Gazze'de 7 Ekim'den bu yana devam eden İsrail saldırıları, sözde ateşkes ilanına rağmen kesintisiz sürüyor. MEMO'nun yeni haftalık serisinin ilk bölümünde, soykırımdan sağ kurtulan Motasem A Dalloul, bölgedeki yaşam mücadelesini ilk ağızdan aktardı. Dalloul, gıda ve su kıtlığı, sağlık hizmetlerinin tamamen çöküşü, şiddetli soğuk ve İsrail'in sürekli ihlalleri karşısında halkın her gün ölümle burun buruna olduğunu belirtti. Ateşkesin yalnızca kâğıt üzerinde kaldığını vurgulayan Dalloul, uluslararası toplumun sessizliğini eleştirdi.
Ateşkesin Gölgesinde Günlük Hayat: Açlık, Soğuk ve Sağlık Kriz
Dalloul, Gazze'de ateşkes ilanının ardından bile İsrail ordusunun hava saldırılarına devam ettiğini, kara birliklerinin ise yer yer ilerlediğini kaydetti. Filistinlilerin, evlerine dönmeye çalışırken sürekli tehdit altında olduğunu ifade etti. “Ateşkes var deniyor ama her an bir roket düşebilir, bir ev yıkılabilir. İnsanlar evlerine dönmeye korkuyor” dedi.
En acil sorun ise gıda ve temiz suya erişim. Dalloul, insanların çoğu zaman günde bir öğün yemekle yetindiğini, çocukların yetersiz beslendiğini anlattı. “Un ve pirinç bulmak mümkün değil. Yardımlar geliyor ama yetersiz ve adaletsiz dağıtılıyor” diye konuştu. Soğuk hava koşulları da eklenince, özellikle çadırlarda yaşamak zorunda kalan aileler için durum daha da vahim hale geliyor. Sağlık sistemi ise tamamen çökmüş durumda. Hastanelerde yeterli ilaç, doktor ve tıbbi malzeme yok. Dalloul, birçok hastanın tedavi edilemeden hayatını kaybettiğini aktardı.
Küresel Tepkisizlik ve Bölgesel Kutuplaşma
Gazze'de yaşanan insani felakete rağmen uluslararası toplumun tepkisizliği dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde alınan ateşkes kararları uygulanamazken, ABD ve Avrupa ülkeleri İsrail'e yönelik yaptırımlara yanaşmıyor. Dalloul, “Dünya bizi izliyor ama ses çıkarmıyor. Bu soykırımı durduracak güç onlarda, ama tercih etmiyorlar” ifadelerini kullandı. Bölgesel düzeyde ise İsrail-Hizbullah çatışmaları yeni bir cephe açma riski taşırken, İran'ın dolaylı müdahalesiyle tansiyon yükseliyor. Gazze savaşının Lübnan, Suriye ve Yemen'e sıçrama potansiyeli, diplomatik çabaları baltalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki ateşkes ihlalleri ve devam eden insani kriz, Türkiye'nin bölgesel ‘insani diplomasi’ vizyonunu doğrudan etkiliyor. Ankara, Filistin davasına verdiği tarihsel desteği sürdürse de, somut sonuç almakta zorlanıyor. Türkiye'nin Katar ve Mısır'la birlikte yürüttüğü ateşkes girişimlerinin yetersiz kalması, Orta Doğu'da etkinliğini sorgulatabilir. Öte yandan, İsrail'in saldırılarının sürmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve İsrail'le ticari ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektiriyor. Bu durum, Türk dış politikasının çok yönlü yaklaşımını test ediyor.