Ermenistan'ın başkenti Erivan'da, LGBTQ topluluğunun üyeleri ve özellikle drag queen'ler, toplumsal önyargılara ve güvenlik risklerine rağmen sahneye çıkmak için büyük cesaret gösteriyor. 2012 yılında Erivan'daki bir queer kulübüne molotof kokteyli ile saldırı düzenlenmişti. Ancak Ukrayna'daki savaşın da etkisiyle bölgede değişen dinamikler, Ermeni toplumunda LGBTQ bireylere yönelik tutumların kısmen yumuşamasına yol açtı. Bugün Erivan, yeraltında işleyen ve yüzlerce kişiyi çeken bir drag sahnesine ev sahipliği yapıyor. Ancak bu etkinliklerin büyümesine rağmen, polis baskınları, aile baskıları ve şiddet tehdidi hâlâ günlük yaşamın bir parçası.
Ermenistan'da LGBTQ topluluğunun değişen görünümü
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana Ermenistan'da LGBTQ hakları konusu hassas bir başlık olmuştur. 1991'de bağımsızlığını kazanan ülkede, eşcinsellik yasal olmasına rağmen toplumsal kabul düşük seviyelerde kalmıştır. 2004 yılında çıkarılan bir yasa ile kamuoyunda eşcinselliği teşvik eden gösterilerin yasaklanması gündeme gelmiş, ancak bu yasa daha sonra rafa kaldırılmıştır. 2012 yılında Erivan'daki bir queer kulübüne düzenlenen saldırı, ülkedeki homofobik atmosferi gözler önüne sermişti.
Ancak son yıllarda, özellikle Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya'dan ve diğer bölgelerden gelen göç dalgasıyla birlikte, Erivan'da daha kozmopolit bir kültür oluşmaya başladı. Yeni gelenlerin etkisiyle LGBTQ topluluğu daha görünür hale geldi ve drag kültürü yeraltından yüzeye çıkmaya başladı. Drag gösterileri, birçok genç Ermeni için bir ifade ve dayanışma alanı haline gelirken, bu etkinlikler aynı zamanda toplumsal muhalefetin de bir sembolü oldu.
Yeraltı drag sahnesi ve karşılaşılan zorluklar
Erivan'daki drag performansları genellikle gizli mekanlarda organize ediliyor. Sosyal medya üzerinden duyurulan bu etkinlikler, zaman zaman polis baskınlarına maruz kalıyor. Katılımcılar, kimliklerinin ifşa edilmesi riskine karşı dikkatli davranıyor; bazıları maske takıyor, bazıları ise takma isimler kullanıyor. Ailelerinden ve işverenlerinden gizlenen bu bireyler, toplumsal dışlanma ve şiddet tehdidi altında yaşıyor.
Drag performansları, sadece eğlence değil aynı zamanda bir direniş biçimi olarak görülüyor. Sanatçılar, sahne aracılığıyla cinsiyet normlarını sorguluyor ve haklarını savunuyor. Ancak bu gösterilerin bazıları, toplumun muhafazakar kesimlerinin tepkisini çekiyor. Zaman zaman gösteri mekanlarının önünde protestolar düzenleniyor ve sanatçılar ölüm tehditleri alıyor.
Bölgesel ve küresel boyutu
Ermenistan'daki drag sahnesi, sadece ülke içinde değil, aynı zamanda Güney Kafkasya bölgesinde de bir ilk olma özelliği taşıyor. Azerbaycan ve Gürcistan gibi komşu ülkelerde de LGBTQ hakları konusunda benzer tartışmalar yaşanıyor. Gürcistan'da 2013 yılında düzenlenen Onur Yürüyüşü, şiddet olayları nedeniyle büyük yankı uyandırmıştı. Azerbaycan'da ise LGBTQ topluluğu üzerinde daha baskıcı bir ortam hüküm sürüyor.
Ukrayna savaşı, bölgedeki güç dengelerini değiştirirken, Rusya'nın LGBTQ karşıtı yasalarından kaçan birçok kişi için Ermenistan bir sığınak haline geldi. Bu durum, Ermeni toplumunu daha çeşitli ve açık fikirli hale getirse de, aşırı muhafazakar grupların tepkisini de artırmıştır. ABD ve Avrupa Birliği, insan hakları konusunda Ermenistan'a baskı yaparken, ülkenin Rusya'ya olan geleneksel bağımlılığı nedeniyle bu konuda ikircikli bir tutum sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ermenistan'daki bu gelişmeleri yakından izliyor. Ermenistan'da LGBTQ topluluğunun daha görünür hale gelmesi, Türkiye'deki benzer tartışmalara da ışık tutuyor. Türkiye'de de LGBTQ bireyler toplumsal baskı ve ayrımcılıkla karşı karşıya. Ancak Ermenistan'daki yeraltı drag kültürü, Türkiye'deki LGBTQ aktivistlerine ilham kaynağı olabilir. Bölgesel istikrar açısından, Ermenistan'ın toplumsal dönüşümü, Kafkasya'daki demokratikleşme süreçlerine olumlu katkı sağlayabilir. Türkiye'nin Ermenistan ile sınır komşusu olması ve ilişkilerin normalleşme çabaları göz önüne alındığında, bu tür toplumsal gelişmeler iki ülke arasındaki diyaloğu da etkileyebilir.