ABD Başkanı Donald Trump, 9 Temmuz 2026 sabahı yaptığı ani bir açıklamayla İran ile sağlanan geçici ateşkesin "bittiğini" ilan etti. Bu açıklama, daha önce Tahran yönetiminden "koşulsuz teslimiyet" talep eden ve nükleer müzakereleri adeta bir güç gösterisine dönüştüren Trump’ın son haftalarda izlediği çizgiden tamamen kopuşu temsil ediyor. Sadece üç hafta önce, 16 Haziran'da Trump, İran’a karşı "her şey masada" tehdidini yinelemiş ve askeri seçeneği göz ardı etmediklerini belirtmişti. Ancak 23 Haziran'da Umman'ın arabuluculuğuyla başlayan dolaylı görüşmeler, 1 Temmuz'da iki haftalık bir ateşkesle sonuçlanmıştı. Bugün ise Başkan, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda "ateşkes bitti, yeni bir dönem başlıyor" ifadelerini kullandı.
Gerilimin Kısa Tarihi: Mektuplardan Ateşkese
Süreç, Donald Trump'ın Mart 2025'te İran'ın nükleer programına ilişkin yaptırımları sertleştirmesiyle başladı. Nisan ayında ise Trump, İran'ın nükleer tesislerinin tamamının denetlenmesini ve uranyum zenginleştirmenin tamamen durdurulmasını şart koşan bir "nihai anlaşma" taslağını Tahran'a iletti. İran'ın bu şartlara yanaşmaması üzerine ABD, Basra Körfezi'ndeki askeri varlığını artırdı ve İran Devrim Muhafızları'nı resmen terör örgütü listesine aldı. İran ise buna, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEA) denetçilerinin ülkeye girişini kısıtlayarak ve %60'a varan uranyum zenginleştirme seviyelerini duyurarak karşılık verdi.
Haziran ayında tırmanan söylemler, iki tarafı da savaşın eşiğine getirdi. Trump'ın "koşulsuz teslimiyet" çağrıları, İran'da milli bir direniş dalgası yaratırken, ülkenin dini lideri Ali Hamaney de "hiçbir zorbalığa boyun eğmeyeceklerini" ilan etti. Tam bu noktada Umman ve Katar'ın devreye girmesiyle ateşkes sağlandı. Ancak ateşkes metninde, İran'ın füze programının durdurulması gibi kritik bir madde yer almıyordu. ABD'li yetkililere göre Trump, ateşkesin ilk gününden itibaren İran'ın taahhütlerini yerine getirmediğini düşünüyordu. Özellikle İran'ın Yemen'deki Husilere silah sevkiyatının devam ettiğine dair istihbarat raporları, Beyaz Saray'da ateşkesin sorgulanmasına yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ortadoğu'da Yeni Bir Deprem mi?
Trump'ın ateşkesi sonlandırma kararı, Ortadoğu'da adeta bir şok etkisi yarattı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tansiyonun yeniden yükselmesinden endişe ederek temkinli açıklamalar yaparken, İsrail ise hamleyi destekler nitelikte bir tutum sergiledi. İsrail Başbakanı Naftali Bennett, "İran'ın nükleer silah sahibi olmasına izin vermeyeceğiz" diyerek ABD'nin yanında olduklarını belirtti. Bölgedeki petrol fiyatları, Trump'ın açıklamasının ardından %5'in üzerinde yükseldi. Uzmanlar, ABD'nin yeni yaptırımlar veya askeri bir müdahale seçeneğini masaya koyabileceğini, bunun da küresel enerji krizini derinleştirebileceğini ifade ediyor.
Diplomatik cephede ise Avrupa Birliği, tarafları sağduyuya çağırdı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz, ateşkesin korunması için ortak bir girişim başlattıklarını duyurdu. Ancak Trump yönetiminden gelen sinyaller, diplomasiye pek sıcak bakılmadığını gösteriyor. Bu durum, İran'ın Rusya ve Çin'le olan bağlarını daha da sıkılaştırmasına neden olabilir. Moskova ve Pekin, BM Güvenlik Konseyi'nde ABD'ye karşı ortak bir tavır alarak yeni yaptırımların önüne geçmeye çalışabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump-İran geriliminin yeniden alevlenmesi, Türkiye için kritik bir sınamadır. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Irak üzerinden karşılamakta; ayrıca Suriye ve Irak'ta İran destekli gruplarla sahadaki angajmanı sürmektedir. Ateşkesin sona ermesi, Türkiye'yi hem ekonomik hem de güvenlik açısından zorlayacaktır. Tahran'a yönelik olası yeni ABD yaptırımları, doğalgaz ve petrol tedarikinde aksamalara yol açabilir. Güvenlik boyutunda ise, İran'ın PKK/YPG'ye yönelik politikasında sertleşme veya tersine bir yumuşama yaşanması mümkündür. Türkiye, bu krizde hem ABD hem İran'la diyaloğu sürdürerek, bölgede yangının büyümesini engellemeye çalışan bir denge siyaseti izlemek durumundadır.