güç odağı arasında bir tercih olarak şekilleniyor. Paşinyan, 2018'deki "Kadife Devrim" ile iktidara gelmişti ve o zamandan bu yana başta Rusya olmak üzere bölgesel güçlerle zaman zaman gergin bir ilişki sürdürdü.
Küresel Boyut: ABD ve Rusya'nın Karşı Karşıya Gelen Stratejileri
Ermenistan seçimleri, yalnızca ülke sınırlarını aşan bir anlam taşıyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Paşinyan'ı açıkça desteklerken, Rusya lideri Putin ise Koçaryan'ın ittifakına arka çıkıyor. Washington, Paşinyan'ı enerjide çeşitlendirme ve Batı ittifakına entegrasyon çabaları nedeniyle bölgede bir denge unsuru olarak görüyor. Öte yandan Kremlin, Koçaryan döneminde Ermenistan'ın Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) içinde daha uyumlu bir müttefik olduğunu hatırlıyor.
Rusya, ayrıca Dağlık Karabağ savaşı sonrası bölgedeki barış gücü misyonuyla askeri varlığını artırmış durumda. Moskova, Ermenistan'ın Batı'ya kaymasını kendi nüfuz alanına bir tehdit olarak algılıyor. ABD ise Hazar Denizi ve Orta Asya'ya uzanan enerji koridorlarında Ermenistan'ın stratejik konumundan faydalanmak istiyor. Bu nedenle, seçim sonucu her iki süper güç için de Kafkasya'daki nüfuz mücadelesinde kritik bir dönemeç.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'daki bu seçim, Türkiye için hayati önem taşıyan Kafkasya dengelerini yakından ilgilendirmektedir. Azerbaycan ile güçlü askeri ve diplomatik işbirliği yürüten Ankara, Dağlık Karabağ'ın statüsünün nihai çözümü için istikrarlı ve ılımlı bir Ermenistan yönetimi görmek istemektedir. Paşinyan'ın zaferi, Türkiye ile normalleşme sürecine kapı aralayabilir; ancak Koçaryan'ın iktidara gelmesi, Türk-Rus ilişkilerinde yeni bir gerilim alanı oluşturabilir. Ticaret ve enerji koridorları açısından, Azerbaycan-İran rekabeti ve Rusya'nın Kafkaslar'daki oyunları, Türkiye'yi bu seçim sonuçlarına tetikte tutmaktadır.