ABD'nin New York eyaletindeki Cornell Üniversitesi'nde bir öğrencinin tecavüz iddiası, ülke genelinde ebeveynler arasında cinsel rıza (consent) konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Olay, on yıllardır süren kampüs karşıtı cinsel saldırı kampanyalarına ve #MeToo hareketinin yarattığı farkındalığa rağmen, üniversite kampüslerinde cinsel saldırı vakalarının neden azalmadığı sorusunu gündeme getirdi. Aileler, çocuklarına küçük yaşlardan itibaren rıza kavramını nasıl öğreteceklerini sorgularken, uzmanlar da mevcut eğitim programlarının etkinliğini tartışıyor.
Olayın Arka Planı ve Kampüs Kültürü
Cornell Üniversitesi'nde ortaya atılan iddiaya göre, bir öğrenci kampüs içinde cinsel saldırıya uğradı. Olayın ardından üniversite yönetimi soruşturma başlatırken, öğrenci grupları ve kampüs aktivistleri konunun üzerine gitme sözü verdi. Ancak asıl tartışma, bu tür olayların neden hâlâ yaşandığı ve önlenmesi için ne yapılabileceği üzerine yoğunlaştı. ABD'de 2011 yılında federal hükümetin üniversitelere cinsel saldırı vakalarını bildirme zorunluluğu getirmesinden bu yana, kampüslerde farkındalık artırıcı programlar yaygınlaştı. Buna rağmen araştırmalar, öğrencilerin önemli bir kısmının rıza kavramını tam olarak anlamadığını veya yanlış yorumladığını gösteriyor.
Uzmanlara göre, kampüslerdeki eğitimler genellikle birkaç saatlik seminerlerle sınırlı kalıyor ve öğrencilerin davranışlarını değiştirmede yetersiz kalıyor. Ayrıca, üniversite yönetimlerinin vakaları örtbas etme eğilimi ve mağdurların şikayet süreçlerinde yaşadığı zorluklar, sorunun daha da derinleşmesine neden oluyor. Cornell özelinde, olayın ardından bazı öğrenciler üniversitenin cinsel saldırı politikalarını gözden geçirmesi çağrısında bulundu.
Ebeveynler ve Rıza Eğitimi
Bu tür olaylar, ebeveynlerin çocuklarıyla cinsel rıza hakkında ne zaman ve nasıl konuşmaları gerektiği sorusunu da beraberinde getiriyor. ABD'de bazı eyaletler, ortaokul ve liselerde rıza eğitimini zorunlu hale getirdi. Ancak bu eğitimlerin içeriği eyaletten eyalete büyük farklılıklar gösteriyor. Muhafazakâr gruplar, bu tür eğitimlerin aile değerlerine müdahale olduğunu savunurken, ilerici gruplar ise daha kapsamlı ve yaşa uygun eğitim çağrısı yapıyor.
Cornell olayı, sadece bir kampüs sorunu olmanın ötesinde, ABD toplumunun cinsiyet eşitliği ve cinsel şiddet konusundaki genel yaklaşımını yansıtıyor. #MeToo hareketinin zirve yaptığı 2017-2018 döneminde birçok ünlü isim cinsel saldırı suçlamalarıyla gündeme gelmiş ve toplumsal farkındalık artmıştı. Ancak aradan geçen yıllarda somut yasal ve eğitsel değişiklikler sınırlı kaldı. Uzmanlar, kültürel değişimin yasal düzenlemelerden daha yavaş ilerlediğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki kampüs cinsel saldırı vakaları, yalnızca ülke içi bir mesele değil; küresel ölçekte de benzer sorunlar yaşanıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde her üç kadından biri yaşamı boyunca fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Üniversite kampüsleri ise bu şiddetin yoğunlaştığı ortamlardan biri. Avrupa'da da benzer kampanyalar yürütülüyor; örneğin İngiltere'de 2021'de bir öğrencinin öldürülmesinin ardından kampüs güvenliği tartışmaları yeniden alevlenmişti.
Türkiye'de de üniversite kampüslerinde cinsel saldırı ve taciz vakaları zaman zaman gündeme geliyor. Türkiye'de 2020'de imzalanan İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, kadın hakları savunucuları tarafından eleştirilmişti. Ancak kampüslerde rıza eğitimi konusunda henüz kapsamlı bir ulusal program bulunmuyor. Cornell olayı, Türkiye'deki üniversiteler için de bir uyarı niteliği taşıyor: Cinsel saldırıları önlemede etkili politikalar geliştirmek için sadece kampanyalar değil, sistematik eğitim ve yasal yaptırımlar şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cornell Üniversitesi'ndeki tecavüz iddiaları ve ABD'deki rıza eğitimi tartışmaları, Türkiye için doğrudan bir dış politika konusu olmasa da toplumsal ve hukuki açıdan önemli dersler içeriyor. Türkiye'de üniversite kampüslerinde cinsel saldırı vakaları nadiren kamuoyuna yansıyor; birçok mağdur, damgalanma korkusuyla şikayetçi olmaktan çekiniyor. ABD'deki tartışma, rıza kavramının küçük yaşlardan itibaren eğitim müfredatına entegre edilmesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi, bu alandaki uluslararası işbirliğini zayıflatmış durumda. Kampüs güvenliği ve cinsel şiddetle mücadelede etkili politikalar geliştirmek, Türkiye'nin kadın hakları ve gençlik politikaları açısından kritik bir sınav olarak öne çıkıyor.