Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (DRC) doğusundaki Rubaya madenlerinde 2026 yılının başından bu yana meydana gelen en az dört büyük heyelan, yüzlerce kişinin ölümüne yol açtı. BM raporlarına ve yerel kaynaklara göre, çoğu kaçak madencilerden oluşan kurbanların kesin sayısı henüz belirlenemezken, tahminler 300 ila 500 arasında değişiyor. Bu madenler, akıllı telefonlardan elektrikli araç bataryalarına kadar pek çok teknolojide kullanılan stratejik bir mineral olan koltanın dünyadaki en büyük kaynaklarından biri. Bölgenin M23 isyancı grubunun kontrolü altında olması, felaketlerin boyutunun tam olarak ortaya çıkarılmasını engelliyor.
Rubaya Madenleri: Ölüm ve Teknoloji Arasındaki Bağ
Rubaya, Kuzey Kivu eyaletindeki Masisi bölgesinde yer alıyor ve dünya koltan rezervlerinin önemli bir kısmını barındırıyor. Koltan (kolumbit-tantalit), tantal metalinin ana kaynağı olup, yüksek ısıya dayanıklılığı ve enerji depolama kapasitesi sayesinde elektronik endüstrisinin vazgeçilmezi. Akıllı telefonlarda, dizüstü bilgisayarlarda, oyun konsollarında ve özellikle elektrikli araç bataryalarında yoğun olarak kullanılıyor. Küresel talep, özellikle yeşil enerji dönüşümüyle birlikte son yıllarda katlanarak arttı.
Madenler, on yıllardır süren çatışmaların gölgesinde faaliyet gösteriyor. 2025 yılında M23 isyancı grubunun bölgeyi ele geçirmesiyle birlikte, madenler üzerindeki kontrol tamamen silahlı grupların eline geçti. BM Güvenlik Konseyi raporlarına göre, M23, maden gelirlerini silah ve lojistik finansmanında kullanıyor. Heyelanların büyük kısmı, güvenlik önlemlerinin bulunmadığı, ilkel yöntemlerle işletilen kaçak maden ocaklarında meydana geliyor. Yoğun yağışlar ve dengesiz kazı çalışmaları, toprak kaymalarını tetikliyor.
Yerel sivil toplum kuruluşları, ölü sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğunu belirtiyor. Enkaz altında kalan cesetlere ulaşmanın güçlüğü ve bölgedeki sağlık altyapısının yetersizliği, kurtarma çalışmalarını neredeyse imkânsız hale getiriyor. M23 yönetimi, olaylarla ilgili bağımsız soruşturmalara izin vermiyor.
Küresel Tedarik Zinciri ve İnsani Kriz
DRC, dünya koltan üretiminin yaklaşık %60'ını karşılıyor ve bu üretimin büyük kısmı doğrudan Çin, ABD ve Avrupa'daki teknoloji devlerine gidiyor. Apple, Samsung, Tesla gibi şirketler, tedarik zincirlerinin çatışma bölgeleriyle bağlantısını kesmek için “çatışmasız mineral” sertifikasyon programları başlatmış olsa da, Rubaya gibi M23 kontrolündeki madenlerden yapılan kaçak ihracatın önlenmesi mümkün olmuyor. Birleşmiş Milletler Uzmanlar Paneli, koltan ticaretinin yılda yüz milyonlarca dolar gelir sağladığını ve bu paranın büyük kısmının silahlı gruplara aktarıldığını belirtiyor.
Heyelanlar, bölgede zaten var olan insani krizi daha da derinleştiriyor. Yerinden edilmiş yüz binlerce insan, gıda ve temel ihtiyaç maddelerine erişimde büyük güçlük çekiyor. DRC hükümeti, madenler üzerinde denetim sağlayamazken, uluslararası toplumun müdahale çağrıları sonuçsuz kalıyor. Bu durum, teknolojik ilerlemenin bedelinin gelişmekte olan ülkelerdeki insanlar tarafından ödenmesine dair etik soruları yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
DRC'deki bu felaket, Türkiye'nin nadir toprak elementleri ve kritik minerallere yönelik artan ilgisi açısından önem taşıyor. Türkiye, elektrikli araç bataryaları ve savunma sanayiinde kullanılan stratejik mineraller için alternatif tedarik kaynakları arıyor. Eğer M23 kontrolündeki madenlerde istikrarsızlık sürerse, küresel koltan fiyatları yükselebilir ve Türkiye’nin tedarik maliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Afrika'da artan diplomatik ve ekonomik varlığı, bu tür insani krizlerde arabuluculuk veya insani yardım rolü üstlenmesini gündeme getirebilir. Ancak, doğrudan bir etki şu an için sınırlı olup, bölgesel istikrarın sağlanması Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki konumu için orta vadede belirleyici olabilir.