Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (DRC) doğusunda patlak veren Ebola salgını, son haftalarda hızla yayılmaya devam ediyor. Yetkililer, salgınla mücadelede en büyük engellerden birinin halk arasında dolaşan yanlış bilgiler olduğunu belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dezenformasyonun sağlık ekiplerinin çalışmalarını ciddi şekilde sekteye uğrattığını ve hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırdığını açıkladı. Bunun üzerine DRC hükümeti, DSÖ işbirliğiyle çevrimiçi bir kampanya başlatarak halkı doğru bilgilendirmeyi ve aşıya olan güveni artırmayı hedefliyor.
Salgının arka planı ve mevcut durum
Ebola virüsü, ilk olarak 1976'da DRC'de (eski adıyla Zaire) tespit edilmişti. Bugünse ülke, 2018'den bu yana en büyük onuncu Ebola salgınıyla karşı karşıya. DSÖ verilerine göre, son aylarda yüzden fazla vaka rapor edilirken, ölü sayısı 50'yi aştı. Salgının en yoğun görüldüğü bölgeler Kuzey Kivu ve Ituri eyaletleri. Bu bölgeler, uzun süredir silahlı çatışmaların yaşandığı, sağlık altyapısının zayıf olduğu ve nüfusun büyük ölçüde kamplarda yaşadığı alanlar. Sağlık ekipleri, hem çatışma ortamının hem de halkın yabancı sağlık kuruluşlarına karşı duyduğu güvensizliğin salgınla mücadeleyi zorlaştırdığını ifade ediyor.
Dezenformasyonun yayılması, özellikle aşı karşıtlığı ve tedavi yöntemlerine dair yanlış inançlar üzerinden ilerliyor. Sosyal medyada, aşıların kısırlığa yol açtığı veya Ebola'nın bir komplo olduğu yönünde iddialar dolaşıyor. Bu söylentiler, sağlık ekiplerine yönelik saldırıları da beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz haftalarda bir sağlık merkezine düzenlenen saldırıda iki kişi hayatını kaybetti. DSÖ, bu tür olayların salgın kontrolünü neredeyse imkansız hale getirdiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebola salgını yalnızca DRC için değil, komşu ülkeler için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ruanda, Uganda ve Güney Sudan gibi sınır ülkeleri, salgının kendi topraklarına sıçramaması için sınır kontrollerini artırdı. DSÖ, uluslararası topluma acil yardım çağrısı yaparak, salgının kontrol altına alınmaması halinde bölgesel bir krize dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da yaşanan ve 11 binden fazla kişinin ölümüne yol açan Ebola salgınının ardından, DSÖ küresel acil durum mekanizmalarını güçlendirmişti. Ancak mevcut salgın, dezenformasyonun yeni bir engel olarak ortaya çıktığını gösteriyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yaptığı açıklamada, "Yanlış bilgi, sağlık çalışanlarının canını alıyor. Bilimsel verilere dayanan doğru bilgiyi yaymak hayati önem taşıyor" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
DRC'deki Ebola salgını, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, bölgesel istikrarsızlık ve sağlık krizleri Türkiye'nin Afrika politikasını etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda Afrika'da sağlık altyapısı ve insani yardım projelerine önemli yatırımlar yapmıştır. Salgının yayılması, bu projelerin sürdürülebilirliğini ve bölgedeki Türk yatırımlarını tehdit edebilir. Ayrıca, küresel sağlık krizlerinin uluslararası işbirliği gerektirdiği düşünülürse, Türkiye'nin DSÖ ve Afrika Birliği ile koordinasyon içinde hareket etmesi, hem küresel sağlık güvenliğine katkı sağlar hem de Türk dış politikasının etkinliğini artırır. Salgının kontrol altına alınamaması halinde, artan göç hareketleri ve bölgesel çatışmalar Türkiye'nin güney sınırlarına dolaylı yoldan yansıyabilir.