Dünya genelinde artan karides tüketimi, Ekvador'un kıyı şeridindeki mangrov ormanlarını hızla yok ediyor. Özellikle ABD, Avrupa ve Asya pazarlarına yönelik üretim, ülkenin kuzeybatısındaki El Oro eyaletinde yoğunlaşan karides çiftliklerinin doğal yaşam alanlarını işgal etmesine yol açıyor. Gelgitin çekildiği anlarda, Isla Costa Rica çevresindeki çamur düzlüklerine adım atan Johana Carolina Cruz Potes gibi kabuklu deniz ürünleri toplayıcıları, hem geçim kaynaklarını hem de ekosistemi tehdit altında görüyor. Yılda yüzbinlerce ton karides üreten Ekvador, dünyanın en büyük karides ihracatçılarından biri haline gelirken, mangrovların yok oluşu ve kontrolsüz kirlilik, bölgedeki biyolojik çeşitliliği ve yerel toplulukların yaşamını derinden etkiliyor.
Mangrovların yok oluşu ve karides çiftliklerinin yükselişi
Ekvador'un Pasifik kıyısındaki mangrov ormanları, karbon depolama, kıyı erozyonunu önleme ve sayısız deniz canlısına yuva olma gibi kritik ekolojik işlevler görüyor. Ancak son 30 yılda, bu ormanların yaklaşık %30'u karides çiftliklerine dönüştürüldü. Ülkedeki 250 bin hektarlık mangrov alanının büyük kısmı, özellikle 1990'lardan itibaren hızla büyüyen akuakültür sektörü tarafından yok edildi. Resmi olmayan tahminlere göre, mangrovların yarısından fazlası karides üretimi için temizlendi. Bu çiftlikler, deniz suyunu pompalayarak karides yetiştiriyor, ancak atık suları arıtılmadan denize bırakıyor. Bu durum, kıyı sularında alg patlamalarına ve oksijen seviyelerinin düşmesine neden olarak balıkçılık ve kabuklu deniz ürünleri toplama gibi geleneksel geçim kaynaklarını tehdit ediyor.
Johana Carolina Cruz Potes gibi binlerce kadın, mangrovlarda yengeç, istiridye ve diğer kabuklu deniz ürünlerini toplayarak ailelerine katkı sağlıyor. Ancak karides çiftliklerinin yayılması, bu alanlara erişimi kısıtlıyor ve kirlilik nedeniyle avlanan ürünlerin kalitesi düşüyor. "Eskiden bir saatte topladığım yengeçleri şimdi üç saatte zor buluyorum," diyen Potes, çocuklarının da aynı işi yapmasını istemediğini belirtiyor. Yerel halk, hükümetin mangrovları koruma çabalarının yetersiz olduğunu ve çiftlik sahiplerine verilen imtiyazların doğal yaşamı hiçe saydığını savunuyor.
Küresel boyut: Karides tüketiminin çevresel maliyeti
Ekvador, Çin ve Hindistan'ın ardından dünyanın en büyük üçüncü karides üreticisi konumunda. Ülkenin karides ihracatı 2023'te 5 milyar doları aştı ve başlıca alıcılar ABD, AB ülkeleri ve Çin. Ancak bu ekonomik başarının çevresel maliyeti, giderek daha fazla uluslararası eleştirinin odağı haline geliyor. Sürdürülebilir deniz ürünleri sertifikalarına rağmen, çoğu karides çiftliği ormansızlaştırma, su kirliliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi sorunlara yol açıyor. Bilim insanları, mangrovların yok olmasının kıyı topluluklarını iklim değişikliğine karşı daha savunmasız hale getirdiğini, çünkü mangrovların fırtına dalgalarını ve deniz seviyesi yükselmesini tamponladığını vurguluyor. Ayrıca, karides çiftliklerinde kullanılan antibiyotikler ve kimyasallar, deniz ekosisteminde dirençli bakteri türlerinin ortaya çıkmasına neden oluyor.
Uluslararası çevre örgütleri, Ekvador hükümetini mangrovları koruyacak yasaları sıkılaştırmaya ve mevcut çiftliklerin çevresel etkisini azaltmaya çağırıyor. Ancak karides sektörünün ülke ekonomisindeki büyük payı, reformları zorlaştırıyor. Ekvador, 2014'te mangrovların korunması için bir yasa çıkarmış olsa da, uygulama zayıf kaldı. Bazı bölgelerde, çiftlik sahipleri mangrovları yasa dışı yollarla kesmeye devam ediyor. Bu durum, sadece Ekvador'un değil, aynı zamanda karides ithal eden ülkelerin de çevresel ayak izini sorgulamasına neden oluyor. Tüketicilerin sürdürülebilir etiketlere yönelmesi ve şirketlerin sorumlu tedarik zincirleri oluşturması, sorunun çözümünde kritik adımlar olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, karides tüketiminde dünya ortalamasının altında olsa da, son yıllarda deniz ürünleri ithalatı artış gösteriyor. Ekvador mangrovlarının yok oluşu, Türkiye'nin karides tedarik zincirinde sürdürülebilirlik risklerine işaret ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin kendi kıyı ekosistemlerinde (örneğin, Akdeniz'de) mangrov benzeri habitatlar olmasa da, aşırı avlanma ve kirlilik gibi benzer tehditler bulunuyor. Küresel çevre hareketlerinin mangrov korumasına odaklanması, Türkiye'nin de tarım ve balıkçılık politikalarında ekosistem temelli yaklaşımları benimsemesine zemin hazırlıyor. Öte yandan, Türkiye'nin karides üretimini artırma potansiyeli göz önüne alındığında, sürdürülebilir akuakültür uygulamaları konusunda Ekvador deneyiminden ders çıkarması yararlı olacaktır. Bu bağlamda, haber Türkiye için hem ticari hem de çevresel bir uyarı niteliği taşıyor.