Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, bu hafta ABD Başkanı Donald Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmenin başarısının, sahadaki somut gelişmelere, özellikle ateşkes anlaşmasının uygulanması ve İsrail güçlerinin güney Lübnan'dan tamamen çekilmesine bağlı olduğunu belirtti. Berri, yerel bir gazeteye verdiği demeçte, "Görüşmenin başarısı kağıt üzerindeki vaatlerle değil, sahada yaşananlarla ölçülecek. Lübnan için asıl önemli olan, 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı'nın tam olarak uygulanması ve İsrail'in işgal ettiği topraklardan çekilmesidir" ifadelerini kullandı.
Görüşmenin Arka Planı ve Tarafların Beklentileri
Trump ile Aoun arasındaki görüşme, Lübnan'ın derin ekonomik kriz ve siyasi belirsizlikle boğuştuğu bir dönemde gerçekleşiyor. Aoun, uluslararası destek arayışında ve özellikle ABD'nin İsrail üzerindeki baskısının artırılmasını istiyor. Beyrut yönetimi, İsrail'in Hizbullah'a yönelik operasyonlarını durdurması ve güneydeki işgal altındaki bölgelerden çekilmesi için Washington'un arabuluculuğuna bel bağlamış durumda. Öte yandan Trump yönetimi, İsrail'in güvenliği konusunda net bir tutum sergiliyor ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda Lübnan hükümetine baskı yapıyor.
Lübnanlı yetkililere göre, Aoun-Trump görüşmesinin ana gündem maddeleri arasında 1701 sayılı kararın uygulanması, sınır anlaşmazlıkları, Lübnan'ın ekonomik kurtarma planı için uluslararası yardım ve Hizbullah'ın bölgesel faaliyetleri yer alıyor. Berri, "Lübnan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda geri adım atmayacağız. ABD'den tarafsız bir arabuluculuk bekliyoruz" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu görüşme, Ortadoğu'da artan gerilimin ortasında gerçekleşiyor. İsrail ile Hizbullah arasındaki sınır çatışmaları son haftalarda yoğunlaşırken, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) bölgede ateşkesi korumakta zorlanıyor. ABD'nin bölgedeki müttefiki İsrail, kuzey sınırında askeri yığınak yaparken, İran destekli Hizbullah da güney Lübnan'da mevzilerini güçlendiriyor.
Uzmanlar, Trump'ın Lübnan ile ilgili tutumunun, İsrail ile normalleşme anlaşmaları (Abraham Anlaşmaları) bağlamında şekillendiğini belirtiyor. Washington, Lübnan'ı da bu sürece dahil etmeye çalışıyor ancak Hizbullah'ın siyasi ve askeri gücü, Beyrut'un hareket alanını kısıtlıyor. Ayrıca, Fransa ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler de Lübnan'daki istikrarı sağlamak için çaba gösteriyor. Ancak, kaynaklara göre, Trump'ın Lübnan'a yönelik somut bir taahhüt vermesi beklenmiyor; daha çok, mevcut durumu değerlendirme ve tarafları müzakereye teşvik etme amaçlı bir görüşme olması öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Lübnan ile olan yakın ilişkileri ve bölgesel politikaları açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklerken, İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimin tırmanmasından endişe duyuyor. Ankara, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve bölgesel istikrar açısından Lübnan'ın kırılgan yapısının korunmasını önemsiyor. Ayrıca, Türkiye'nin Lübnan'da faaliyet gösteren Türk okulları ve iş insanları bulunuyor; bu nedenle ülkedeki siyasi istikrar doğrudan Türk çıkarlarını etkiliyor. Trump-Aoun görüşmesi, ABD'nin bölgesel politikalarının bir yansıması olarak Türkiye tarafından yakından takip edilecek.