Küresel enerji ticaretinin can damarlarından biri olan Babü'l-Mendeb Boğazı, ABD ile İran arasında tırmanan gerilimde yeni bir cephe olarak öne çıkıyor. "Gözyaşı Kapısı" olarak da bilinen bu stratejik su yolu, özellikle Suudi Arabistan'ın Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ardından hayati önem kazandı. Yemen açıklarında yer alan boğaz, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayarak dünya petrol taşımacılığının yaklaşık %10'una ev sahipliği yapıyor.
Stratejik önemi ve arka plan
Babü'l-Mendeb, dar yapısı ve coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca büyük güçlerin ilgisini çekti. Yaklaşık 30 kilometre genişliğindeki boğaz, Yemen ve Cibuti arasında uzanıyor. Buradan günlük ortalama 6,2 milyon varil petrol geçiyor. İran'ın 2019'da Hürmüz Boğazı'nı tehdit etmesiyle Suudi Arabistan ve BAE, alternatif rotaları devreye sokmak zorunda kaldı. Ancak Babü'l-Mendeb de güvenlik risklerinden muaf değil; Yemen'deki İran destekli Husiler, boğaz yakınlarında mayın döşeme ve gemilere saldırı düzenleme kapasitesine sahip.
ABD Donanması, bölgedeki varlığını artırarak seyrüsefer serbestisini güvence altına almaya çalışıyor. Buna karşılık İran, Husilere verdiği desteği artırarak boğazı bir baskı aracı olarak kullanma niyetini gösteriyor. Suudi Arabistan ise petrol ihracatının büyük kısmını bu rotadan yaptığı için olası bir kapanmaya karşı stratejik petrol rezervlerini artırmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Babü'l-Mendeb'de yaşanacak bir kriz, yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı'na uzanan hat, Asya-Avrupa ticaretinin bel kemiğini oluşturuyor. Boğazın kapanması, gemilerin Afrika'nın güneyini dolaşmasına yol açacak ve taşımacılık maliyetlerini ciddi şekilde artıracaktır. Ayrıca Mısır, Ürdün ve Doğu Afrika ülkeleri için de hayati önem taşıyan bu su yolu, insani yardım ve gıda ithalatı açısından kritik bir role sahip.
İran'ın bu boğaz üzerindeki dolaylı kontrolü, ABD'nin bölgedeki müttefiklerini endişelendiriyor. ABD, son olarak bölgeye bir uçak gemisi ve denizaltı konuşlandırarak caydırıcılığını pekiştirdi. Ancak uzmanlar, Husilerin elindeki gemisavar füzelerin ve insansız hava araçlarının boğazı fiilen tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak Babü'l-Mendeb'deki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilir. Boğazın olası bir kapanması veya güvenlik riskleri, petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu artırabilir. Ayrıca Körfez ülkeleriyle gelişen ticari ilişkiler ve Katar'a yönelik enerji bağımlılığı, bu rotanın güvenliğini Ankara için stratejik hale getiriyor. Türkiye'nin Somali ve Sudan'daki askeri varlığı, bölgedeki güç dengesi açısından önemli olsa da, doğrudan boğazın güvenliğine katkı sağlamıyor. Ankara'nın hem ABD hem de İran'la diyalog kanallarını açık tutarak olası bir krizde arabulucu rolü oynaması mümkün görünüyor.