İsrail güçleri, işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait evleri yıkmaya devam ediyor. Son olarak, Şeyh Cerrah ve Silvan bölgelerinde onlarca evin yıkımı tamamlandı. Yerel kaynaklara göre, bu yıkımların amacı, bölgede bir park inşa etmek. Filistinli aileler, yıllardır yaşadıkları evlerinden zorla çıkarıldıklarını ve uluslararası hukuka aykırı bu uygulamanın geleceklerini yok ettiğini söylüyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında Doğu Kudüs'te 173 Filistin yapısı yıkıldı veya zorla boşaltıldı.
Gelişmenin arka planı
İsrail'in Doğu Kudüs'teki yıkım politikası, 1967 savaşından bu yana devam ediyor. İsrail, Doğu Kudüs'ü ilhak etmiş olsa da, uluslararası toplum bu bölgeyi işgal altında kabul ediyor. Filistinliler, evlerini inşa etmek için İsrail'den izin almakta büyük zorluk çekiyor; izinlerin yalnızca yüzde 5'i onaylanıyor. Bu nedenle birçok aile, ruhsatsız yapı olarak nitelendirilen evlerinde yaşıyor ve bu evler sık sık yıkım tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Son yıkımlar, İsrail'in Kudüs'teki Yahudi yerleşimini artırma planının bir parçası olarak görülüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu uygulamaların savaş suçu teşkil edebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğu Kudüs'teki yıkımlar, sadece Filistinliler için değil, tüm Ortadoğu için ciddi sonuçlar doğuruyor. Bu tür eylemler, iki devletli çözümün temelini zayıflatıyor ve bölgedeki gerilimi artırıyor. ABD ve Avrupa Birliği, yıkımları kınarken, İsrail hükümeti bunu güvenlik ve kalkınma gerekçesiyle savunuyor. Ancak uluslararası toplum, bu tür tek taraflı adımların barış sürecine zarar verdiğini vurguluyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı, konuyu Birleşmiş Milletler'e taşıyarak acil önlem alınmasını talep etti. Özellikle Suudi Arabistan ve Ürdün, yıkımların durdurulması için diplomatik girişimlerde bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Kudüs'teki Filistinlilere yönelik yıkım politikalarını sürekli olarak kınamış ve Kudüs'ün statüsünün korunması gerektiğini vurgulamıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve bölgesel aktör olarak rolünü pekiştirmektedir. Aynı zamanda, Türkiye ile İsrail arasında son dönemde normalleşme adımları atılsa da, Kudüs meselesi iki ülke arasında hassas bir konu olmaya devam etmektedir. Türkiye'nin bu konudaki tutumu, hem Arap kamuoyu nezdindeki itibarını hem de İslam dünyasındaki liderlik iddiasını etkileyebilir. Ekonomik açıdan ise, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'nin enerji ve ticaret projelerini olumsuz etkileyebilir.