İngiltere'de İş ve Emeklilik Bakanı Jonathan Reynolds, platform ekonomisinde çalışanların hukuki statüsünü belirleyen testte köklü bir değişiklik önerdi. Reynolds'a göre mevcut kurallar, bir işçinin kendi yerine başka birini atayıp atamadığına aşırı vurgu yapıyor; bu da Deliveroo gibi şirketlerin kuryelerini "serbest çalışan" olarak göstermesine olanak tanıyor. Öneri, İşçi Partisi hükümetinin platform çalışanlarına daha fazla hak tanıma yönündeki ilk somut adımı olarak değerlendiriliyor.
Testin Arka Planı ve Deliveroo Davası
İngiltere'de bir işçinin "işçi" (worker) mi yoksa "serbest çalışan" (self-employed) mı sayılacağı, bir dizi hukuki kriterle belirleniyor. Bu kriterler arasında işin kişisel olarak yapılması zorunluluğu, kontrol derecesi ve ikame hakkı gibi unsurlar yer alıyor. Deliveroo davasında Yüksek Mahkeme, kuryelerin işlerini başka birine devretme hakkına sahip olmasını gerekçe göstererek onları "serbest çalışan" kabul etmişti. Ancak sendikalar ve işçi hakları savunucuları, bu hakkın pratikte nadiren kullanıldığını ve şirketlerin bu boşluğu suiistimal ettiğini savunuyor.
Reynolds'un önerisi, ikame hakkının ağırlığını azaltarak, işin niteliğine ve taraflar arasındaki gerçek ilişkiye daha fazla odaklanılmasını amaçlıyor. Böylece, fiilen bir platforma bağımlı olarak çalışan ve işini başkasına devretme imkânı bulunmayan kuryelerin "işçi" statüsü kazanması kolaylaşacak. Bu statü, asgari ücret, hastalık izni ve yıllık izin gibi temel hakları beraberinde getiriyor.
İşçi Partisi'nin seçim manifestosunda yer alan "çalışanların haklarını güçlendirme" vaadi kapsamında atılan bu adım, Birleşik Krallık'ta gig ekonomisi olarak bilinen platform çalışanları için önemli bir dönüm noktası olabilir. Deliveroo, Uber, Just Eat gibi şirketler, milyonlarca kişiyi istihdam ediyor ve bu işçilerin büyük çoğunluğu sosyal güvenceden yoksun.
Küresel Boyut ve Ekonomik Etkiler
Platform ekonomisi dünya genelinde hızla büyüyor. Dünya Bankası verilerine göre, küresel gig ekonomisi 2025 itibarıyla 500 milyar doları aşmış durumda ve 2030'a kadar 1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyümede, esnek çalışma modelinin işverenlere sağladığı maliyet avantajları önemli rol oynuyor. Ancak aynı zamanda, milyonlarca platform çalışanı düşük ücret, güvencesizlik ve sosyal haklardan mahrumiyet sorunlarıyla karşı karşıya.
İngiltere'deki bu düzenleme girişimi, AB'nin platform çalışanlarına yönelik yeni yönergesiyle paralellik gösteriyor. AB, 2024'te kabul ettiği yönergede, platformların çalışanların statüsünü belirlemede şeffaf olmasını ve yanlış sınıflandırmaya karşı önlem almasını şart koşuyor. İngiltere, Brexit sonrası dönemde kendi iç hukukunda benzer bir adım atarak, Avrupa'daki genel eğilime uyum sağlamaya çalışıyor.
Öte yandan, işveren örgütleri ve platform şirketleri, bu tür düzenlemelerin esnek çalışmayı sekteye uğratacağını ve istihdamı azaltacağını savunuyor. Deliveroo sözcüsü, "Kuryelerimizin büyük çoğunluğu bağımsız çalışmayı tercih ediyor; onları geleneksel istihdam kalıbına sokmak bu esnekliği yok eder" açıklamasını yaptı. Ancak sendikalar, esnekliğin sadece işveren lehine olduğunu, işçilerin hiçbir güvenceye sahip olmadığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de platform ekonomisi hızla yaygınlaşıyor; kurye, taksi ve yemek dağıtım sektörlerinde on binlerce kişi bu modelle çalışıyor. İngiltere'deki düzenleme girişimi, Türkiye'deki yasal boşluğa ışık tutuyor. Türkiye'de platform çalışanları genellikle "serbest meslek erbabı" olarak gösteriliyor ve sosyal güvenceden yoksun bırakılıyor. İngiltere'nin attığı adım, Türkiye'deki sendikalar ve uzmanlar için emsal oluşturabilir; ancak Türkiye'nin kendi hukuk sisteminde benzer bir değişiklik için siyasi irade ve işveren direncinin aşılması gerekiyor. Ayrıca, küresel platform şirketlerinin Türkiye'deki faaliyetleri, olası bir düzenlemede vergi ve istihdam politikalarını da etkileyecek.