Birleşmiş Milletler'in Eylül ayı sonunda düzenlenecek iklim zirvesi öncesinde, kamu radyosunun çevre haber dergisi "Living on Earth" sunucusu Steve Curwood, iklim bilimci Michael Mann ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşide, mevcut iklim politikalarının dünyayı 1,5 derece ısınma sınırının ötesine taşıyacağı uyarısı öne çıktı. Mann, bu eşiğin aşılmasının geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
1,5 Derece Eşiği Neden Kritik?
Sanayi Devrimi öncesine kıyasla küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlamak, Paris Anlaşması'nın en iddialı hedefi olarak biliniyor. Bilim insanları, bu seviyenin aşılması halinde sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, sel felaketleri ve deniz seviyesi yükselmesi gibi aşırı olayların sıklığının ve şiddetinin artacağını belirtiyor. Michael Mann, söyleşide, mevcut politikalarla 1,5 derecenin geçileceğini, hatta 2 dereceye doğru gidildiğini ifade etti. Mann, her onda bir derecenin bile önemli olduğunu, çünkü etkilerin doğrusal olmadığını vurguladı. Örneğin, 1,5 derece yerine 2 derece ısınmada, mercan resiflerinin neredeyse tamamı yok olabilir, Arktik deniz buzları yaz aylarında tamamen eriyebilir.
Mann'a göre, 1,5 derece hedefi hâlâ mümkün ancak bunun için hızlı ve derin emisyon kesintileri gerekiyor. Güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların hızla yaygınlaştırılması, fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması ve karbon fiyatlandırması gibi politikaların hayata geçirilmesi şart. Ancak Mann, siyasi irade eksikliğinin en büyük engel olduğunu söyledi.
BM İklim Zirvesi ve Küresel Beklentiler
Birleşmiş Milletler, 23 Eylül'de New York'ta bir iklim zirvesi düzenleyecek. Zirve, ülkelerin Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini güçlendirmeleri için bir fırsat olarak görülüyor. BM yetkilileri, mevcut politikaların dünyayı 3 dereceye kadar ısıtabileceği uyarısında bulunuyor. Zirvede, özellikle büyük ekonomilerin daha iddialı hedefler açıklaması bekleniyor. Ancak ABD'nin Paris Anlaşması'ndan çekilme süreci ve bazı ülkelerin isteksizliği, zirvenin başarısını gölgeleyebilir.
Michael Mann, söyleşide, kamuoyu baskısının ve gençlik hareketlerinin politikacılar üzerinde etkili olabileceğini belirtti. Mann, "İklim değişikliğiyle mücadelede en büyük umut, tabandan gelen talep" dedi. Bilim insanları, 1,5 derece hedefinin aşılması durumunda bile her çabanın değerli olduğunu, çünkü her kesir derecenin milyonlarca insanın hayatını etkilediğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında. Sıcaklık artışı, kuraklık, tarımsal verim kaybı ve su kıtlığı riski Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturuyor. 1,5 derece sınırının aşılması, Türkiye'de tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini olumsuz etkileyebilir, enerji ve su kaynakları üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, iklim göçü ve bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikasını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin Paris Anlaşması'nı onaylaması ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapması, hem küresel çabalara katkı hem de ulusal çıkarlar açısından önem taşıyor.