İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran'ın başkenti Tahran'da geniş çaplı bir tahliye emri yayınladı. Emir, İsrail'in İran'a yönelik olası hava saldırıları öncesinde geldi. IDF sözcüsü, Tahran'ın belirli bölgelerinde yaşayan sivillere derhal bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu. Bu gelişme, Orta Doğu'da tansiyonun son yılların en yüksek seviyesine ulaştığı bir dönemde kaydedildi.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile İran arasındaki gerilim, uzun süredir devam eden gizli savaşın açık çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Son haftalarda İran'ın nükleer programına yönelik endişeler ve bölgedeki vekil güçler üzerinden yürütülen mücadele, iki ülkeyi karşı karşıya getirdi. İsrail, İran'ın nükleer silah edinme çabalarını kırmızı çizgi olarak nitelendiriyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. Tahliye emri, olası bir İsrail hava operasyonunun habercisi olarak yorumlanıyor.
IDF'nin açıklamasına göre, Tahran'ın güney banliyöleri ve askeri tesislerin bulunduğu bölgeler öncelikli tahliye alanları arasında. İran makamları henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak başkentte panik havasının hâkim olduğu ve bazı bölgelerde uzun kuyruklar oluştuğu bildiriliyor. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplanma ihtimali konuşuluyor.
İsrail'in tahliye emri, sadece askeri bir hazırlık değil, aynı zamanda psikolojik bir baskı aracı olarak da değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür emirlerin sivil kayıpları en aza indirmeyi amaçladığını, ancak aynı zamanda karşı taraf üzerinde korku ve belirsizlik yaratarak stratejik avantaj sağladığını belirtiyor. İran'ın olası bir saldırıya karşı hava savunma sistemlerini alarma geçirdiği ve bazı askeri birliklerini yeniden konuşlandırdığı istihbarat raporlarına yansıdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olası bir İsrail-İran çatışması, Orta Doğu'nun tamamını etkileyebilecek bir yangına dönüşebilir. Lübnan'daki Hizbullah, Suriye'deki İran destekli gruplar ve Yemen'deki Husiler, İran'ın vekil güçleri olarak anılıyor ve bu aktörlerin çatışmaya dahil olması durumunda savaş çok cepheli hale gelebilir. ABD, bölgedeki askeri varlığını artırırken, uçak gemisi gruplarını Doğu Akdeniz'e kaydırdı. Rusya ve Çin, taraflara itidal çağrısı yaparak çatışmanın genişlemesini istemediklerini belirtti.
Küresel enerji piyasaları da bu gelişmeden olumsuz etkileniyor. Brent petrol fiyatları, tahliye emrinin ardından yüzde 5'in üzerinde artış gösterdi. Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatının aksaması durumunda, dünya ekonomisinin ciddi bir enerji kriziyle karşılaşabileceği uyarısı yapılıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın nükleer tesislerine yönelik herhangi bir saldırının radyolojik riskler taşıdığını vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Tahran'a yönelik tahliye emri, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile 560 kilometrelik ortak sınıra sahip ve bölgedeki istikrarsızlık doğrudan Türkiye'yi etkiliyor. Olası bir savaş, mülteci akınını tetikleyebilir, enerji arz güvenliğini tehdit edebilir ve Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını zedeler. Ayrıca Türkiye, NATO üyesi olarak İran ile Batı arasında denge politikası yürütüyor. Ankara'nın çağrısı, taraflar arasında acil diyalog ve diplomasi kanallarının açık tutulması yönünde olacaktır.