İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Save the Children, Başbakan Keir Starmer'ın görevden ayrılmasına saatler kala yaptığı bir sosyal medya paylaşımıyla İşçi Partisi hükümetiyle sert bir tartışmaya girdi. Kuruluş, paylaşımında Starmer'ı Gazze'deki sivil ölümlerinde 'suç ortaklığı' yapmakla suçlayınca, hükümetin yardım kuruluşuna finansman sağlayan başlıca aktörlerden biri olduğu biliniyor. Yetkililer, Save the Children'dan bu açıklamalar için yazılı bir izahat talep etti.
Gelişmenin arka planı
Save the Children'ın resmi X hesabından yapılan paylaşımda, "Keir Starmer, Gazze'de binlerce çocuğun ölümüne göz yumarak bu trajedinin suç ortağı oldu. İnsani yardım kuruluşu olarak sessiz kalamayız" ifadeleri yer aldı. Paylaşım, Starmer'ın başbakanlık döneminin son gününe denk geldi ve kısa sürede binlerce kez paylaşıldı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı açıklamada, "Birleşik Krallık hükümeti, Gazze'de insani yardımların ulaştırılması için her türlü çabayı göstermektedir. Save the Children'ın bu asılsız iddiaları, hükümetimizin bölgedeki barış çabalarını baltalamaktadır" dedi. Hükümet kaynaklarına göre, yetkililer kuruluşun bu paylaşımının fonlama anlaşmalarına aykırı olduğunu düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gerilim, İngiltere'nin İsrail-Filistin çatışmasındaki tutumuna ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Starmer'ın selefi Rishi Sunak döneminde İngiltere, İsrail'in Gazze operasyonlarına koşulsuz destek verirken, Starmer yönetimi daha dengeli bir politika izlemeye çalışmış ancak insani ateşkes çağrılarına rağmen İsrail'e silah satışını durdurmamıştı. Save the Children gibi büyük yardım kuruluşları, Batılı hükümetleri İsrail'e askeri ve siyasi destek vermekle eleştiriyor. Kuruluşun bu hamlesi, sivil toplum-hükümet ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası olarak görülüyor. Öte yandan, Starmer'ın istifası sonrası İşçi Partisi'nin yeni liderinin izleyeceği politika merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Save the Children-İngiltere hükümeti arasındaki bu kriz, Türkiye'nin de yakından takip ettiği Gazze insani krizine dikkat çekiyor. Türkiye, Filistin davasını destekleyen açıklamaları ve bölgeye gönderdiği insani yardımlarla biliniyor. Bu olay, Batılı ülkelerin Gazze politikalarına yönelik iç muhalefetin arttığını gösteriyor. Türkiye için bu durum, diplomatik alanda elini güçlendirebilir; çünkü Ankara, uluslararası platformlarda Filistin'e destek talep ederken, Batılı kamuoylarında da benzer eleştirilerin yükseldiğini gözlemleyebilir. Ancak yardım kuruluşlarının siyasi tartışmalara çekilmesi, insani yardımın tarafsızlığı ilkesini zedeleme riski taşıyor.