İngiltere Ulaştırma Bakanlığı'nın (DfT) yeni analizine göre, Heathrow Havaalanı'na yapılması planlanan üçüncü pistin ekonomiye sağlayacağı katkı, önceki tahminlerin yalnızca yüzde 10'u kadar olabilir. Resmi verilere göre, üçüncü pistin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYH) katkısının sadece yüzde 0,05 seviyesinde kalacağı, bunun da genel ticaret dengesi ve karbon emisyonları gibi olumsuz faktörlerle neredeyse tamamen dengeleneceği belirtiliyor. Bu durum, on yılı aşkın süredir tartışılan ve 2018'de parlamento onayı alan projenin ekonomik gerekçesini ciddi şekilde sorgulatıyor.
Projenin arka planı ve önceki tahminler
Heathrow'un üçüncü pist projesi, ilk olarak 2000'li yılların başında gündeme gelmiş ve 2018'de İngiltere Parlamentosu'ndan onay almıştı. O dönemde yapılan analizler, pistin ekonomiye yıllık 1 milyar sterlin katkı sağlayacağını ve 180 bin kişiye istihdam yaratacağını öngörüyordu. Ancak DfT'nin güncel çalışması, bu rakamların fazla iyimser olduğunu gösteriyor. Yeni hesaplamalara göre, pistin getireceği ek kapasite sayesinde artan ticaret ve turizm geliri, inşaat maliyetleri, artan hava trafiği kaynaklı karbon emisyonları ve gürültü kirliliği gibi faktörlerle büyük ölçüde dengeleniyor.
Hükümetin yayımladığı belgede, üçüncü pistin 'net ekonomik faydasının' önceki tahminlerin çok altında olduğu, hatta bazı senaryolarda negatife dönebileceği ifade ediliyor. Özellikle İngiltere'nin 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonu hedefiyle çelişen proje, çevre gruplarının ve bazı iklim aktivistlerinin yoğun eleştirisine maruz kalıyor. Uzmanlar, pistin inşası ve işletilmesi sırasında ortaya çıkacak karbon ayak izinin, İngiltere'nin iklim taahhütlerini ciddi şekilde zorlayacağını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Heathrow'un genişleme projesi, yalnızca İngiltere'yi değil, Avrupa havacılık sektörünü ve küresel iklim politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat kapsamında havacılık emisyonlarını 2030'a kadar yüzde 55 oranında azaltmayı hedeflerken, İngiltere'nin bu projeyle ters yönde ilerlemesi dikkat çekiyor. Ayrıca, pandemi sonrası hava trafiğinin tam olarak toparlanamaması ve uçak teknolojisindeki değişimler (elektrikli/hibrit uçaklar) de projenin geleceğini belirsiz kılıyor. Karşıt görüşler, pistin iptal edilmesi halinde ortaya çıkacak kaynakların demiryolu altyapısına yönlendirilmesinin hem ekonomik hem de çevresel açıdan daha verimli olacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Heathrow'un üçüncü pistiyle ilgili bu gelişme, Türkiye'nin havaalanı yatırımları ve iklim politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. İstanbul Havalimanı gibi büyük ölçekli projelerde ekonomik fizibilite ve çevresel sürdürülebilirlik dengesinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması kapsamındaki taahhütleri ve 2053 net sıfır hedefi, yeni havaalanı yatırımlarında karbon ayak izinin minimize edilmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, bu tartışma Türk havacılık sektörünün küresel rekabet gücünü korurken çevresel normlara uyum sağlaması gerektiğine işaret ediyor.